Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Hafta'nın Konuğu

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Haftanın konuğu: Proleter_Sosyalist / 22.06-29.06.'15
Cevaplar
34
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
3106
Önceki Konu
önceki Konu
Konu Kapatılmıştır
 
Seçenekler Stil
Alt 22.Haziran.2015, 16:26   #1
 
Arminas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arminas
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ağustos.2013
Üye No: 47325
Bulunduğu yer: Anarres
Mesajlar: 454
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 518
166 Mesajına 374 Teşekkür Aldı
Standart Haftanın konuğu: Proleter_Sosyalist / 22.06-29.06.'15

Forumda yer yer tartıştığımız, görüş ayrılıklarına düştüğümüz bir arkadaşımızı farklı açılardan, farklı konularda daha iyi tanımaya ne dersiniz?
Bence güzel olur. : )

Soruları ben başlatayım,

Proleter_sosyalist arkadaş hangi sporlardan hoşlanır, aktif olarak spor yapar mı?

Seviyeli, eğlenceli, anlayışlı bir başlık olması dileğimle.
Arminas isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Arminas Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 10 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 16:41   #2
 
paktalos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
paktalos
Hukuk Danışmanı
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Ocak.2010
Üye No: 27954
Mesajlar: 552
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 276
254 Mesajına 735 Teşekkür Aldı
Standart

merhaba proleter sosyalist,

hocam senin hikayen nedir? kastettiğim şey idolojik olarak bilincini ilk oluşturan şeyler... çocukluktan ergenlikten gençlikten... ve hayal kırıklılıkları? neredeyse tüm sosyalistlerde vardır içinde kalan bir ukde.

seni ideolojik olarak yolculuğunda etkileyen nelerdi?
______________________________________________________
bir alışveriş yapmadım naktı ömür oldu heba
yola geldim lakin cümle kervan göçmüş bi haber
paktalos isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
paktalos Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 8 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 16:46   #3
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Forumun tepki toplayan kesimlerinden birinin bir parçası olarak içinde bulunacağım tartışma nasıl ilerleyecek bende merak ediyorum.

Soruya gelirsem; futbol, basketbol ve tenis izlemeyi severim. Özellikle lisedeyken futbol manyağıydım denebilir. Hem Türkiye'de ki hemde Avrupa'da ki çoğu maçı izler ve devamında spor tartışma programlarını da sürekli izlemekten büyük keyif alırdım. Fanatik bir Fenerbahçeliydim. Ama üniversiteye gelişim ve gitgide siyasete kanalize oluşumla birlikte spordan koptum, spora aşırı büyük anlamlar yüklemenin yanlış olduğuna karar verdim. Yine arada maçları izlerim genelde derbiler ama eskisi gibi ilgili değilim.

Spor yapma olarak basket, futbol ve masa tenisi oynarım. Lisedeyken özelllikle çok basket oynardım, bayağı geliştirmiştim kendimi. Ama üniversiteye geldiğimden beri eskisi kadar spor yapamıyorum. Çok ender ya arada pikniğe gittiğimizde oynuyorum yada zaman zaman mahalledeki sahada.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Proleter Sosyalist Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 7 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 16:56   #4
 
Akseymen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Akseymen
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 24.Şubat.2012
Üye No: 42196
Bulunduğu yer: ANTALYA
Mesajlar: 2,990
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 10,054
1,690 Mesajına 4,230 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Proleter Sosyalist Nickli Üyeden Alıntı
Forumun tepki toplayan kesimlerinden birinin bir parçası olarak içinde bulunacağım tartışma nasıl ilerleyecek bende merak ediyorum.

Soruya gelirsem; futbol, basketbol ve tenis izlemeyi severim. Özellikle lisedeyken futbol manyağıydım denebilir. Hem Türkiye'de ki hemde Avrupa'da ki çoğu maçı izler ve devamında spor tartışma programlarını da sürekli izlemekten büyük keyif alırdım. Fanatik bir Fenerbahçeliydim. Ama üniversiteye gelişim ve gitgide siyasete kanalize oluşumla birlikte spordan koptum, spora aşırı büyük anlamlar yüklemenin yanlış olduğuna karar verdim. Yine arada maçları izlerim genelde derbiler ama eskisi gibi ilgili değilim.

Spor yapma olarak basket, futbol ve masa tenisi oynarım. Lisedeyken özelllikle çok basket oynardım, bayağı geliştirmiştim kendimi. Ama üniversiteye geldiğimden beri eskisi kadar spor yapamıyorum. Çok ender ya arada pikniğe gittiğimizde oynuyorum yada zaman zaman mahalledeki sahada.

Forumun renklerinden birisin dostum...Tartışsakta,bazen sinirlensekte,senin yürekli bir devrimci olduğunu biliyorum..Veeee sorumu patlatıyorum..

Siyasi geçmişin ve şimdiki durumun hakkında neler anlatabilirsin...?
Akseymen isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Akseymen Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 8 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 17:29   #5
 
spartaküs rızo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartaküs rızo
LA COMMÜNE ROJAWA-KOBANİ 2014
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 02.Aralık.2013
Üye No: 48501
Bulunduğu yer: Dünyalı...
Mesajlar: 4,720
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,745
2,192 Mesajına 4,808 Teşekkür Aldı
Standart

Lo Proleter sosyalist,
seni hala çözemedim fakat bazen vip li olupta sol maskesi takmış biri olduğunu sanıyorum,
fakat bazı yazılarınıda okuyunca buna inanmıyorum,
yaşın kaç,
ünveriste bitirdinse hangi ünveristeyi bitirdin,
ben bu gün ünveristelilerin durumunu olumlu görmüyorum,
eskiden ünveristeliler gecekondularda halkla bütünleşirlerdi,
bu gün bunu göremiyoruz sadec ünveriste içerisinde etkinler,
sizce bu devrimci hareketi cılızlaştırmada etkinmidir,
varsa çözüm önerileriniz,
KÖH yle demokratik devrimin şartlarını yaratmak için,
ne yapılmalı yoksa köh dışanmalımıdır,
dışlanırsa tdh nin hangi süreçte ne zaman etkinleşip,
kitleselleşecegine inanıyorsunuz sevgiler daim.
sorularımı ön yargısız samimiyetle soruyorum
______________________________________________________
Başka halklar üzerinde baskı uygulamak, özünde kendi halkı üzerindeki baskıyı, gizlemeye ve unutturmaya yöneliktir.
ŞEYH BEDREDDİN.

DİKTATÖRLÜK YIKILANA KADAR BİN DEFA SEÇİM OLSA BİN DEFADA

HDP
spartaküs rızo isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
spartaküs rızo Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 17:38   #6
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
paktalos Nickli Üyeden Alıntı
merhaba proleter sosyalist,

hocam senin hikayen nedir? kastettiğim şey idolojik olarak bilincini ilk oluşturan şeyler... çocukluktan ergenlikten gençlikten... ve hayal kırıklılıkları? neredeyse tüm sosyalistlerde vardır içinde kalan bir ukde.

seni ideolojik olarak yolculuğunda etkileyen nelerdi?
İdeolojik olarak ilk bilincimin etkilenmesi tarihle ilgilenişimle başlar. Orta okuldayken ve lisedeyken tarih derslerini çok sever, tarih hocalarımla sürekli sohbet eder, internetten tarih üzerine araştırmalar yapardım. Roma'yı, Osmanlı'yı, eski Türk devletlerini, Orta Çağ Avrupasını, 1789 devrimini bizdeki 1876 ve 1908 devrimlerini araştırır tüm bu geçmiş dönemleri öğrenip, anlamaya çalışarak, dünyanın ve Türkiye'nin nasıl bugünkü mevcut durumunda bulunduğunu kavramaya çalışırdım. Bunun yanında klasik romanlarıda okumaya başlamıştım ve özellikle Sefiller, Babalar ve Oğullar ile Ecinniler politik düşün dünyamda beni önemli ölçüde etkilemişti. Sefiller'in devrim için mücadele gençleri, babalar ve oğullardaki iki nihilist karakter ve ecinnilerdeki sergey neçayev'in izdüşümü olan yanılmıyorsam pyotr stepanovic karakteri beni çok etkilemişti. Burjuva demokratik devrimlerin ve burjuva devrimciliğinin hayranıydım denebilir. İşte tüm bu araştırmalarım ve çevreminde etkisiyle chp yönelimli, orta solcu bir genç olmuştum lisede. Yalnız çevreden kastım aile değildir. Ailem sıkı bir merkez sağcı aile. Anne tarafımdan geçmişte aktif siyasetin içinde yer almış, vekillik yapan insanlar bile var. Hatta annem sanıyorum orta sondum beni dedeme şikayet etmişti bu çocuk Chp'yi savunuyor diye. Daha çok arkadaş çevrem Chp ağırlıklıydı. Lisedeki bu tarih ve siyasete ilgim nedeniyle üniversitede siyaset bilimi bölümünü seçtim. Ve üniversiteye başladıktan sonra lisedeyken sosyalizme olan ön yargım hem aldığım ekonomi derslerinin etkisiyle (ekonomi hocamız liberaldi, sosyalizmi kötülemesi bende ters etki yarattı), hem de lisedeyken olan rahatlıktan uyanıp, dünyanın toz pembe olmadığı, milyonlarca insanın açlık, sefalet ve kölelik koşullarında yaşadığını, ülkemizin de bu durumdan azade olmadığı ve bunun için bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünmem bunlarla paralel olarak kimi Marksist yayınları okumaya başlamam sosyalist olmama yol açtı. Zaten bir kere karar verdikten sonra yaptığım kitap okumaları, girdiğim çevrelerle de git gide düşüncelerim pekişti, sosyalistliği içselleştirdim.

