Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri > TSİP

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
TÜRKİYE VİRAJDA - TURGUT KOÇAK
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1395
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05.Şubat.2012, 13:56   #1
 
Bilgibilim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgibilim
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17.Eylül.2009
Üye No: 25928
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 481
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesaja Teşekkür Edildi
Standart TÜRKİYE VİRAJDA - TURGUT KOÇAK

TÜRKİYE VİRAJDA - TURGUT KOÇAK(TSİP GENEL BAŞKANI)

AKP iktidarı ile birlikte Türkiye’nin değerleri değişti. Uluslararası sermayenin her istediğinin yerine getirilmesi başat sayılarak bu politikalarla övünülür hale gelindi. Emperyalistlerin dünya halklarına karşı uyguladığı bütün halk düşmanı politikalar iktidar tarafından desteklenip omuz verildi. Emperyalistlerin istekleri doğrultuda ‘ARAP BAHARI’ olarak nitelenen Arap ülkelerindeki gelişmelerde emperyalistlerin uçbeyi gibi davranarak görevler üstlendi. Emperyalizmin Libya müdahalesinde ise, akıllara durgunluk verecek görevler üstlendi. Libya’nın yakılıp yıkılmasında AKP iktidarının payını kimse yadsıyamaz. Satılmış Libyalı işbirlikçileri askeri, mali ve politik anlamda destekledi, Libya’da on binlerce Libyalının katledilmesinde ve Kaddafi’nin hunharca öldürülmesinde görev üstlendi. Saldırı ve savaş örgütü NATO içinde yer alan Türkiye Libya’nın yakılıp yıkılmasında rol oynadı.

Kapitalist/emperyalist sistemin istekleri doğrultusunda tutum alan AKP iktidarı bir yandan Türkiye’yi dış politika açısından sorunlar yumağının içine sokarken diğer yandan da içerde işçi ve emekçilerin yaşamını cehenneme çevirdi. Kapitalizmin bunalımını emekçilerin sırtından çözmek isteyen AKP iktidarı iğneden ipliğe her şeye zam üstüne zam bindirdi. Doğalgazdan elektriğe, benzinden gıda maddelerine kadar getirilen zamların altında emekçiler ezildi. Özelleştirmeler yüzünden işsizlik had safhaya vardı. Patronlar çalışanlarına ücret ödememek için AKP’nin çıkardığı iş yasalarına dayandılar. İşgüvenliği ortadan kaldırıldı. Sendikal örgütlenmelere geçit verilmeyerek örgütlü işçi sayısı her geçen gün daha da düştü. İşçiler emekçiler toplusözleşme yapamaz hale geldiler. Sarı sendikacılığa gün doğdu. Hatta patronlar sarı sendikacılara bile tahammül gösteremedikleri için işyerlerinde sendikal örgütlenmeye izin vermediler. Son asgari ücretin 701 TL olarak tespit edilmesi bile patronlarca çok bulundu. Asgari ücret konusunda TÜRK-İŞ’in yaptığı açıklamalar akla durgunluk verecek denli geri de olsa bu durum yine de kimseyi şaşırtmadı. Özelleştirmeler sonucu ülkenin kurum ve kuruluşları yabancıların eline geçti. Bankalarınsa neredeyse büyük bir bölümünü yabancılar ele geçirdiler. Ülkemizde üretim durdu. Ekonomi dışalıma bağlandı. Dışarıdan gelen sıcak para ile ekonomi döndürülmeye çalışılarak tüketim pompalandı.

Türkiye genelinde hak ve özgürlükler çiğnendi, keyfi tutuklamalar birbirini izledi. Sosyal Hukuk Devleti olmanın yerini kitabına uydurulmuş polis devleti aldı. AKP iktidarına muhalif kim varsa başlarına çorap örmek için operasyonlar yapıldı. Tutuklanan gazeteci, politikacı, her meslekten insanın yıllarca tutukluluğu sürdürülerek tutuklama bir tedbir olmaktan çıkarılıp hükme dönüştürüldü. Adalet sistemi AKP iktidarının dümen suyuna sokularak adalete duyulan güven iyice ortadan kaldırıldı. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halkoylamasıyla kabul ettirilen Anayasa ile Anayasa Mahkemesi’nin, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun, Yargıtay’ın, Danıştay’ın üye sayısı ve seçimiyle kontrol tam anlamıyla iktidarın eline geçti. Özel Yetkili Mahkemelerde devam eden davalar için pek çok şikayet dikkate bile alınmazken Deniz Feneri Davası’nı yürüten savcılar hakkında yapılan şikayet üzerine üç savcı görevden alınmakla kalmadı, haklarında yapılan müfettiş incelemesinden sonra jet hızıyla Sincan Adliyesi’nde dava bile açıldı. Sanıkları çoktan bırakılan Deniz Feneri Davası ise başka savcılara verildi.

