Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Hafta'nın Konuğu

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi 08.06.2015 - 14.06.2015 Haftanın Konuğu Hasan Karataş
Cevaplar
46
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
3880
Önceki Konu
önceki Konu
Konu Kapatılmıştır
 
Seçenekler Stil
Alt 10.Haziran.2015, 13:03   #26
 
Komüncü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Komüncü
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Ağustos.2013
Üye No: 47440
Mesajlar: 1,334
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 3,704
859 Mesajına 2,301 Teşekkür Aldı
Standart

Hasan abi
Aşk konusunda yazdıklarınız olması gerekendir. Ama olan şeyler hep başkadır! Sadace insanın dişisi değil doğadaki tüm canlıların dişisi güce tapar sinekten böceğe kadar

Aşk iki kişilik, Tarafların politik olması yada apolitik olması aşkta bir şeyi değiştirmiyor. Mesela apolitik bir kadın için önemli olan güçlü erkeği elde etmektir. Güçlü olanda parası olandır. Zaten kadınların arasındaki rekabette bundan doğar. En güçlü olanı elde etmek için birbirleri ile yarışırlar. Daha güzel daha çekici olmak daha iyi giyinmek bu yüzdendir.

Devrimci kadınlarda'da düzenin mantığı işler. Nasılki apolitik bir kadın en güçlüyü elde etmek istiyorsa, devrimci bir kadında örgütte konumu yüksek olanları tercih eder ve ediyor. Devrimci kadınların hiçbiri altı delik ayakabıyla sokakta afiş asan garibanla duygusal ilişkiye girmez aşık olmaz.
İslamcı mukaddesatçı kadında aynıdır.
Bir ata sözü var ama buraya yazmam uygun olmayacaktır. Che_1955 ne olduğunu anlar

Şimdi hasan abi benim sana sorum şu olucak, komün toplumunda yasaşdığımızı varsayalım. Komün toplumunda kadın-erkek ilişkileride güç ve paranın yeri olmayacak. Peki bunun yerine belirleyici olacak şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz ?
______________________________________________________
BİLMEZ İNSAN KADRİNİ ALEMDE İNSAN OLMAYAN.
Komüncü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Komüncü Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 10.Haziran.2015, 13:11   #27
 
ÖzgürToplum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplum
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 18.Mart.2015
Üye No: 52098
Mesajlar: 673
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 300
190 Mesajına 301 Teşekkür Aldı
Standart

Şimdi ben de soru sorayım da iyice sıkıştıralım hasan arkadaşı

sayın karataş,sakıncası yyoksa geçmişte hangi örgütlenme içerisinde yer aldınız??? ve bugün baktığınızda o günkü siz arasında nasıl bir fark görüyorsunuz???

saygılar.
ÖzgürToplum isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
ÖzgürToplum Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 10.Haziran.2015, 14:03   #28
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,185
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,390
2,074 Mesajına 5,896 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Komüncü Nickli Üyeden Alıntı
Hasan abi
Aşk konusunda yazdıklarınız olması gerekendir. Ama olan şeyler hep başkadır! Sadace insanın dişisi değil doğadaki tüm canlıların dişisi güce tapar sinekten böceğe kadar

Aşk iki kişilik, Tarafların politik olması yada apolitik olması aşkta bir şeyi değiştirmiyor. Mesela apolitik bir kadın için önemli olan güçlü erkeği elde etmektir. Güçlü olanda parası olandır. Zaten kadınların arasındaki rekabette bundan doğar. En güçlü olanı elde etmek için birbirleri ile yarışırlar. Daha güzel daha çekici olmak daha iyi giyinmek bu yüzdendir.

Devrimci kadınlarda'da düzenin mantığı işler. Nasılki apolitik bir kadın en güçlüyü elde etmek istiyorsa, devrimci bir kadında örgütte konumu yüksek olanları tercih eder ve ediyor. Devrimci kadınların hiçbiri altı delik ayakabıyla sokakta afiş asan garibanla duygusal ilişkiye girmez aşık olmaz.
İslamcı mukaddesatçı kadında aynıdır.
Bir ata sözü var ama buraya yazmam uygun olmayacaktır. Che_1955 ne olduğunu anlar

Şimdi hasan abi benim sana sorum şu olucak, komün toplumunda yasaşdığımızı varsayalım. Komün toplumunda kadın-erkek ilişkileride güç ve paranın yeri olmayacak. Peki bunun yerine belirleyici olacak şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz ?

Sorduğun tüm sorularının yanıtı aşağıda.

Ayrıca atasözünede cuk oturuyor değilmi?





______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10.Haziran.2015, 14:25   #29
 
paktalos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
paktalos
Hukuk Danışmanı
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Ocak.2010
Üye No: 27954
Mesajlar: 552
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 276
254 Mesajına 735 Teşekkür Aldı
Standart

he yaw, siz hetero erkekler kadınlara heeeep tamamen duygusal hissiyatlar içinde yaklaşıp sevgi pıtırcıklarınızla ilanı aşk ediyorsunuz.

alahın eciş bücüşleri, komünde bile şansınız yok sizin... anca eksik teşebbüs aşamasında kalır ilişkileriniz!

bırakında hasan arkadaş yorumlayıp cevap versin.
______________________________________________________
bir alışveriş yapmadım naktı ömür oldu heba
yola geldim lakin cümle kervan göçmüş bi haber
paktalos isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10.Haziran.2015, 14:37   #30
 
Komüncü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Komüncü
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Ağustos.2013
Üye No: 47440
Mesajlar: 1,334
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 3,704
859 Mesajına 2,301 Teşekkür Aldı
Standart