İçimde kalan ukte şudur; lisedeyken sevdiğim bir kız vardı. Ama çocukluğumunda etkisiyle çok saçma sapan bir ilişki olmuştu, kıza çok kötü davranmıştım. Şimdiki aklım olsa daha düzgün bir ilişki kurabilirdim. Onun dışında geçen yıl yine özel hayatımdaki kararsızlığımdan ötürü bir pişmanlığım var. Bunlar haricinde elbet günlük hayatta sürekli kafamızdan geçiririz 'ah şu durumda şöyle mi yapsaydım' vesaire diye ama büyük ukteler biriktirmek için daha çok gencim.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Proleter Sosyalist Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 6 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 18:21   #7
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Akseymen Nickli Üyeden Alıntı
Forumun renklerinden birisin dostum...Tartışsakta,bazen sinirlensekte,senin yürekli bir devrimci olduğunu biliyorum..Veeee sorumu patlatıyorum..

Siyasi geçmişin ve şimdiki durumun hakkında neler anlatabilirsin...?
Lisedeyken örgütlü değildim. Üniversiteye geldikten sonra sosyalist fikirlerle tanışmaya başlamamla birlikte bir gençlik örgütünde örgütlenmeye karar vermiştim . Zannediyorum o dönemlerdede FKF daha yeni kurulmuştu. Mimar Sinan'daki toplantılarını, Deniz Gezmiş heykeli olayını gazetelerden takip etmiştim. Solun tarihsel olarak önemli bir gençlik örgütünün böyle etkin bir şekilde yeniden kurulması hoşuma gitmişti. Fkf'yi dıştan takip ederken bu şekilde daha sonra Gezi olayları patladı. Bende o dönem ne şanslıyım ki Beyoğlunda yaşadığım için olayların ilk gününden beri içinde oldum. Özellikle 31 Mayıs gününü hala unutmam. Öğlen caddeye çıktığımızda akşama kesilir diye bekliyorduk çatışmalar ama akşam on binler İstiklaldeydi. Sonrası malum zaten. İşte bende Gezi olayları sırasında örgütlenmeye karar verdim ve hem Gezi'de Fkf çadırına gittim hemde Gezi sonrası üniversitemde onlarla iletişim kurdum, aralarına katıldım. Fkf'ye katıldıktan sonra ise süreç içinde daha önce politikalarını beğendiğim Tkp'nin de sempatizanı olarak etkinliklerine, faaliyetlerina katıldım. Tkp bölündüğünde HTKP'nin tarafında tutum aldım. Fkf içinde ve Htkp çevresinde siyasi faaliyetime devam ettim. Ancak şunuda belirteyim; evet Fkf ve Tkp çevresi içinde siyasetteydim ama Mahir Çayan'ın da bende her zaman özel bir yeri olmuştur. Onun teorileri beni çok etkilemiştir en çok yararlandığım Türkiyeli Markssittir. Ama Çayan'ın ardılları olduğunu söyleyen yapıları pek beğenmiyordum. Mesela Ödp çevresini fazla liberalizme bulanmış, diğer bazı çevreleri Kürt Hareketine fazla angaje olmuş, Cephe'yi ise feodal buluyordum. Ancak süreç içinde hem teorik bazda Çayan'ın tezlerini içsel olarak kendimle yeniden tartışmam, tezleriyle ilgili bazı makaleler okumam, mesela okuduğum Gramsci gibi teorisyenlerle karşılaştırmalarını yapmam, Raf ile ilgili yaptığım incelemeler, Çayan'ın bazı eleştirdiğim görüşlerinin aslında güncel siyasette hala işlevsel olabileceği, kapitalizmin hegemonyasını aşma noktasında önemli tespitleri olduğuna karar verdim. Diğer taraftan Cephe'ye ise fazla ön yargılı yaklaştığımı fark ettim. Daha öncede söyledim hatta bu konuyla ilgili bîr sitede yazı yazdım kısaca söylemek gerekirse bence devrim ezilen, yoksul mahallerden gelecek ve bu devrimi örgütlemek içîn halkın içinde duyduğu öfke ve adalet duygusunu pratiğe dökmemiz, somutta bu arayışlara cevap verip halkın ön yargılarının, yenememezlik duygusunun soluğunu kesip mücadelesinin önünün açılmasına ön ayak olmamız lazım. Bunun yanında yerellerde yeni bîr yaşam örgütleyip devrimi yarından değil bugünden başlatmamız lazım. Bu anlattığım perspektife en yakın örgüt olarak Cephe'yi görüyorum. Dolayısıyla bugün artık Fkf, Htkp ve kurulduğundan beri meclislerine katıldığım, etkinliklerine katıldığım Bhh ile birebir benzer düşünüyorum diyemem.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Proleter Sosyalist Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 5 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 19:16   #8
 
ÖzgürToplum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplum
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 18.Mart.2015
Üye No: 52098
Mesajlar: 673
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 300
190 Mesajına 301 Teşekkür Aldı
Standart

vayyy sıra bizim proleter sosyal faşistte ha böyle dediğime bakma benden gençsin o yüzden alay ediyorum.Eğer genç olmasaydın alay etmez saldırırdım (arasıra yaptığım gibi ).Çünkü ben de gencim moruklardan hiç haz etmem

eski üniversiteliler gibisin iyi okuyorsun.Bu takdir edilmesi gereken bir şeydir bugün ki üniversitelilere göre çok farklı bir BİRİKİM katar YAŞAMLA ilgili olmak.Çünkü bence onlar yaşamla ilgili değiller derler ya "anı yaşa" nasıl bir bencilce bir görüşsse insanoğlunun tepesine biniyor bir daha da inmiyor vallahi.