Yine AKP’nin komşularımıza karşı yürüttüğü politikalar artık iyice sırıtır oldu. Suriye’ye yönelik emperyalizmin uygulamak istediği politikaları üstlenen AKP iktidarı hemen her gün şu ya da bu şekilde Suriye’yi tehdit etmekle kalmadı, sözde Suriye’de muhalefet olarak öne çıkan işbirlikçi halk düşmanlarını da sonuna kadar destekleyerek onlara cesaret verdi. Bugün Suriye’de çalışma yapan onlarca Türkiyeli ajanın tutuklu olduğunun söylenmesi de cabası. Özet olarak bugün Suriye’de terör eylemleriyle can alan emperyalizmin uşaklarının suçlarına da Türkiye AKP eliyle ortak edildi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriye’ye müdahale için akıl almaz demeçler vererek gezip durmaktadır. Son olarak Davutoğlu’nun Lübnan ve İran gezisinden elde ettiği bir şeyse yok durumunda olup İran’ın düzeyli karşılamasıyla boşa çıkarılmıştır.

Bugüne kadar işbirlikçi iktidarların yürüttükleri politikalar yüzünden Türkiye’nin başı beladan hiç kurtulmamaktadır. Son olarak Fransa’nın Ermeni Soykırımı yapılmamıştır düşüncesini belirtenler için 1 yıl hapis ve 45 bin Eruo para cezasını yasalaştırması Türkiye içinden önemli tepkilere neden olmuş, iktidar her zaman olduğu gibi bugün de ileri geri pek çok söz söyleyerek eleştiride bulunduysa da söylediklerinin bir tekinin bile arkasında duramamıştır. Durmasının da olanağı yoktur. Çünkü emperyalizme elini kaptıranların gövdelerini kurtarmalarının olanağı yoktur. Bugüne kadar emperyalist ABD ve Batı ile birlikte davranan AKP’nin Fransa’ya karşı anlamlı bir duruş sergileyeceğini düşünmek yanılgıların en büyüğüdür. Çünkü AKP iktidarı emperyalist dünya ile suç ortağıdır. Emperyalist dünya ile suç ortaklığı en son Libya’da gerçekleşmiş, AKP iktidarı bu suçu eleştirdiği Sarkozy ile birlikte işlemişlerdir. Bu yüzden de AKP iktidarının söylediklerinin hemen tamamı palavradan öte gitmeyecektir. Tasarı Fransa meclisine gelmeden önce atıp tutan recep Tayyip Erdoğan ve partisi bugün yelkenleri iyice suya indirmiştir. Yapılan açıklamalarda denilmektedir ki, Anayasal sürece bakacak ona göre davranacağız. Bütün bu sözlerin içi boştur. AKP iktidarının Fransa’ya karşı herhangi bir yaptırım uygulaması söz konusu olamaz. Çünkü Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy Araplara karşı uygulanan politikalarda R. T. Erdoğan’ın suç ortağıdır.

Dile getirdik bir kez daha dile getirmenin yararlı olacağını düşünüyoruz. Hrant Dink’in davası sonuçlandı. Mahkeme kararlarına baktığımız zaman sıradan adli bir davada bile böyle davranılması olası değilken, böylesine önemli bir davanın üstünkörü görülmesi ve davanın yargıç ve savcılarının verilen kararla ilgili olarak konuşmaları tam anlamıyla bir ibretlik olup yangının AKP iktidarının elinde ne duruma düşürüldüğünü en iyi şekilde göstermektedir. Sözü geçen dava ile ilgili olarak elde yeterince kanıt olmasına karşın bu kanıtlar doğrultusunda iz sürülmemiş, dava birkaç kişiye ceza verilerek kapatılmak istenmiştir. Oysa bu dava ile ilgili doğrudan AKP’nin koruyup kolladığı ilgililer vardır ve bu ilgililer üstelik de AKP iktidarınca ödüllendirilmişlerdir. Soruyoruz; Ramazan Akyürek nerededir? Vali Muammer Güler ve Celalettin Cerrah’ı AKP nerelere getirmiştir? Anlaşılan bu dava tıpkı Danıştay davasında olduğu gibi Ergenekon davasına sokulamadığı için böyle bitirilmiştir. Oysa dava bir şekilde Ergenekon davası içine sokulabilir süreç içinde kaynatılıp gidilebilirdi, ne yapalım ki bu davanın yargıçları beceriksizdir.

Sonuç;

Türkiye zor bir virajda olup AKP iktidarının elinde uçurumun önündedir.
Bilgibilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com