Che_1955 sayın yöneticim, burada cevapları hasan karataş veriyor. Sizin cevap vermeniz ilgili başlığın konseptine aykırı oluyor

alahın eciş bücüşleri, komünde bile şansınız yok sizin... anca eksik teşebbüs aşamasında kalır ilişkileriniz! paktalos

Hahaahaaa
______________________________________________________
BİLMEZ İNSAN KADRİNİ ALEMDE İNSAN OLMAYAN.
Komüncü isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 10.Haziran.2015, 14:51   #31
 
v-for-Raperîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
v-for-Raperîn
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mart.2014
Üye No: 49566
Bulunduğu yer: minnacık mavi gezegen
Mesajlar: 1,184
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 258
515 Mesajına 961 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
che_1955 Nickli Üyeden Alıntı



Sorduğun tüm sorularının yanıtı aşağıda.

Ayrıca atasözünede cuk oturuyor değilmi?


şu atasözünü biri bana ö.m olarak yazsın çok merak ettim
v-for-Raperîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 11.Haziran.2015, 01:54   #32
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Matarson arkadaş;

Yeni tip bir devrim perspektifi diyebiliriz. Ancak her teori gibi, devrim teorisi de pratikten destek alarak şekillenmesi gerekmektedir. Önceki devrimlerin uzunca bir süre hazırlık süresi gerektirmesine rağmen, önümüzdeki bu devrimin hazırlık süresi gerekmiyor. Devrim için karar verdiğin ve pratik anlamda bunun gereklerini yerine getirmeye an devrimi yapmış sayılırsın. Sistemi terk ettiğin an o senin devrimin olmuş oluyor. Devrimi yapmış bireylerin bir araya gelmesi , komünizme geçişin başlaması anlamına gelmektedir.

Bu devrimi neden aceleye getirdik ve neden bir hazırlık sürecinden geçmedik, soruları karşımıza çıkabilir. Yanıtımız şöyledir: Bu devrim, ülke, ulus, ekonomi ve siyaset üzerinde yapılacak bir devrim değildir. Bu devrim, insan üzerinde yapılmış bir devrim olacaktır. İnsan kendisini, bilinçli bir biçimde diğer insanlardan ayırdığı an devrimini yapmış olacaktır. Bilinç, kitap sayfaları gibi cansız değildir. Canlıdır. Yani organiktir. Onun sürekli yeni bilgilerle beslenmesi gerekmektedir. Beslenme bittiği an ise erime başlayacaktır.

21. yy ile birlikte insanlığın söyleyecek sözü bitmiştir. İnsan ekonomi üzerinde egemen olamazken, ekonomi insanı teslim almıştır. Teslim alınmış insanlık, konuşamıyordu. Çünkü ekonomiyi aşkın bilince sahip değildi. Oysa ekonomi emek zamanının azaltması girişimi demekti. 20.yy sonu emek zamanının daha da azaltılamadığı, yani ekonominin söyleyecek sözünün kalmadığı bir zamana tekabül ediyordu. İnsan bunun farkında olmadığı için, söyleyecek sözü olmayan iktisadı dinlemeye kalktı. Oysa tam tersi insanın söyleyecek sözü çoktu. Bilinç bir anlamda bloke edilmiş ve söyleyecek sözü kalmamıştı. Bloke edilen ve ağzı kapanan bilinç ne yazık ki 21. Yy ile birlikte erime sürecine geçmiştir.

Telaşımız ve acelemiz, bilincin bloke edilmiş olmasına rağmen ve bilinçlerde de henüz can varken ve erimenin tahribatı düşünmeyi tam anlamıyla henüz ortadan kaldırmadığı ve bilinçli bireyler arasındaki iletişimin henüz kopmamış olması, bizleri sürekli bir müdahale halli bir davranışa sevk etmektedir. İşte bu müdahil durumu bizim devrimci faaliyetimizdir. Yani parti, silah, meclis, iktidar araçlarına yönelmek yerine bilinçlere müdahale ederek, devrimimizin önünü açmaya çalışıyoruz.

Şöyle bir tarz geliştirdim. Geleceği konuşuyorum. Zira bilincimi bloke ettirmediğim için geleceği görüyorum. Geleceği önceden duymuş olan bireyin bilinci, gelecek geldiğinde ister istemez, tepki veriyor ve canlılık hali devam ediyor. Örn. İlk yaptığım devrimci faaliyet, devrimci arkadaşları meşgul eden ve onların zamanını ve bilincini çalan argümanları ortadan kaldırmaya çalıştım. Hayatın dışına çıkmış teoriler yerine gerçek hayatla ilgilenmeyi anlatmaya çalıştım. Gerçek hayatta ise siyasetin yalanlarını deşifre etmeye çalıştım.

Sizin anlayacağınız bireylerin uyuşukluğunu bozmaya çalıştım. Kar altında uzun süre yürüyen insanlara ne olursun uyuma derler. Zira insan uyuduğunda donacak ve ölecektir. O nedenle tokat bile atılır. İşte ben konuşurken bazıları seni dinlemek istemiyorum der. O zaman o kişiye acıyorum ve o donacaktır. Yani bir anlamda bireylere tokat atmaya çalışıyorum.