eskiden üniversite çalışmaları daha halk içerisine taşardı.Gençlik örgütlenmesi bu kadar dar değildi.Sen de bir üniversiteli olarak bugün nasııl bir örgütlenme var biliyorsundur.Gezi süreciyle ne kadar değişti??? üniversitelerde nasıl hissedildi???
ÖzgürToplum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
ÖzgürToplum Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 22.Haziran.2015, 19:22   #9
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
spartaküs rızo Nickli Üyeden Alıntı
Lo Proleter sosyalist,
seni hala çözemedim fakat bazen vip li olupta sol maskesi takmış biri olduğunu sanıyorum,
fakat bazı yazılarınıda okuyunca buna inanmıyorum,
yaşın kaç,
ünveriste bitirdinse hangi ünveristeyi bitirdin,
ben bu gün ünveristelilerin durumunu olumlu görmüyorum,
eskiden ünveristeliler gecekondularda halkla bütünleşirlerdi,
bu gün bunu göremiyoruz sadec ünveriste içerisinde etkinler,
sizce bu devrimci hareketi cılızlaştırmada etkinmidir,
varsa çözüm önerileriniz,
KÖH yle demokratik devrimin şartlarını yaratmak için,
ne yapılmalı yoksa köh dışanmalımıdır,
dışlanırsa tdh nin hangi süreçte ne zaman etkinleşip,
kitleselleşecegine inanıyorsunuz sevgiler daim.
sorularımı ön yargısız samimiyetle soruyorum
21 yaşındayım. Hala okuyorum siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler öğrencisiyim. Aslında üniversitelilerin gecekondularla bağ kopukluğu görüşlerinde haklısın. Ama bu sırf üniversitelilere yada daha doğrsu bugüne özgü bir durum değil. Özellikle 90 sonrası işçi sınıfı mahalleriyle, gecekondu mahalleriyle orta sınıfların, gençliğin bağları sınırlanmaya başladı. Doksanlarla birlikte bu mahallerin varoş denip küçümsenmeye başladığını buralarda yok edilmesi gereken ötekilerin yani bir nevi mikropların yaşadığı medya üzerinden propaganda edilmeye başladı. Devlet de hem buralarda mafyayı, uyuşturucuyu, fuhuşu tetiklemesiyle hemde buralarda devrimcilere karşı oluşturduğu baskı ortamıyla bu propagadanın altyapısal zemini hazırladı. 90'larla birlikte ohal durumunun doğudan batının yoksul mahallelerini taşınmaya başladığını, devletin buralarda belli bir politik güce ulaşan solun önünü kesmek için terörü bitireceğiz lafzı altında kendinin terörizme başvurduğunu görüyoruz. Devletin buralarda uyguladığı baskıyla, şiddetle, mahalle girişlerine koyduğu arama timleriyle, özel harekat timlerinin mahalle girişindeki kalaşniloflu kimlik arama görüntüleriyle buranın dışarıya bir şiddet mekanı olarak tasvir edildiğini ve bunun sonucu olarak insanlara buraya gelmeyin mesajı verildiğini görüyoruz. Açıkçası bu işe yarıyorda bence. Bugün bile bu kopukluk devam ediyor. Bir tarafta sürekli tomaların, tankerlerin, polislerin ve buna karşılık barikatların gölgesinde bir yaşam varken diğer tarafta 'normal' bir yaşam devam ediyor ve bu iki taraf birbirinden soyutlanıyor. Bir şehrin içinde aslında iki şehir oluşturuluyor ve emekçîlerin îki katmanı (beyaz ve mavi yakalılar) birbirinden habersiz, kopuk hale geliyor. Egemenlerde bu sayede hem yoksul mahallelerdeki sorunların göze çarpmasını engelliyorlar e sorunların görünür olmasını engellediğinizde duyarlı insanların isyanını da engelliyorsunuz hemde sorunlu gördüğü mahallerdeki toplumsal muhalefeti sindirme amaçlı baskısını devam ettirebiliyor. Yani senin dediğin gibi devrimci hareketi cılızlaştırmada çok etkili oluyor bu şehrin içinde yaratılan kopukluk. Devrimcilerin yapması gereken ise bu durumu kabul etmeyip sürekli bu mahallere gitmek, buralarda çalışma yürütmek, buralarda alternatif ve cazibe merkezi olabilecek yeni bir yaşam örgütlemek. Aslında bu bahsettiğim bazı mahallelerde kısmi olarak yapılıyor ama yeterli değil arttırmamız lazım. Arttırmak içinde devrimcileri 'siz bir iki mahalleye sıkışmışsınız' diyerek karalamak değil elde edilen bu mahallelerin değerini bilerek, bu mahallerdeki örgütlenmeyi, yeni bir yaşam oluşturma denemelerini desteklemeye çalışarak hepimiz bu örgütlülükleri büyütmeye çalışmalıyız. Unutmayalım bu mahalleler bizim en önemli propaganda aygıtlarımızdan. Siz bu mahallelerde kumarı, uyuşturucuyu, fuhuşu bitirir, halk meclisleri aracılığıyla herkesin yönetime katıldığı, herkesin mahalle üzerinde söz sahibi olduğu, mahallede sosyal bağların güçlendiği, sürekli tiyatro, konser, film izleme gibi etkinliklerin yapıldığı, mahallelinin ekonomik olarak devlete muhtaciyetinin en azami seviyeye indirildiği bir düzen inşa edebilirseniz bu bütün yoksullar için cazibe merkezi olacaktır.

Köh konusuna gelirsek... Köh tabiki dışlanmamalı. Köh ile eleştirel bir dayanışma içinde olunmalı. Ama sosyalist hareket tamamen Köh'e angaje olarakda politika yürütmemeli. Köh sonuç olarak bir ulusal hareket. Ve ulusal bir hareket doğası gereği sosyalistlerin savunamayacağı pragmatist faaliyetler, ilişkiler içine girebiliyor. Bazı sosyalist arkadaşlar Köh ile daha içli dışlı olalım diye düşünüp, içsel bir sol müdahelede bulunmaya çalışıyorlar Köh'e karşı. Bende bunun tam tersi etki yarattığını bu sosyalist arkadaşların gitgide sağa kaymaya başladıklarını düşünüyorum. Neden? Çünkü siyaset özgüçle yapılır. Özgücünüz olmadan bir takım ilişkilere, müdahelere ve boyunuzdan büyük ittifaklara girmeye kalkışırsanız gerçekçi bir tutum içinde bulunmazsınız ve bu tavır size alan açmaz. İşte sosyalist hareket daha kendi sağlam bir taban oluşturmamışken, Köh'e kıyasla çok daha geride bir nicel gücü varken Köh'le girdiği ittifak Köh'ün siyasetine angaje olunmasını getiriyor. Bu ise sosyalistlerin savunamayacağı şeylerin yer yer savunulmasına yol açıyor. Ayrıca sosyalist siyasetin ülkenin önemli bir bölümünde gelişmesinin önünü tıkıyor. Sosyalistlerin bugün yapması gereken kendi bağımsız sınıfsal siyasi hattını inşa etmeye çalışması. Türkiye'de bu siyasetin önemli potansiyelleride var. Eğer bu bağımsız siyasal hat inşa edilebildiği takdirde o zaman zaten ülkede gelişmiş bir sosyalist hareketin olması Köh'ün üzerinde de etkide bulunacaktır. Sol müdahele işte ancak o zaman bu şekilde dışsal olarak gerçekleştirilebilir.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Proleter Sosyalist Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 3 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 19:47   #10
 
spartaküs rızo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartaküs rızo
LA COMMÜNE ROJAWA-KOBANİ 2014
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 02.Aralık.2013
Üye No: 48501
Bulunduğu yer: Dünyalı...
Mesajlar: 4,720
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,745
2,192 Mesajına 4,808 Teşekkür Aldı
Standart

[QUOTE=Proleter Sosyalist;353304] Aslında bu bahsettiğim bazı mahallelerde kısmi olarak yapılıyor ama yeterli değil arttırmamız lazım. Arttırmak içinde devrimcileri 'siz bir iki mahalleye sıkışmışsınız' diyerek karalamak değil elde edilen bu mahallelerin değerini bilerek, bu mahallerdeki örgütlenmeyi, yeni bir yaşam oluşturma denemelerini desteklemeye çalışarak hepimiz bu örgütlülükleri büyütmeye çalışmalıyız.,
HİÇ BİR HAREKETİ KÜÇÜMSEMEK GİBİ BİR DÜŞÜNCEMİZ YOK,
SADECE FORUMA PROVOKATİF AMAÇLA GELENLERİN YARATTIĞI ORTAMLA DOĞRU ORANTILIDIR BUGÜN,
SOL YAPILAR VE KÖH NİN İŞBİRLİGİ YAPMASININ
GEREKLİ OLDUĞU BİR SÜREÇTE GEÇTİGİMİZE İNANIYORUM


Köh konusuna gelirsek... Köh tabiki dışlanmamalı. Köh ile eleştirel bir dayanışma içinde olunmalı. Ama sosyalist hareket tamamen Köh'e angaje olarakda politika yürütmemeli.
BUNA KATILMAMAK MÜMKÜNMÜ TABİKİ KARŞILIKLI ÖN YARGILARIDA,
KIRMAK GEREKLİ BUNUN İÇİN.

Köh sonuç olarak bir ulusal hareket. Ve ulusal bir hareket doğası gereği sosyalistlerin savunamayacağı pragmatist faaliyetler, ilişkiler içine girebiliyor.
ROJAWA ÖZERK BÖLGERİ VE KANTONLARININ YAPISINI ANALİZ EDEREKMİ,
BUNU DÜŞÜNÜYORSUNUZ YOKSA FARKLI BİR NEDENİMİ VAR,
DİYANETİN KALDIRILMASINI SAVUNAN BİR YAPININ,
SOSYALİSTLERDEN FARKLI BİR NE GİBİ BİR DÜŞÜNCEDE OLABİLİR.

Bazı sosyalist arkadaşlar Köh ile daha içli dışlı olalım diye düşünüp, içsel bir sol müdahelede bulunmaya çalışıyorlar Köh'e karşı. Bende bunun tam tersi etki yarattığını bu sosyalist arkadaşların gitgide sağa kaymaya başladıklarını düşünüyorum.

ROJAWA ÖZERK YÖNETİMİ VE ÜLKE İÇERİSİNDE FARKLI ETNİSİTEDE VE İNANÇ YAPILARINA SAHİP HDP OLUŞUMUNA VE KOBANİ DİRENİŞİNDE,
DESTEK VE KATKI SUNAN ÖRGÜTLERE BİR HAKSIZLIK YAPMIYORMUYUZ,
BU DÜŞÜNCE YAPISIYLA.

Köh'le girdiği ittifak Köh'ün siyasetine angaje olunmasını getiriyor. Bu ise sosyalistlerin savunamayacağı şeylerin yer yer savunulmasına yol açıyor. Ayrıca sosyalist siyasetin ülkenin önemli bir bölümünde gelişmesinin önünü tıkıyor.
FARKLI KÖH NE ANGAJE OLMAYAN SOLUN BAŞARI ORANI NEDİR,
SINIF MÜCADELESİNDEKİ BU GÜNKÜ KONUMUNU ÖZETLERMİSİN,
BENCE KÖH LE SİPER YOLDAŞLIĞI YAPAN YAPILAR,
KÖH TABANINA SINIF BİLİNCİNCİNİ AŞILAMADA BÜYÜK YARDIMI VE KATKISI OLUYOR BUDA SINIF VE ULUSAL MÜCADELENİN ORTAKLAŞMASINDA,
BÜYÜK BİR KAZANIMDIR VE KÖH TABANINDA ÇOK BÜYÜK SEMPATİ KAZANMAKTADIRLAR.

Sosyalistlerin bugün yapması gereken kendi bağımsız sınıfsal siyasi hattını inşa etmeye çalışması.
EVET BUNU YAPARKENDE ÜLKENİN REEL GERÇEKLERİNE GÖRE HAREKET ETMELİDİR VE SÜREKLİ DAYANIŞMA VE ORTAK MÜCADELE KARARLIĞINDA OLMALIDIR FARKLILAŞARAK DEGİL,
ORTAKLAŞARAK SORUNLARI ÇÖZMEDE GÜÇ OLURUZ.
SEVGİLERLE.
______________________________________________________
Başka halklar üzerinde baskı uygulamak, özünde kendi halkı üzerindeki baskıyı, gizlemeye ve unutturmaya yöneliktir.
ŞEYH BEDREDDİN.

DİKTATÖRLÜK YIKILANA KADAR BİN DEFA SEÇİM OLSA BİN DEFADA

HDP
spartaküs rızo isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
spartaküs rızo Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 22.Haziran.2015, 19:52   #11
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,185
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,390
2,074 Mesajına 5,896 Teşekkür Aldı
Standart

Tarihi sevdiğin belli Proleter Kemalim ama resmi tarihle sürekli ilgilenmişsin gibi bir izlenim bıraktın bende.
Resmi tarihle çok ilgilenen Devrimcinin sonu faşistliktir. (Bunu yanlış anlama,Devletler Devrimcisinide kendine benzetir)
Örneğin "Türk" devletlerinden bahsetmişsin. Türk tarihi öğretisinde binlerce bilgi var ama eldeki bilgiyi arkeoloji ve kayıtlı sosyoloji desteklemiyor.
Selçuklu,Osmanlı,Türkiye Cumhuriyeti yaşayan kanıtlı örneklerdir. (Yani çok yakın her üçüde Türk imparatorluğu ve devleti değildir demek istedim)

Bizim çocukluğumuzda "Emin OKTAY" diye bir zat vardı,bütün okullar onun tarih kitaplarıyla yetiştiler. Hatta Kenan EVREN'e danışmanlık yapan tarih Profları bile Emin OKTAY'ın öğretisi ile Prof olmuşlardır.
İnanırmısın Suat YALAZ olmasaydı aha bu morukta (Moruk lafını yutturacam sana ÖzgürToplum) aynen senin gibi olacaktı.
Kitaplığının duvarla buluştuğu moktada Türk bayrağı,ordunun Devrim yapmasını bekleyip,güneş geçmesin diyede Lenin şapkasıyla kırda gezintiye çıkıyor olacaktı.
Suat YALAZ rahmetli Karaoğlan çizgi romanını çizip yazdıda,anlatılan tarihin aslında dede Korkutun masalları olduğunu,Cengiz Hanında Türk değil Moğol olduğunu öğrendik

Tabi bizim Devletlü Devrimciler ne kadar Sosyalist olurlarsa olsunlar,olacakları aşağıdaki gibidir.



______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Apé Che Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 3 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 20:19   #12
 
Akseymen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Akseymen
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 24.Şubat.2012
Üye No: 42196
Bulunduğu yer: ANTALYA
Mesajlar: 2,990
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 10,054
1,690 Mesajına 4,230 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
ÖzgürToplum Nickli Üyeden Alıntı
vayyy sıra bizim proleter sosyal faşistte ha böyle dediğime bakma benden gençsin o yüzden alay ediyorum.Eğer genç olmasaydın alay etmez saldırırdım (arasıra yaptığım gibi ).Çünkü ben de gencim moruklardan hiç haz etmem

eski üniversiteliler gibisin iyi okuyorsun.Bu takdir edilmesi gereken bir şeydir bugün ki üniversitelilere göre çok farklı bir BİRİKİM katar YAŞAMLA ilgili olmak.Çünkü bence onlar yaşamla ilgili değiller derler ya "anı yaşa" nasıl bir bencilce bir görüşsse insanoğlunun tepesine biniyor bir daha da inmiyor vallahi.


eskiden üniversite çalışmaları daha halk içerisine taşardı.Gençlik örgütlenmesi bu kadar dar değildi.Sen de bir üniversiteli olarak bugün nasııl bir örgütlenme var biliyorsundur.Gezi süreciyle ne kadar değişti??? üniversitelerde nasıl hissedildi???
55 yaşımın tüm enerjisiyle seni kınım kınım kınıyorum..
Akseymen isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Akseymen Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 5 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 20:49   #13
 
paktalos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
paktalos
Hukuk Danışmanı
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Ocak.2010
Üye No: 27954
Mesajlar: 552
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 276
254 Mesajına 735 Teşekkür Aldı
Standart

konuk ettiğimiz birisi nick olarak kendine proleter sosyalist demişse, konuk sayfasında proleter kemal diye laf etmek ayıptır. kişi kendisine ne şekilde hitap edilmesi gerektiğini söylemiştir.

"konuk"a kendimizce alay etmemeliyiz diye düşünüyorum ayrıca.

tabi bu sözlerim che nin konukluğu dışındadır yönetici konuk olduysa saldırılmalı fırsat bu fırsat

ama üyelerimiz konuk edilince laf çakmak biraz ayıp olmuyor mu?

üye olan konuk, kendisine bu şekilde laf çakılınca cevap verebilir mi? istek olur mu içinde?
______________________________________________________
bir alışveriş yapmadım naktı ömür oldu heba
yola geldim lakin cümle kervan göçmüş bi haber
paktalos isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
paktalos Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 6 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 21:03   #14
 
Kendimce - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kendimce
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 26.Ekim.2012
Üye No: 43831
Mesajlar: 627
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 3,142
342 Mesajına 982 Teşekkür Aldı
Standart

Şaka yollu da olsa kimi takılmalarda ölçünün kaçırılmamasını rica ediyoruz katılımcı arkadaşlarımızdan.Burada ağırlayacağımız hiç kimsenin incinmesini,kırılmasını istemediğimizi daha önce duyurmuş ve ricacı olmuştuk.

Pir Sultan Abdalım yatar hastadır
Ak elleri deste deste güldedir
İnsanoğlu bir acayip nesnedir
Muhabbeti tatlı,tatlı dile çevrilir.

Muhabbeti tatlı dille çevirebilenlere aşk ola...
______________________________________________________
"Hayat,korkunun bittigi yerde baslar"...
Kendimce isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Kendimce Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 8 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 21:13   #15
 
DEVRİM KOMÜN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
DEVRİM KOMÜN
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 18.Ekim.2012
Üye No: 43735
Mesajlar: 1,926
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,307
921 Mesajına 2,235 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
. Neden? Çünkü siyaset özgüçle yapılır. Özgücünüz olmadan bir takım ilişkilere, müdahelere ve boyunuzdan büyük ittifaklara girmeye kalkışırsanız gerçekçi bir tutum içinde bulunmazsınız ve bu tavır size alan açmaz. İşte sosyalist hareket daha kendi sağlam bir taban oluşturmamışken, Köh'e kıyasla çok daha geride bir nicel gücü varken Köh'le girdiği ittifak Köh'ün siyasetine angaje olunmasını getiriyor. Bu ise sosyalistlerin savunamayacağı şeylerin yer yer savunulmasına yol açıyor. Ayrıca sosyalist siyasetin ülkenin önemli bir bölümünde gelişmesinin önünü tıkıyor. Sosyalistlerin bugün yapması gereken kendi bağımsız sınıfsal siyasi hattını inşa etmeye çalışması. Türkiye'de bu siyasetin önemli potansiyelleride var. Eğer bu bağımsız siyasal hat inşa edilebildiği takdirde o zaman zaten ülkede gelişmiş bir sosyalist hareketin olması Köh'ün üzerinde de etkide bulunacaktır. Sol müdahele işte ancak o zaman bu şekilde dışsal olarak gerçekleştirilebilir.
bu halktan kopukluğun göstergesi değil midir?
türk solu 40 yıldır kendine kimlik oluşturmaya çalışıyor bunu yapmaya çalıştıkça halktan uzak noktalara savruluyor bu vatanın sosyalistleri bu vatanın fabrikaların başta olmak üzere tüm kitle alanlarında olmak zorunda değil midir?
yani bu ülkenin sosyalistlerinin bence en büyük sorunu büyük kitleler karşısında ne yapacağını bilmiyor.
kitlelere kimlik dayatılınca kitleler kaçıyor.
sendikal mücadelelere bakıldığında geçmişte 12 eylülden sonra büyük maden direnişi zonguldak işçisinin kitlesel eylemi var mesela bu eylemi düşündüğümüzde ankaraya yürüyüş yapanların tamamı örgütlü değildir.
o insanlar iş ekmek temaları etrafında fikir birliği içerisinde motive olmuş ve ankaraya yürümüştür.
sosyalistlerin dar gurupçu anlayışlarla devrim yapabileceğini düşünmüyorum.
DEVRİM KOMÜN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 22.Haziran.2015, 21:26   #16
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
ÖzgürToplum Nickli Üyeden Alıntı
vayyy sıra bizim proleter sosyal faşistte ha böyle dediğime bakma benden gençsin o yüzden alay ediyorum.Eğer genç olmasaydın alay etmez saldırırdım (arasıra yaptığım gibi ).Çünkü ben de gencim moruklardan hiç haz etmem