Devrimciler kesinlikle ölüme gönderilmemelidir. Zira onlar insani kurtuluşun öncüleridir. Onlar hayat içinden çekildiği an insanlık sürülere dönüşecek ve artık çobanlar yerine sürü başı hayvanlar türemeye başlayacaktır. Dikkat ediyorsunuzdur; iletişim kuracağımız insan sayısı giderek azalmaktadır. Beni en çok tedirgin eden, Suriye’liler gibi elimize silah olmak zorunda kaldığımız andır. Şu an bireylerin geleceği siyasilerin elindedir. Şayet bireyler kendi geleceklerini, kendi ellerine almış olsalar bizler nispeten devrim yapmış sayılacağız.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 3 Kisi:
Alt 11.Haziran.2015, 03:23   #33
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Sinan Cemgil arkadaş;

İnsanın kendi evinde olması gibi bir duygu. Bir gün bir toplantı düzenlenmiş ve Davit Harvey’in Türkiye temsilcisinin konuşma yapacağı söylenmiş. Ben de kalktım gittim. Adam konuşmasını yaptı ve ondan sonra soruları alayım dedi. Konuşmalar, çevre, çiçek, böcek ve ekonomik demokratik haklar üzerinden ilerlemişti. Ben kalktım ne oluyoruz dedim. Koskoca dünyanın ciddi bir biçimde devrime ihtiyacı varken ve biz Türkiye’li devrimciler dünya devrimi için yırtınıyoruz. Merak ettim, Amerikalılar ne düşünüyor diye bir soru sordum. Zira adamın ağzından devrim diye bir laf çıkmamıştı. Hemen organizatörler müdahale etti. Bu çok kapsamlı bir soru, konuğumuzun zamanını almayalım dedi. Aslında konukta küçük küçük yanıt vermeye başlamıştı. Biraz da zorlanıyordu. Yapacak bir şey yoktu ve bu katılacağım son toplantınızdır dedim. Kendileri kaybetti. Bir adım bile büyüyemediler. Demem o ki insanın kendi evi gibisi olur mu insan evinde kuru yerde uzansa bile rahat eder.

Sosyalist Forum’a katılımım değerli bir arkadaşımın çağrısı üzerine olmuştur. Kendisiyle istişare ettik ve nasıl bir yol izleyebiliriz dedik. Özel olarak yapabileceğimiz bir şey yoktu. Tek yapmamız gereken yanlış yapmamak ve yanlışlara izin vermemekti. Danışman olmuştum ve o nedenle bunları konuşuyorduk. Zaten bizlerin liderlik veya öncülük yapması doğru değildi. Her katılımcı kendi adına bir liderdi. Eskiden hepimiz birer Mahiriz derdik. Şimdi ise tam tamına ve gerçek anlamda her katılımcının birer Mahir (lider) olması gerekiyor. O nedenle katılımcılara müdahil olmayı çok doğru bulmadık. Sonrası serüven iyi başladı. Devrime kafam çok iyi basıyordu. Gelecek devrimi n resmini görüyordum. Devrim için umutlar sönümleniyordu. Bir gün bağırdım ve çağırdım, yolumuz devrim yolu dedim. Zira devrimin gündemden çekilmesini kabuletmiyordum. Aradan birkaç ay geçti baktım gezi olayları başladı. Öncesi ilk etapta biraz temkinli yaklaştım, sonrası baktım bu benim beklediğim devrimin çocukluk hali. Zira Gezi özgürlüğü isteyen bireylerden oluşuyordu. Gerçi henüz bile tam anlaşılmış değil. Hazirancılar Geziden çok etkilenmiş olmalarına rağmen onlar bile yeterince Gezi yi anlamış değiller. Gezi bizler için bir rol model olmuştur. Bundan böyle devrimciler olarak gelecekte ne yapmamız gerektiğini biliyoruz.

Forum için gelecek adına çok iyi düşünüyorum. Öncelikle burası medya kuruluşu değildir. Burası bir devrimciler birliğidir. Her devrimci diğerinin aynisi olmak durumunda değildir. Her katılımcı kendi başına devrimcidir. Devrimci özü olmayan veya devrimci öz yakalamayan forumda çok fazla kalamaz. Birisi burada çok kalmışsa mutlaka onda iyi birşeyler vardır. Günümüzde sosyalist örgüt veya guruplar büyüme sorunu yaşarken, bizim forum için böyle bir sorun görünmemesine rağmen, sayı meselesine de çok takılmak istemiyorum. Zira devrim için bir kişi olması bile umut sayılır. Her katılımcının kendi düşüncelerini foruma taşımasını istemeliyiz. Zira forum günümüz edilgen insanını etken insan yapıyor. Forum hiçbir zaman sanal alem olmadı. Her zaman gerçek alem olmuştur. Forum iletişimin en yüksek yerden yapıldığı bir yerdir. Yani parasal gücün, fiziksel gücün etkili olmadığı ve gerçek insanı anlatan düşünsel gücün etkili olduğu bir platformdur. Sosyalist forum gibi forumların, hem bizim coğrafya da ve hemde dünya üzerinde çoğalmasını isterim. Forumlar Çhe yoldaşın deyimiyle gelecekteki devrimin mutfağı olacaktır.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 6 Kisi:
Alt 11.Haziran.2015, 04:23   #34
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Paktolos arkadaş;

Bizim Borga ile tartışmamız müthiş bir zenginliktir. Bu zenginlik zamanımız insanın ihtiyacı olan bir zenginliktir. İsteğim forum katılımcıları o zenginlikten yararlanırlar. Zira tartışmalarımız, yaşadığımız zamanın düşünsel ihtiyaçlarını karşılayacak güncellikte ve bir anlamda da her zaman yenidir.

Şimdi tartışmamızın can alıcı yerini sormuşsun. Sormak kolay da yanıtlamak çok zor. Çünkü birçok merkez üzerinden tartıştık ve bunun hangisini ana merkez yaparız bilemiyorum. Ben Borga arkadaşla yapmış olduğum tartışmalarda bir yol ayrılığı görmedim. Tabi yollarımız şu an için birleşik de değil. Ben her zaman tartışacağımızı ve hiçbir zaman ayrılmayacağımızı ön görüyorum. Zira her ikimiz de ayni ipi tutmaya çalışıyoruz. Borga buna kızıl urgan diyor ben ise insani miras diyorum. İnsani mirasın çok önemli olduğunu ve gelecekteki devrimimizi bu mirasın bize verdiği bilimsel zenginlik sayesinde gerçekleştireceğimizi anlatmaya çalışıyorum. İnsanlığın çok büyük emek birikiminin olduğunu ve bu birikimi insanlığın henüz kullanamadığını anlatmaya çalışıyorum. Mirası kullanmış olan insanlık artık eski insan değildir. O yeni insandır. O aşkın insandır. Biz bugün önümüzdeki devasa mirasa rağmen ve bu mirası kullanamayan insanlar ollarak yani eski insan olarak, yok olma tehlikesi ile karşı karşıyayız. Borga arkadaş ise geçmişten gelen kızıl urganı bugünün komünlerine bağlamaya çalışıyordu.

Borga arkadaş adına da konuşmak istemiyorum. Kendisi bugünler forumda yok. O nedenle kendisini yanlış ifade etmek istemem. Kendisi forumda olsa yazardım. Zira düzeltmesini yapardı. Yine de seni kırmamak adına küçük bir şeyler söylemeye çalışayım. Borga arkadaş Marksistlerin günümüz devrimi önünde engel olduklarını ve hatta onların burjuvazinin kuyrukçusu olduklarını, Marks’ın ise bunlar gibi olmadığını anlatmaya çalışırken, Marks’ın da kimi düşüncelerinin yanlış olduğunu söylemektedir. Ben kendisine Marksistler üzerinden bir tartışmanın doğru olmayacağını anlatmaya çalışıyordum. Zira onlar Marks’ın ismini taşıyorlar. Eleştiri bir anlamda Marks’ı kapsıyor. Oysa yapılmış olanların Marks ile doğrudan alakası yok. Marks onların çağında yaşamamış ama Marks da bir şekilde onlara yönelen eleştirilerden nasibini alıyor ve yanlış tanınmış oluyordu. Borga arkadaşın yapmış olduğu eleştirileri ben karşılamak zorunda kalıyordum.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 5 Kisi:
Alt 11.Haziran.2015, 04:42   #35
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Pete arkadaş;

Özel hayatımız, aşkımız, arkadaşlığımız tabi ki burada ki gibi resmi içerikli değil ve çok resmi suratlı bir adam değilim. Ancak biz burada ciddi bir düşünsel kavga veriyoruz. Düşünsel emeğimiz er meydanına çıkıyor. Biz burada hem bir şeyler öğreniyor ve hem de bir şeyler öğretiyoruz. O anlamda ciddi olmak durumundayız. Forumda eğlence ve sohbet alanlarına ihtiyaç hasıl oldukça, forumda o tür alanlara yer açılır ve istiyenler orada zamanını değerlendirmiş olur. Biraz resmi daire gibi görünüyorsak kusura bakma bu bizim özelimiz değil.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 7 Kisi:
Alt 11.Haziran.2015, 18:53   #36
 
Pete - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Pete
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 03.Mayıs.2009
Üye No: 21375
Mesajlar: 144
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 228
66 Mesajına 157 Teşekkür Aldı
Standart

Özel sorunun dışında sıkı bir takipçin olarak birde politik sorum olsunYanlış hatırlamıyorsam Chp iktidar olmak istemiyor,Chp devletin kırılmasını engelliyor ve temel görevide dengeleri korumak olduğunu söylemiştin..Hatta sadece Chp özelinde bütün siyasi partilerin farklı bir ekonomi politklerinin olmadığını ,tüm örgüt siyasi yapıların Akp üzerinden şekillendiğini bunun için herkesin muhalefet istediğini belirtmiştin( Yanlış hatırlıyor yada zamanında yanlış anladıysam kusuruma bakma)..Zülfü livanelinin itirafıda doğruluyor...Ama bu seçim özellikle Chp ve Hdp seçmen karşısına Akp üzerinden değilde bir takım programlarla çıktılar..Ve özeillikle Chp iktidar istediğini belirtiyor..Bu değişikliğin gerekçesini nasıl yorumluyorsun yada değişen bir şey yok sadece küçük ilizyonlar mıdur ..saygılarımla..
Pete isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Pete Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 12.Haziran.2015, 04:35   #37
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Leman arkadaşım, tavsiye edeceğim kitap ne yazık ki yok. 21. Yy ile birlikte yeni bir dünya da yaşıyoruz. Bu dünyayı komünist gözlerle izleyen ve tanıtmaya çalışan yüksek düzeyli, benimde kendilerini tanımaya çalıştığım 3-4 kişi var. Bunlar: Slavoj Zizek , Andre Gorz, Davit Harvey ve Antony Negri dir. Bu yazarların kitaplarını okudum. Onları eleştirel gözlerle okudum ve bir anlamda o kitaplar benim bugüne ait düşüncelerime yardımcı oldular. Kendileri günceli yakalamışlardır. Ancak düşüncelerine katılmıyorum. Okumuş olursan iyi midir? Tabi ki iyidir.