eski üniversiteliler gibisin iyi okuyorsun.Bu takdir edilmesi gereken bir şeydir bugün ki üniversitelilere göre çok farklı bir BİRİKİM katar YAŞAMLA ilgili olmak.Çünkü bence onlar yaşamla ilgili değiller derler ya "anı yaşa" nasıl bir bencilce bir görüşsse insanoğlunun tepesine biniyor bir daha da inmiyor vallahi.


eskiden üniversite çalışmaları daha halk içerisine taşardı.Gençlik örgütlenmesi bu kadar dar değildi.Sen de bir üniversiteli olarak bugün nasııl bir örgütlenme var biliyorsundur.Gezi süreciyle ne kadar değişti??? üniversitelerde nasıl hissedildi???
Eyvallah Özgür Toplum. Bende şunu söyleyeyim; senle aynı görüşde olmasam da forumda olman memnuniyet verici. Çünkü bir çok Köh'lü arkadaşla doğru düzgün tartışamıyoruz tam anlamıyla hangi felsefeyi savunduklarını bilmiyorlar. Genelde tartışmalarda ya hakaret ediyorlar yada konuyu dağıtıyorlar. Sen hem Köh'ün felsefesini içselleştirmişsin hemde iyi okuyan, araştıran, entelektüel bilgisi yüksek birisin. Senle en anlaşamadığım nokta Marksizmi fazla ekonomik determinizme indirgemen.

Gençlikle ilgili yaptığın 'anı yaşa' tespitine belli ölçülerde katılıyorum. Ne yazık ki bu toplumun önemli bir bölümüne sinmiş. İçi boş bir anı yaşa ve özgürlük söylemiyle toplum hapsedilmiş durumda. Anı yaşa deniyor ama hangi yaşanacak an var? Kim o 'anları' yaşayabiliyor? Beyaz yakalı mı 'anı'yaşıyor? Güvencesizliğin, esnekliğin iyice yerleştiği bütün yıl boyunca masaya hapsedilen, işin elektronik ortamında devreye girmesiyle hayatın her anına egemen olduğu ve insanların bütün planlarında belirleyici olduğu bir ortamda, 2 haftalık bir tatil veya yeni alınacak bir mobilya yada tv için insanın kendisini metalaştırdığı bir ortamda hangi özgürlükten, hangi anı yaşadan bahsedilebilir ki? Yada birileri tarafından bilmem kaç tl asgari ücrete mahkum edilen mavi yakalı mı anı yaşıyor? O mu özgür? Üniversiteli gençlik bu durumlardan kendini kurtarabilecek mi? Ama ne yazık ki sanki tüm bunlar yokmuşçasına insanlar 'anı yaşamanın', özgür olduklarını düşünmenin peşinde koşmaya devam ediyorlar.

Senin de dediğin gibi eskiden gençlik çok daha fazla toplumsal kesimle ilişkiliymiş. İşte Mahir'de anlatır yazılarında; 'şu köye gittik', 'şurdaki 'işçilerle buluştuk' der onlara anlattıklarını yazıya dökerdi. 68 kuşağının toprak işgalleriyle, işçi direnişleriyle nasıl derin bağlar kurduğunu, yeri geldiğinde kendinin bile direnişler örgütlediğini biliyoruz. Bugün ne yazık ki böyle etkin gençlik örgütlülükleri yok. Gezi'nin etkisine gelirsek; Gezi toplumda bir çok şeyi değiştirdi. En önemlisi bir çok insanı politize etti. Daha önce hani nerde dediğimiz, dünya yok olsa umursamaz dediğimiz insanlar bir anda sokaklara dökülmeye, militanca direnmeye başladı. Gençlikte burda en ön safta oldu. İşte İstanbul'da devletinden tut vakıfına bütün üniversite öğrencileri eylemlere katıldı, okullarında yürüyüşün ötesinde okulları aktif çatışmanın bizzat alanları oldu. Ve Gezi'nin ertesinde bir çok genç örgütlendiği, aktif politikaya katıldığı gibi mesela gençlik örgütleri de kendi içinde tartışmalar yürüttü. Mesela Fkf gezi sonrası yeni bir kongre yapmıştı. Daha kapsayıcı daha etkin daha militan bir gençlik örgütü yaratılması tartışıldı. İşte mesela Tkp'deki tartışma noktalarından biriside gençlik örgütü üzerinedir. Gezi'nin dalgası hala üniversitelerde devam ediyor. Bu dalga özellikle Berkin'in ölüm yıldönümünde, Soma eylemlerinde, Raşit Tükel'in mücadelesi gibi alanlarda net bir biçimde kendini gösterdi. Tabi ki insanlar Gezi kadar politize değil ama Gezi öncesindeki siniklik de yok. Dediğim gibi Gezi kendini dönem dönem gösteriyor. Bu potansiyel örgütlenmezse şu anki gibi dağınık yapısı kalır belki sönümlenir. İşte bu potansiyeli örgütlemek içinde daha esnek, katılımcı, yataylığında fazlasıyla içinde bulunduğu modeller lazım. Gençlik de bunu başarabildiği ölçüde daha fazla büyüyüp toplumun diğer alanlarıyla bağlar kurabilir.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Proleter Sosyalist Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 22.Haziran.2015, 21:28   #17
 
DEVRİM KOMÜN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
DEVRİM KOMÜN
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 18.Ekim.2012
Üye No: 43735
Mesajlar: 1,926
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,307
921 Mesajına 2,235 Teşekkür Aldı
Standart

proleter sosyalist arkadaş;
bende bir soru sorayım ALEVİ misin?
DEVRİM KOMÜN isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 22.Haziran.2015, 22:24   #18
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
DEVRİM KOMÜN Nickli Üyeden Alıntı
proleter sosyalist arkadaş;
bende bir soru sorayım ALEVİ misin?
Devrim Komün beni zorla Alevi yapacaksın, bu kaçıncı soruşun? Daha öncede yine sorduğunda veya değindiğinde Alevi olmadığımı söylemiştim. Sünni bir aileden geliyorum. Kendim lise yıllarımda agnostiktim. Üniversiteye geldiğimden beri ise ateistim. Alevilik merak ettiğim bir inanış yada yol. Lise yıllarımda Nusayri bir arkadaşım vardı ona sorardım inancıyla ilgili. Anadolu Aleviliği ise sanırım daha farklı. Ali Tayyar Önder'in Türkiye'nin Etnik Yapısı adında bir kitabını almıştım. Daha önem verdiğim başka kitaplar olduğundan daha okuyamadım ama en yakın zamanda okuyup Anadolu Aleviliği ve Anadolu'daki diğer etnisiteler ve inanışlar hakkında bilgi sahibi olacağım. Bunun haricindede Alevik ile ilgili okuma yapmak isterim. Önerin olursa açığım. Saygılar..
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Proleter Sosyalist Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 3 Kisi:
Alt 22.Haziran.2015, 22:55   #19
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
DEVRİM KOMÜN Nickli Üyeden Alıntı
bu halktan kopukluğun göstergesi değil midir?
türk solu 40 yıldır kendine kimlik oluşturmaya çalışıyor bunu yapmaya çalıştıkça halktan uzak noktalara savruluyor bu vatanın sosyalistleri bu vatanın fabrikaların başta olmak üzere tüm kitle alanlarında olmak zorunda değil midir?
yani bu ülkenin sosyalistlerinin bence en büyük sorunu büyük kitleler karşısında ne yapacağını bilmiyor.
kitlelere kimlik dayatılınca kitleler kaçıyor.
sendikal mücadelelere bakıldığında geçmişte 12 eylülden sonra büyük maden direnişi zonguldak işçisinin kitlesel eylemi var mesela bu eylemi düşündüğümüzde ankaraya yürüyüş yapanların tamamı örgütlü değildir.
o insanlar iş ekmek temaları etrafında fikir birliği içerisinde motive olmuş ve ankaraya yürümüştür.
sosyalistlerin dar gurupçu anlayışlarla devrim yapabileceğini düşünmüyorum.
Devrim Komün bu yazdıklarının altına imzamı atarım ama yazdıklarının benim dediklerimle tam anlamıyla bağlantısı olduğunu düşünmüyorum. Sosyalistler tabikide gidip halka yukarıdan bir şekilde kimlik dayatmamalı. Dediğin gibi nerde mücadale varsa fabrikada, mahallede, sokakta, parkta vesaire orda bulunmalı. Bu konuda her hangi bir ikircime, tereddüte düşmemeli. Zaten bu şekilde kitlelerin mücadelesi içerisinde yer alarak, onların direnişlerinin bir parçası olarak onlarla bütünleşebiliriz, kitleleri örgütleyebiliriz. Sen gidipte oturduğun yerden sürekli yazı yazar işçinin, emekçinin, mahallelinin mücadelesi içerisinde yer almazsan yazdığın yazılar, koca koca dergilerin hiç bir işe yaramaz. Marx da der; ''aslolan dünyayı yorumlamak değil değiştirmektir''. Ama bu demek değildir ki teori önemsiz. ''Devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz'' der Lenin. Marksizm bir praksis felsefesi diyorsak işte bu iki sözün bağını kurmamız gerek. Teorimiz pratiğin içinden çıkmalı, pratik tarafından her daim sınanmalı. Pratiğimiz ise boş bir şekilde değil teorinin kılavuzunda ilerlemeli.