Kendi okuma serüvenimi anlatayım. İlk önce Antony Negri’yi okudum. Kendisi 21. Yy ı müthiş yorumluyordu. İhtiyacımız olan her şeyi veriyordu. Örn. Asimetrik savaş diyordu. Bizim PKK Türkiye savaşı bu içerikte yürüyordu diyebiliriz. Yani savaşlarda karşılıklı konuşlanma gerçekleşmiyordu. Örn. Adam gidiyor kendi askerini öldürüyor bunu düşman yaptı diyordu. Buradaki amacı kendi toplumunu bir konu üzerinde ikna etmek gibi bir şeydi. Örn. Gençlerin askerden kaçmasını ve buna karşın paralı askerliğe kuzu kuzu yanaşması gibi diyebiliriz. Bunun yanı sıra Negri Marks’a ait her düşünceyi güncel hale getirmeye çalışmıştır. Kendisinin hiçbir düşüncesine katılmadım. Ancak kendisinden çok yararlandım. En azından ele alacağım konuları derleyip toparlamış hazır bir biçimde inceleme imkânı getirmişti. Kendisinin Marks’ı izlediğini söylemiştir. Örn Marks’ı okumuş ve Marks’ın yazılarında yaşadığımız bu dünyayı anlatan bölümler olduğunu söylemektedir. O anlamda Marks tabi ki çok değerlidir. Görmediği dünyayı anlatmıştır. Ancak Marks’ı iyi tanımayanlar bu anlatımları görmekte zorlanırlar.

Davit Harvey den doğrusunu istersen alacak bir şey bulamadım. Belki yeterince incelemedim. Onda devrimci ruhu çok göremedim. Belki ben yanılıyorum. Kendisinin Kapital’i anlatan türkçe alt yazılı videoları var. O videoları izleyebilirsin. Sana yardımcı olabilirler.

Andre Gorz da müthiş bir insani samimiyet gördüm. Her kes kendisini yanlış tanıdı. Onu proleterya düşmanı sandı. Oysa işçi düşmanı değildi. İşçi sınıfı siyaseti yerine geniş kapsamlı büyük bir dönüşümü istiyordu. Çalışmanın değişmesini gerektiğini anlatıyordu. Bir anlamda kapitalizm içinde komünizmi istiyordu. Bunun için geniş kapsamlı bir organizasyondan söz ediyordu. İnsanlığın cennetin kapısında ölüme gideceğinden endişe ediyordu. Kendisi çok sevdiği eşinin ölümünden sonra büyük bir yalnızlığın içine düşüyor ve kendi iradesi ile 80 li yaşlarda yaşamına son veriyor. O zaman için söylediğini bugün yaşıyoruz. Gerçekten insanlık cennetin kapısında büyük bir kırılma yaşamaktadır.

Zizek insanlığın bilinçsizleşmeye doğru gittiğini anlatmaktadır. Ancak bunun nedenlerini çok doğru biçimde anlatmamaktadır. Nedenlerini doğru bir biçimde anlatmamış olsa da bu müthiş bir tespittir. Bunun yanı sıra kent varoşlarından devrimci hareketin büyüyeceğini anlatmaya çalışmıştır. Bu da doğru bir tespit değildir. Yine de yeni bir devrimin ip uçlarını yakalaman açısından yararlanabileceğin düşünceleri Zizec’te bulabilirsin.

Eline rastgele geçen kitabı okumanı tavsiye etmem. Hangi konuya öğrenmek istiyorsan o doğrultuda kitap okumanı öneririm. Örn. Para ve Meta nedir sorularına yanıt arıyorsan Marks’ın Kapital 1. Cildini okumalısın. Marks’ın diğer kitaplarını da okuyabilirsin ama bunları yavaş yavaş ve öğrenmek istediğin bölümler üzerine odaklanarak okumalısın.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 12.Haziran.2015, 05:10   #38
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Komüncü arkadaş;

Doğadaki canlılar güce tapıyorsa bu durum onların bilinçsizliği ile ilgilidir. İnsan bilinçli bir canlıdır ve doğayı kendine benzetmeye çalışır. Tabi bunu yaparken doğa ile kavga ederek değil.

Cinsel beraberlikte doğallığa dönmek, insan için eksik bir davranıştır. İnsan için doğrusu, doğallığı da içeren insani yani bilinçli beraberliklerdir. Aşkın içine bilinç girmelidir. Zira bilinç gerçek iletişimin kaynağıdır.

Aşkı ne yazık ki yaşayamıyoruz. Aşk para, meta ve benzer ilişkilerin saldırısına maruz kalmıştır. Bu ilişkilerin dışındaki bir yaşam tarzı sayesinde ancak aşkın geri gelmesini başarırız. Yerine göre bazen kadın, bazen erkek ve ağırlıklı olarak da kadın metalaşmaktadır. Metalaşmış kadından gerçek sevgi beklenmez. Herkes karısından kuşkulanır. “Bu benim para ve imkanlarımı mı seviyor, yoksa beni mi seviyor. “ Bu tabi ki hoş bir durum değil. Devrimci kadınlar içinde söylemiş olduklarında bilinçsizlikle ilgilidir. Güce tapmak bilinçsizliktir. Sadece duygudur.

Komün toplumunda olacak olanı yukarıda söylemişim. Tekrar ediyorum; aşkın içine bilinç girecektir. Bilinç gerçek iletişimin kaynağıdır.

Sonradan gördüm, konuyla ilgili sohbetler olmuş, bu bölümü biraz takviye edeyim. Bir devrimci kadına silah çeksen bir faşiste aşık olmaz. Erkekler için belki ayni şeyi diyemeyiz ama pek yakışmasa da sadece kullanım değeri olarak yaklaşır. Ya da erkekler kadını bilinçlendirmeye çalışır ondan sonra sex yaşamına geçmek ister. Sex, aşk, bilinç bunları birbirinden ayırmak çok doğru değildir.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 12.Haziran.2015, 05:46   #39
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Özgür toplum arkadaş;

TKP den bugüne gelmiş bir insanım. 1978 yılında Nihat Akseymen’in liderliğinde İşçinin Sesi kanadında yer aldım.

Geçmişteki ben ile bugüne ait ben arasında içerik olarak değişen bir şey yok. O zamanda gerçek anlamda komünist olduğumu iddia ederdim. Bugün de ayni iddiamın arkasındayım.

Söylemlerim ve teoriler çok değişti. Bu benden kaynaklı bir durum değil. Dünya değişti. O nedenle teoriler yeni zemin üzerinden doğmalıydı. Ben de bunu yapmaya çalıştım. Önemli olan yeni dünyanın komünisti olmaktı. O anlamda geçmişimle çok kavgalı değilim. Sadece erken davranmadığımız için geçmişimi ve eski örgütümü (biliyorsunuz şu an bireyim) eleştiriyorum.

Geçmişime dönük bazı kırılganlıklarım var. Rosa Luxemburg gibi büyük bir devrimci neden bizlerden saklandı. Biz çok katı Leninci idik. Marks’ı bile Lenin’den öğrenmiştik bu da doğru değildi. Ancak yine de Lenin’in Marks’ı çok iyi anladığını düşünüyorum. Yani Marks’a kötü bir yerden tutunmamışız diye de ekleme yapıyorum.

Lenin için hiçbir zaman yanlış yapmıştır demedim. Devlet ve İhtilal de küçük bir bölüm dışında hiçbir yazısına eleştirim olmadı.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alt 12.Haziran.2015, 06:17   #40
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Pete arkadaş;

Hayır illizyon ve senaryolar dışında değerlendirmek gerekir. Ekonomik durum, partilere zaman içinde farklı görevler yüklemektedir. Aslında senaryo yerine siyaset demek daha doğru görünüyor. Ben bu konu üzerinde yazmıştım. Sanırım okumamışsınız. Şimdi o yazıdan bir bölüm buraya aktarıyorum. Yazı başlığı ‘Ölme eşeğim yaz gelecek! Asrın projesi’

Son yıllarda Türkiye de işleyen ekonominin, Türkiye devletine sermaye bırakmakta zorlandığını ve bu nedenle, Türkiye devletinin kendi başının çaresine bakmak, yani daha millici bir çizgi izlemek gibi bir yol çizmeye çalıştığını anlatıyordum. Oysa 21. yy ile birlikte kendi kaderini küresel sermaye ile bir görmekte ve bu birlikteliğin kendilerini beslediğini görüyor ve keyif alıyorlardı. Sonraları zaman içinde gerçekte kendilerinin kaybetmekte olduklarını görmeye başlamış olmalılar ki küresel görünümlü millici bir çizgi izlemeye başladılar. Bir anlamda dünya egemenlerini aldatan, yani sahteci bir yol üzerinden siyaset yapıyorlardı.

Küresel ekonomi sürecinde Türkiye devleti neden kaybediyor? Sadece Türkiye devleti kaybetmiyor. Bütün alt devletler kaybetmek zorunda bırakılmaya başlanmıştır. Zira tepe devletler, alt devletleri köşeye sıkıştırarak, alt devletlerin ekonomik alanlarında biriken sermayeleri bir şekilde kendi alanlarına çekmeye başarması nedeniyle, alt devletler kaybetmek zorunda kalıyordu. Bunu fark eden Türkiye Erdoğan’ı günah keçisi yaparak, kendi geleceğini kendi ellerine almaya çalışan bir yol izlemeye çalıştı.

Önceleri sadece AKP yi eleştirerek muhalefet yapan CHP, bu kez alternatif olmaya çalışan bir siyaset türü uygulamaya çalıştı. Demek ki tepeden sen iktidar ol ve biz sana destek olalım isteği geldi. CHP de ister istemez gerçek muhalefetmiş gibi oynamaya başladı. Pazarın durumunu deşifre etmeden küresel egemenlerle uyumlu bir yol izlemeye başladı. Onlar dedi ki sen de halka para dağıt halk seni seçsin. Bu başladı "Türkiye çok zengin bir ülkedir". "Türkiye de para çok biz de emeklimize, halkımıza dağıtırız" vs. laflar etmeye başladı.

İşi daha fazla ciddiye alan, yani risk etmemeye çalışan küresel egemenler, bu kez biz senin eline bir proje verelim dediler. Zamanında Erdoğan’ın da eline bir proje vermişlerdi. Ona BOP vermişler ve onu da eş başkan yapmışlardı. BOP dan pek bir şey alamayan Türkiye’ye bu kez “Asrın Projesini “verdiler. CHP de ne yapsın bunu bir anlattı ki ilk meyveler 2023 de alınacak. 2035 de ise Türkiye uçmuş olacak ve milli gelir $30.000 olacak, ekonomi dünyada ilk 10 a girecek vs.. Gerçekte halkına şunu dedi: En iyi umudu biz dağıtıyoruz.