Bu noktalarda anlaşıyoruz zannediyorum. Benim yaptığım eleştiriye gelirsek; bahsettiğim Köh'e karşı geliştirilecek politikalarla ilgiliydi. Köh'e karşı sosyalistlerin iki tarz stratejileri var. Birincisi Köh'ün hakim konumda veya hegemonik durumda bulunduğu örgütlülüklerinin içerisinde yer alarak Köh'e içsel bir müdahalede bulunmak. İkincisi ise bağımsız bir sosyalist hat inşa edip, oluşturulacak bu sosyalist hattın etkisi ve gücüyle Köh'ü daha sol bir yönelime çekmek. Ben ikincisini savunuyorum. Çünkü Köh'ün mevcut yöneliminin sağ bir yönelim olduğunu bu yönelimin içsel müdahaleyle değiştirilemeyeceğini, özgücün olmadan etkin bir müdahalede bulunma düşüncesinin hayal olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca doğrudan Köh içerisinde siyaset yürütmenin sosyalistlerin ülke genelindeki örgütlenme kanallarını tıkadığını, yukarıda bahsettiğim gibi Köh'ün hegemonik konumda bulunduğu örgütlerin ister istemez Köh'ün bir ulusal hareket olmasından dolayı benimsediği pragmatist tavırlara razı gelmek durumunda kalacağı (böylece içsel etkinin tam tersi sosyalistleri geriye götürdüğünü görüyoruz) işte bu durumunda sosyalistlerin toplumsal muhalefeti kapsama konusundaki politikalarına ve sistem dışına çıkarma arayışlarına ket vuracağını düşünüyorum.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 22.Haziran.2015, 23:42   #20
 
birîndarkoçer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
birîndarkoçer
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 24.Ocak.2014
Üye No: 49258
Mesajlar: 37
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 11
7 Mesajına 9 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Proleter Sosyalist Nickli Üyeden Alıntı
Devrim Komün beni zorla Alevi yapacaksın, bu kaçıncı soruşun? Daha öncede yine sorduğunda veya değindiğinde Alevi olmadığımı söylemiştim. Sünni bir aileden geliyorum. Kendim lise yıllarımda agnostiktim. Üniversiteye geldiğimden beri ise ateistim. Alevilik merak ettiğim bir inanış yada yol. Lise yıllarımda Nusayri bir arkadaşım vardı ona sorardım inancıyla ilgili. Anadolu Aleviliği ise sanırım daha farklı. Ali Tayyar Önder'in Türkiye'nin Etnik Yapısı adında bir kitabını almıştım. Daha önem verdiğim başka kitaplar olduğundan daha okuyamadım ama en yakın zamanda okuyup Anadolu Aleviliği ve Anadolu'daki diğer etnisiteler ve inanışlar hakkında bilgi sahibi olacağım. Bunun haricindede Alevik ile ilgili okuma yapmak isterim. Önerin olursa açığım. Saygılar..
Proleter Sosyalist arkadaş m. kemale-kemalizme bakış açınız nedir ? kurtuluş savaşına nasıl bakıyorsunuz tc nin kuruluşuna nasıl bakıyorsunuz?ukkth hakkında görüşleriniz nelerdir ?


birde aleviliği/kızılbaşlığı öğrenmek zaman alır keza biz bile tam çözemedik çok karışık en iyisi gelip dersimde yaşamaktır pratik daha kalıcı olur
______________________________________________________
an serkeftin an serkeftin !
birîndarkoçer isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 23.Haziran.2015, 00:34   #21
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

P.S: ''Köh sonuç olarak bir ulusal hareket. Ve ulusal bir hareket doğası gereği sosyalistlerin savunamayacağı pragmatist faaliyetler, ilişkiler içine girebiliyor.''

Rızo: ''ROJAWA ÖZERK BÖLGERİ VE KANTONLARININ YAPISINI ANALİZ EDEREKMİ,
BUNU DÜŞÜNÜYORSUNUZ YOKSA FARKLI BİR NEDENİMİ VAR,
DİYANETİN KALDIRILMASINI SAVUNAN BİR YAPININ,
SOSYALİSTLERDEN FARKLI BİR NE GİBİ BİR DÜŞÜNCEDE OLABİLİR.''

Diyanetin kaldırılıp kaldırılmaması konusunun sosyalist olmada belirleyici olduğunu düşünmüyorum. Tutarlı bir liberal veya sosyal demokratta diyanetin kaldırılmasını savunabilir.

Kürt Hareketi bir ulusal harekettir. Ulusal kurtuluş hareketidir. Her ulusal kurtuluş hareketide milliyetçidir. Ama biz burda milliyetçiliği aşağılama anlamında kullanmıyoruz. Tıpkı İrlanda, Bask vesaire gibi ezilen ulus milliyetçiliğidir, ilericidir, asimilasyona karşıdır. Elbet sınıftanda azade değildir, sınıfsal bir yönüde vardır. Ama temel talepleri dil, kimliğin tanınması, statü gibi şeylerdir ki bunlarda bir hareketi milliyetçi yapar.

P.S:''Bazı sosyalist arkadaşlar Köh ile daha içli dışlı olalım diye düşünüp, içsel bir sol müdahelede bulunmaya çalışıyorlar Köh'e karşı. Bende bunun tam tersi etki yarattığını bu sosyalist arkadaşların gitgide sağa kaymaya başladıklarını düşünüyorum.''

Rızo:''ROJAWA ÖZERK YÖNETİMİ VE ÜLKE İÇERİSİNDE FARKLI ETNİSİTEDE VE İNANÇ YAPILARINA SAHİP HDP OLUŞUMUNA VE KOBANİ DİRENİŞİNDE,
DESTEK VE KATKI SUNAN ÖRGÜTLERE BİR HAKSIZLIK YAPMIYORMUYUZ,
BU DÜŞÜNCE YAPISIYLA.''

Rojava'daki direnişin yanındayız, Kürt halkıyla dayanışmak için eylem yaptık, destek toplamaya çalıştık bu ayrı bir konu.

Her zaman bahsettiğimiz 20-25 yıldır olan bir politik gerçeklik var. Emperyalizm ve oligarşiyle savaşmak yerine uzlaşıyı seçen, işbirliği yaparak kendine alan açmaya çalışan bir harekete dönüştü Köh. Bu sağ bir yönelimdir. Halklara özsel olarak hiç bir getirisi olmaz. İşte bu içsel yönelim gidipte aralarında mücadele edeyim, dönüştürürüm zihniyetiyle değiştirilemez. Tam tersi siz bu sağ yönelimin bir parçası olur devamında bu sağ yönelimi aklayan teoriler geliştirmeye çalışırsınız. İçsel müdaheleyi deneyenlerin de geldiği nokta bu oldu. Amerika ile de girilen, Türkiye oligarşisiylede girilen, Akp ilede girilen bütün süreçlere kılıf uydurmanın da ötesinde bizzat bu süreçlerin etkin birer uygulayıcısı haline geldiler.

P.S: ''Köh'le girdiği ittifak Köh'ün siyasetine angaje olunmasını getiriyor. Bu ise sosyalistlerin savunamayacağı şeylerin yer yer savunulmasına yol açıyor. Ayrıca sosyalist siyasetin ülkenin önemli bir bölümünde gelişmesinin önünü tıkıyor.''