Ben 4 partinin de gerçekte Türkiye partisi olduklarını iddia ediyorum. Dışarıya karşı zaman zaman partilerin oynadığı roller değişmektedir. Son zamanlar AKP millici göründü, CHP ise Küreselci göründü. Oysa geçmişte tam tersiydi. AKP küreselci idi, CHP milliciydi. Konuyla ilgili yazılarımda birbirleri ile çelişen herhangi bir şey yoktur.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 12.Haziran.2015, 08:06   #41
 
İnsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İnsan
Öğrenci
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Mayıs.2015
Üye No: 52354
Mesajlar: 65
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 16
33 Mesajına 62 Teşekkür Aldı
Standart

Bugun KÖH e bakis açiniz ve Rojava devrimiyle ilgili ne düsünüyorsunuz?
İnsan isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
İnsan Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 13.Haziran.2015, 02:34   #42
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

İnsan arkadaş;

Eskiden ulemaya sorarlarmış; kıyamet ne zaman kopacak? Ulema da kişi öldüğünde onun kıyameti o zaman kopar dermiş. Şimdi günümüzde de kişiler ne zaman özgürleşeceğiz diye sorsalar; onların da alacağı yanıt ayni olacaktır. İnsanlar öldüklerinde esaret ve savaş halleri bitmektedir. Şehitlere yüce kişi gözleriyle bakılıyor ya işte bu anlamda yani özgürleştikleri için onlara gıpta ile bakılıyor diyebiliriz. Onların ölümü bundan dolayı da değerli sayılabilir.

Özgürlük hiçbir zaman olmadı. Devletler, ordular ve ekonomiler, esaret aygıtlarıdır. Bunlar oldukları sürece insanlar özgür olamazlar. Eskiden paran kadar özgürsün denilirdi. Para ne demekti? Para her şeyi satan almak demekti. Para kimlerin elinde vardı? Egemenlerin, zenginlerin veya zengin devlet halklarında vardı. Onlarda para sayesinde tüm yaşam gereçlerini satın alarak, özgürce bokboğaz olabiliyordu. Paranın getirdiği özgürlük, insanın dışına hitap ediyordu. Doğa bütün insanlığın olmasına rağmen sadece para ve devlet sahipleri, tüketim gereçlerine özgürce erişebiliyordu.

Bugün devletlerin ve paranın saltanatı tehlikeye düşmüştür. İnsan kendisi için çalıştığını sanarak, kendi üzerinde egemenlik araçları yaratmıştır. Sorarlar, insan mı Allahı yarattı, yoksa Allah mı insanı yarattı? Bu da onun gibi bir şey, insanlar kendisini tahakküm altına aldığı esaret aygıtlarını kendi emek faaliyetleri sayesinde yaratmışlardır. İnsanlar devlet sayesinde var değiller; devletler insan sayesinde varlığını sürdürmektedir. İnsan emeği para ve devleti yaratıyordu.

İnsan emeği yeni üretim teknolojilerinden dolayı para ve devlet yaratamıyor. Dolayısıyla güçlü devlet ve para sahipleri, güçsüz para ve devlet sahiplerine göz dikmiş durumdadırlar. Zayıf devlet ve para sahipleri eski özgürlüklerini kaybetmek üzereler. Günümüzde birçok devlet kırılma yaşadı ve insan yaşamından çekildi. Dünyada ki istenen özgürlük devletlerin özgürlüğüdür. Çünkü devletlerin özgürlüğü tehlikededir. İnsanın özgürlüğe ihtiyacı yoktur. Devletler aradan çekilmiş olsa insanlar zaten özgürleşmiş olacaktır.

Rojava devletsizlik ya da özgürlük değildir. Rojava daha ilk kuruluşunda gençleri silah altına almış ve savunma mekanizmaları örgütlemiştir. Rojava ordusu ve toplumu olan özerk bir devlet girişimidir. Bu devlet diğer devletlerin saldırısına maruz kalmıştır. Onların devletleşme girişimi onlara özgürlük değil ölüm getirmiştir. Bundan sonra özgürlük gelir mi? Ellerinde devlet veya devlet imkanları olduğu süre çevre devletler tarafından rahatsız edilecektir. Zira çevre devletler de daha büyük devletlerin saldırısı altındadır.

Rojava devleti ve halkı masum mudur? Tabi ki masumdur. İçinde insan olan her şey masumdur. Her devlet mutlaka bir toplum üzerinden yükselir. O toplum, o devleti masum yapmaktadır. En azından o toplum devlet koruması altındadır. O devlet sayesinde korunan insan var demektir. Devletler her ne kadar suç örgütü olmuş olsalar bile ayni zamanda nispi de olsa insani yanları vardır. Hem zaten insan eliyle yapılanmışlardır. Rojava devlet girişiminin talihsizliği, devletler arası çelişkinin çok yüksek olan bir bölgede olmalarındandır. Devletlerin birbirlerine kan kusturduğu bir bölgede özgür devlet olmak imkansızdır.

Her üyesinin savaşçı olduğu ve toplumsal tabanı olmayan devletler türemeye başladı. Kendilerine silah zoruyla toplum temin etmeye çalışıyorlar. Tamamen tepeden gelmiş bu devlet tipleri, yapay devletlerdir. Bir anlamda devletler tarafından kurulan devletlerdir. Yani içinde hiç insan yoktur. O anlamda bu devletler tamamen insanlık dışı devletlerdir. Zaten insanları öldürerek kendi var oluşunu gerçekleştiriyorlar. Bu devletlerin hiçbir biçimde masumiyeti yoktur.

Özgürlük hareketleri insani içerik taşımak zorundadır. Yani hayatı talep etmelidir. Bugün devletler insan hayatına müdahale etmektedir. Paranın getirmiş olduğu özgürlüğün tadını çıkararak devamını isteyen bireylerin paralarını devletin istediği şekilde harcaması veya ellerinden çıkarmaları için müthiş bir yönlendirme altındadırlar.

Devletin basıncından bunalan Türkiye insanı 2013 te Gezi parkında müthiş bir isyan başlattı. Bu isyanda isyancılar silah kullanmadı. Devlet silah kullandı. Bir buçuk aylık büyük bir ayaklanmada sadece 8 kişi özgürlük isteğinin kurbanı oldu. Suçlusu alenen ortada ve gözler önünde devlet 8 genci öldürdü. Bu hareket dünyanın birçok bölgesinden destek aldı. Zira bütün insanlık devletlerin müdahalesinden bunalmaktadır.

Bu örneği şunun için verdim. KÖH 35 yıldır savaş halindedir. Ölen insan sayısı 60.000 kişinin üzerindedir. Demek ki silahla ancak böylesi bir özgürlük gelmektedir. Daha dün Diyarbakır’da yüzlerce yaralı ve 3 ölü olan bombalamada, KÖH bunu devlet yapmıştır diyebildi mi? IŞİD yapmış, devlet içinde farklı istihbarat kesimleri yapmış, AKP yapmış veya dış istihbarat yapmış olabilir denildi. Böylesi bir özgürlük hareketi olabilir mi? Özgürlüğü öldüreni bile deşifre etmiyor veya edemiyor. Hiçbir örgütsel gücü olmayan Gezi isyanı cinayetlerin devlet tarafından yapıldığını gözler önünde gösterdi. Çünkü savaş Geziden kaynaklanmıyordu. Savaş devletten kaynaklanıyordu. Zira silahlarla Gezi insanın üstüne gelen devlettir. Gezi bütün dünya insanına şunu anlattı. Biz silahsız insanlara devletin saldırısı sonucu içimizden 8 genç öldürülmüştür. KÖH bunu diyemez. KÖH devleti suçlu ilan edemez. İnsanlar bilinçlendikçe ve devletleri çözdükçe özgürleşecektir. Gezi’den 8 gencin ölmesi, insanlık adına çok kötü bir durumdur. Onlar devlete rağmen ölmemeliydi. Umarım bir sonraki özgürlük isyanları, ölümler olmasın diye daha büyük çaba harcayacaktır.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 14.Haziran.2015, 09:25   #43
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Bir hafta boyunca beni konuk eden sosyalist foruma teşekkür ediyorum. Hem izleyerek ve hem sorulariyla katılım gösteren tüm arkadaşlara da ayrıca teşekkür ederim.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 11 Kisi:
Alt 14.Haziran.2015, 21:08   #44
 
FıratınSuyu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
FıratınSuyu
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart

Daha 14 haziran'ın bitmesine 55 dk var, aklıma bir şeyler takıldı hemen soralım
Marksizm tartışmalarında aktif olduğunuz için soruyu buraya sormak daha sağlıklı olacaktır.

Köylü'nün marksizm'deki yeri nedir? Köylü proletaryaya dahil midir?
 
Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 14.Haziran.2015, 21:59   #45
 
Kendimce - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kendimce
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 26.Ekim.2012
Üye No: 43831
Mesajlar: 627
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 3,142
342 Mesajına 982 Teşekkür Aldı
Standart

Sayın Hasan Karataş,biz de değerli vaktinizi bizlere ayırarak gösterdiğiniz özveri ve duyarlılığınız için size birkez daha çok teşekkür ediyoruz.
______________________________________________________
"Hayat,korkunun bittigi yerde baslar"...
Kendimce isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Kendimce Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 7 Kisi:
Alt 15.Haziran.2015, 08:59   #46
 
turgut_fatsa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turgut_fatsa
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Nisan.2013
Üye No: 48375
Mesajlar: 2,873
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,271
821 Mesajına 1,338 Teşekkür Aldı
Standart

Rega arkadaş güzel bir soru sormuş ama hasan arkadaş cevap vermemiş. Belki zamanı yoktu . Bilmiyorum. Ama soru güzeldi.

Kışkırtıcı bir düşünce olsun. Köylü bana göre gericidir.
______________________________________________________
Önümüzdeki daha zorlu ve çetin geçecek mücadelenin ihtiyaçlarına yanıt verecek birleşik bir direnme zeminini ve seçeneğini hep birlikte inşa etmeliyiz. Eğer bu yaratılamazsa devrimci direniş imkanının umutsuzluk içerisinde boğulmasının önüne de geçilemeyecektir.
turgut_fatsa isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 15.Haziran.2015, 11:52   #47
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,596
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 259
501 Mesajına 835 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
turgut_fatsa Nickli Üyeden Alıntı
. Ama soru güzeldi.

Kışkırtıcı bir düşünce olsun. Köylü bana göre gericidir.
Bence zamanımızda cevap bulması gereken soru.

Gerçekten zamanımızda köylü gericimi.

Gerici olan, köyde oturan modern üretim araçları ile üretim yapan çağdaş eğitim sistemini takip eden köylümü. Yoksa orta çağ içindeki akrabalık ilişkilerini devam ettiren kendi hukukunu düzenleyen hala şıhların peşinde olan modern hukukun değil de şıhların imamların hukukunu uygulayan aşiret sistemini devam ettiren köylümü gerici.

Hangi tip yaşam biçimini takip eden sosyal tabakalar gerici.
Biz gericilikten ne anlamaktayız.

Bu gericilik anlayışı sadece köydemi şehirlerdeki ve hala konak meydanında cenaze namazı kılanlar bu gericiliğin neresinde.Gönlünü sevdiği gence kaptıran genç bir kızın aşiret kurallarına göre cezalandırılması. Şehirlerde yokmu.

Köylüleri ve köydeki üretim biçimini gericilikle itham etmek köylünün genelini içine aldığında bazılarına haksızlık olmuyormu.

Bence Türkiyede uygulanmakta olan kendini moderniteye kapatan siyasetler gerici.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Konu Kapatılmıştır


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com