Rızo:''FARKLI KÖH NE ANGAJE OLMAYAN SOLUN BAŞARI ORANI NEDİR,
SINIF MÜCADELESİNDEKİ BUGÜNKÜ KONUMU ÖZETLER MİSİN'' .


Şu anda çok güçlü bir sınıf hareketi yok ama güçlü bir sınıf hareketinin potansiyeli var, ayak sesleri duyuluyor. Şu anda gerek Türkiye'de gerek uluslararası alanda kapitalizm bir bunalım devresi içerisinde. Halklar bu duruma karşı yavaş yavaş başkaldırmaya isyan etmeye başladı. Ama bu isyanlar hala devrimcilerle buluşup tam anlamıyla sistem dışılamadı. Bunda en büyük nedenlerden biri sistemin nasıl 20.yüzyılın ortasında gelişen sınıf hareketini uyuşturmak için sosyal refah devleti olgusunu, keynesçiliği hakim kılıp, sosyal demokratları ön plana çıkarması gibi bugünde yıpranan klasik sosyal demokrat partiler yerine Syriza, Podemos gibi partileri ön plana çıkarıp bu partiler ve biçimsel bazı haklar üzerinden kitleleri sistem içinde tutmaya çalışıyor. Ama kapitalizmin krizi sürekli ve yapısaldır. Bugün gelinen aşamada ise tüm bu biçimsel dönüşümlerle, keynesçiliğin günümüze uyarlanmasıyla krizini aşması mümkün değil. İşte tüm bu düzen içi denemelerin yetersiz olduğu yaşanan krizlerin ve çözümsüzlüklerinde etkisiyle kitlelerce tam anlamıyla kavrandığında toplumsal muhalefet devrimcilerle buluşacaktır. İşte bu isyanların devrimcilerle buluşması için Podemos gibi yapıların sistem içi özü, sistemin içinde kitlelerin hiçbir sorunun çözülemeyeceği devrimcilerle teşhir edilmelidir.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Proleter Sosyalist Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 23.Haziran.2015, 10:55   #22
 
matarson - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
matarson
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Mart.2015
Üye No: 52069
Mesajlar: 199
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 988
146 Mesajına 392 Teşekkür Aldı
Standart

Sevgili kardeşim senin bu kadar genç olabileceğini düşünmemiştim, bu yaşta kendini donatman çok değerli. İşin gerçeği senin forumda kalabileceğini de pek düşünmüyor bir gün banlanmanı bekliyordum, yeri geldi kendi doğrularını kendi başına savunmak ve insanlara anlatmak için çoğu zaman tek kalarak savundun ve forumda kalarak yaşının üzerinde bir olgunluk gösterdin tebrik ederim. Benim sorum sana şu; kendi doğrularının esirimisindir, körü körüne bağlılığının olduğu şeyler varmıdır. Atacağın adımlarda belirleyici olan mantığınmıdır, duygularınmıdır. dostça kal....
matarson isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
matarson Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 23.Haziran.2015, 11:26   #23
 
Deniz Yoldaş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Deniz Yoldaş
EDİTÖR
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Ekim.2013
Üye No: 47815
Bulunduğu yer: Balıkesir / İzmir
Mesajlar: 3,613
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,923
1,416 Mesajına 3,805 Teşekkür Aldı
Deniz Yoldaş - AİM üzeri Mesaj gönder
Standart

Siyaset bilimi ve uluslarası ilişkiler okuyorsun demek. Desenize yeni bir Kemal Okuyan doğuyor.

Şaka bir yana; zaman zaman önyargı ve paranoyalarını ideolojik - politik kavram ve söylemler ile beslediğini gözlemlesem de kendi çizginde tutarlı,bilgi ve birikimi yüksek,yorumları okunası ve değerli,hafif inatçı ama ahlaklı bir arkadaş profili çiziyorsun.

Bu ideolojik-politik hatta ilerleyecek isen belki bir işçi sınıfı aydını olamazsın ancak sıkı bir burjuva aydını olacağın kuşkusuz.

Zaman zaman HTKP'li zaman zaman Cepheli profili çiziyor olmana dair soru soracaktım ancak bir yorumunda açıklayıcı bir cevap vermişsin. (Bana göre klasik bir ''sol'' kemalistsin.)

Özgürlük Hareketi'ne dair bütün olumsuz düşüncelerini biliyorum. (Cevaplarında KÖH diye nitelendirmen şaşırtsa da beni.)

Peki Özgürlük Hareketi'nin ideolojik,politik çizgisi ve pratiğinde sana göre olumlu olan hiç bir şey yok mu? Varsa nedir?
______________________________________________________
Seni düşünüyorum yoldaş ve son sözlerini...
Beni öldürecekler, adım Mustafa Hayrullahoğlu,
bir adım daha var düşmana vermediğim, TKP Merkez Komitesi üyesi Deniz...

Son sözlerin en güçlü dayanaktır savaşan militana!

Sana söz yoldaş;
komünist onuru kirletmeyeceğiz,
yere düşürmediğin kızıl sancağı daha da yükselteceğiz,
TKP, senin uğruna yaşamını verdiğin partin kazanacaktır...
Deniz Yoldaş isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Deniz Yoldaş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 23.Haziran.2015, 14:38   #24
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
birîndarkoçer Nickli Üyeden Alıntı
Proleter Sosyalist arkadaş m. kemale-kemalizme bakış açınız nedir ? kurtuluş savaşına nasıl bakıyorsunuz tc nin kuruluşuna nasıl bakıyorsunuz?ukkth hakkında görüşleriniz nelerdir ?


birde aleviliği/kızılbaşlığı öğrenmek zaman alır keza biz bile tam çözemedik çok karışık en iyisi gelip dersimde yaşamaktır pratik daha kalıcı olur
Mustafa Kemali önemli bir burjuva demokratik devrimci olarak görüyorum. Burjuva demokratik devrimlerin soluğunun kesildiği, burjuva demokratik atılımların emperalizm tarafından önünün kesilmeye çalışıldığı bir yüzyılda yaptığı atılımla tüm bu çabaları boşa çıkartmış hem Türkiye gibi geri bir coğrafyada ilerici bir atılım gerçekleştirmiş hemde 20.yüzyılın bu ilk ulusal kurtuluş hareketi 1930'larda Çin'de başlayan, 1950'lerde Arap ülkelerine daha sonra Güney Amerika'ya ve Afrika'ya yayılan ulusal kurtuluş mücadelelerin başlatıcısı, ön açıcısı ve esin kaynağı olmuştur. Mazlum bir halkın emperyalizme karşı zafer kazanabileceği düşüncesinin somutta karşılık bulması emperyalistlerin ''dokunulmazlığını'' sarsmıştır. Mustafa Kemal'in burjuva demokratik devrimci ruhundan gelen ulusal bağımsızlıkçı, aydınlanmacı, cumhuriyetçi yönleri Mustafa Kemal'in tarihin tekerleğinde önemli bir ilerletici olarak yer almasını sağlamıştım. Ama aynı burjuva demokratik devrimciliği onun tarihsel olarak ufkunu da bir noktada sınırlamıştır.

Kemalizme gelirsek... Kemalist deyimini ilk olarak İngilizler ve işbirlikçi Osmanlı rejimi kullanıyor. Kemalistliği bir nevi teröristlik manasında kullanıyorlar Anadolu'daki direnişe yönelik olarak. Emperyalizmin ve işbirlikçilerin lugatında terörizm olan ise halkların lugatında direniş demek oluyor. İşte bu noktadaki Kemalizm, 'ya istiklal ya ölüm' şiarının yol gösterici olduğu, Sovyet devrimi ile dayanışan Anadolu halkının antiemperyalist bayrak kaldırışı oluyor. Yani Kemalizm tarih sahnesinde küçük burjuva önderlik altında antiemperyalist mücadele olarak ortaya çıkıyor. Devamında ise cumhuriyetçilik, aydınlanmacılık, modernleşme bu küçük burjuva önderliğin Anadolu topraklarına taşıdıkları gelişmeler oluyor. Küçük burjuva önderliklerin doğası ikircimlidir. Emek ile sermaye arasında sıkışmıştır. Kemalist küçük burjuva önderliğin eğriyi sermayeden yana tutması Kemalizmin hem tarihsel olarak ilericiliğini geriye götürdüğü gibi hemde süreç içinde kendi getirdikleri kazanımların git gide tarih sahnesinden silinmeye başlamasına yol açıyor. İşte kapitalist yolu tutturan Türkiye önce 1945'den itibaren yeni sömürgesi oluyor emperyalizmin ardından git gide altı kazınmaya başlıyor cumhuriyetin ve laikliğin. Bugün geldiğimiz nokta ortada... Yani özetle Kemalizm bir modernleşme ideolojisidir. Batı modernizmini doğuya taşıyan bir ideolojidir. Tarihin tekerleğinde ilerici bir rol oynamıştır ama süreç içinde ilerici muhtevasını kaybetmesinin yanında bu topraklardaki hakimiyetide son bulmuştur. İşte bu nedenlerden dolayı bugün Kemalizme saldırmak anlamsız olduğu gibi Kemalizmi yeniden diriltmeye çalışmak da anlamsızdır. Bugün sosyalistlerin yapması gereken dinci gericilerle birlikte Kemalizme saldırmak değildir, Kemalistlik tutturmak da değildir. Yalçın Küçük'ün dediği gibi Kemalizm bizi ileriye götürmez ama bizde Kemalizmden geri kalmayız. Bunun manası şudur; Türkiye'nin tarihindeki tüm ilerici mirasa, birikime sahip çıkarak bu birikimi akması gereken yerle yani sosyalizmle buluşturmak.

Ukkth konusuna gelirsek... Öncelikle şunu belirteyim; Lenin öyle her ulusal hareketi körü körüne desteklemez, proleteryanın enternasyonal çıkarlarına ve ulusal hareketin emperyalizme karşı olan konumuna göre karar alır. Lenin'in antiemperyalist ulusal hareketlere bakışını kavramak için önce Lenin'in emperyalizm tanımını kavramak gerek. Bu yapılmazsa elma ile armutlar birbirine karıştırılır. Feodal, gerici ve işbirlikçi isyanlar bile antiemperyalist mücadele zannedilir. Lenin emperyalizmi kapitalizmin tekelcileştiği, mali sermayenin sanayi sermayesiyle iç içe girdiği hatta ona egemen olduğu, tekelci dönemle birlikte üretim araçlarının özel mülkiyeti ile üretimin toplumsal niteliğinin çelişkisinin son derece keskinleştiği ve bunun sonucu olarak misal Almanya gibi ülkelerde devletin bazı tekeller kurduğunu ve bunun sosyalizme geçişin ihtiyacını gösteren önemli bir gelişme olduğunu ama genel anlamda tekelci kapitalist devletin üretim araçlarının mülkiyetini ve paylaşımı, bölüşümü kendi tekelci iktidarını oluşturabilmek ve ayakta tutabilmek için toplumsallaştıramadığını ve bu durumun oluşturduğu, oluşturabileceği iç krizleri aşmak için tekelci kapitalist devletlerin sömürgeciliğe evrildiğini söyler. Tekelci kapitalizmin sömürgeciliğe evrilmesinin nedenlerini iç çelişkiler ve krizler olarak ortaya koyan Lenin ama bu durumun daha başka bir çelişki ortaya çıkardığını, tekelci kapitalizmin sömürgecilikle birlikte kendi iç krizini bütün dünyaya yaydığını ve ezen-ezilen ulus çelişkisini ortaya çıkardığını söyler. Kapitalizmin gericileştiği söylemide bununla bağıntılıdır. Marx'ın Hindistan örneğinin aksine tekelci kapitalist devletin sömürgeleştirdiği ülkenin üretici güçlerini ileriye taşıyamadığını tam tersine düzgün bir şekilde gelişmesinin kanallarını tıkadığını söyler. Bu durumu aşmanın yolunun ise işçi ve köylüler öncülüğünde bir ulusal savaşım ve demokratik devrimden geçtiğinden ve devamında komünist partinin burjuvazinin görevlerini yerine getirerek kesintisiz devrimlerle ülkeyi sosyalizme yürütmesinin zorunluluğundan bahseder. Buradan demek istediğim noktaya dönersem Lenin için emperyalizm kavramı soyut bir lafız değil tekelci kapitalizme, tekelci kapitalist devletlere içsel bir olgudur. Ve devamında Ukkth'den bahsederken devrimci ulusal savaşımın bu tekelci kapitalist devletlere karşı verilen savaşımlar olduğunu söyler. Emperyalizme yani tekelci kapitalist devletlere(kastettiği Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya, Amerika gibi sanayi devrimini tamamlamış, kendi özgücüne dayanarak üretim yapabilen ülkeler) karşı çıkmayan hatta tam tersi bu devletlere alan açan veya bu devletlerle işbirliği yapan ulusal hareketlerin gerici olduğundan bahseder. Buda son derece normal. Çünkü Lenin Marks'ın görüşlerini biçimsel değil özsel anlamda devam ettirmiştir ve bu özsel çizgi tarihin motorunda ilerici işlev görmeyecek hiç bir çizgiyi ilkeleştirmez. Dolayısıyla Lenin'in tekelci kapitalizm tanımını ve bunla bağıntılı olarak oluşturduğu antiemperyalizm kavramını birbirinden kopararak yapılan tespitlerin Leninistler için geçerliliği yoktur. Emperyalizmin tanımı açık antiemperyalizminde öyle ve bu tanımlara göre bugün dünyada hangi devletlerin emperyalist olduğu hangi devletlerin bağımsız ve emperyalizm karşıtı olduğu ve hangi devletlerin sömürge olduğu ve hangi hareketlerin de antiemperyalist olup olmadığı da gayet açık.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 23.Haziran.2015, 15:31   #25
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
matarson Nickli Üyeden Alıntı
Sevgili kardeşim senin bu kadar genç olabileceğini düşünmemiştim, bu yaşta kendini donatman çok değerli. İşin gerçeği senin forumda kalabileceğini de pek düşünmüyor bir gün banlanmanı bekliyordum, yeri geldi kendi doğrularını kendi başına savunmak ve insanlara anlatmak için çoğu zaman tek kalarak savundun ve forumda kalarak yaşının üzerinde bir olgunluk gösterdin tebrik ederim. Benim sorum sana şu; kendi doğrularının esirimisindir, körü körüne bağlılığının olduğu şeyler varmıdır. Atacağın adımlarda belirleyici olan mantığınmıdır, duygularınmıdır. dostça kal....
Zor soru valla. Her ne kadar hiç bir şeye körü körüne bağlı değiliz yada fikirlere açığız desek de hepimiz belli doğruları kafamızda dogmalaştırabiliyoruz yada tartışmaları bir fikir alışverişine değil kavgaya çevirebiliyoruz.

Benim hakkımda genelde dik kafalısın yada her şeye muhalifsin gibi yorumlar çevremde zaman zaman yapılır. Ama böyle bir dünyada neden dik kafalı olmayalım neden her şeye muhalefet etmeyelim ki? Yaşadığımız dünya insanları sıradanlaşmaya, standartlaştırmaya, hiç bir şeyi sorgulamayan, üretmeyen, sadece tüketen varlıklar haline getirmeye çalışıyor. Tüketim burda anahtar bir konumda bulunuyor. Çünkü ne üretimde ne aile yaşamında özneleşebilen sadece kendine verilen rolü oynamak zorunda kalan birey özneliğini ancak tüketirken, tüketim için karar verirken hissediyor. İşte burda belki tüketimde bir çokluk var ama sıradanlaşmanın içindeki bir özgürlük, çokluk var. Sistemde bu sıradanlaşmayı, standartlaşmsyı kabul etmeyen bireyleri ya akıl hastahanesine tıkıyor yada terörist altında hapishanaye hapsetmeye çalışıyor yada katletmeye. Ve işte sistem tüm bu insanlarıda kendi doğrularına hapsolmuş, kör radikaller olarak tanımlıyor, sunuyor. Dolayısıyla kendi doğrularımızın esiri olmak belkide böyle bir dünyada yapmamız gerekendir. Komünistliğimize körü körüne bağlı olup, komünistliğin doğruluğunun esiri olmalıyız diye düşünüyorum. Bunun haricinde zaten komünist olduğumuz için hiç bir egemen kavrama körü körüne bağlanmamalıyız. Elbet bende tüm bunları aşmaya çalışıyorum. Sana şimdi aştım, hiç bir şeye körü körüne bağlılığım yok desem yalan söylemiş olurum.

Duygunla mı mantığınla mı hareket ediyorsun soruna gelirsem.. Arkadaş ilişkilerimde, özel hayatımda duygusalımdır, buraya 'mantık' sokulmasını pek sevmem zaten. Bunlar haricinde yaşamın genelinde sadece mantıkla hareket etmenin bir insanı düzene bağlayacağını düşünüyorum. Mantığıyla hareket eden ne diye canımı, geleceğimi, kariyerimi ve en önemliside refahımı terk edip Komünist olayım der. Sisteme yamanayım, bu sisteme tutunayım der, kariyerizmin peşinden sürüklenir. Elbet komünist olmamızda tamamen mantıksızlık ürünü değil. İnsanlığın bu barbar düzene elbet kafa tutacağını, yıkacağını biliyoruz. Ama bu mücadelenin en önüne atılmak, bu mücadeleyi ayağa kaldırmak için mücadele etmek, uğruna mücadele verdiğin halk celladıyla el ele hareket edip sizden nefret ederken bile halkımız sizi seviyoruz diyebilmek ve gerekirse ölüme yürümek romantiklerin işidir.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Proleter Sosyalist Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Konu Kapatılmıştır


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com