Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri > PARTİZAN

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
İbo'nun Yoldaşları - KOBANE
Cevaplar
1
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
813
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04.Mart.2015, 15:31   #1
 
Deniz Yoldaş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Deniz Yoldaş
EDİTÖR
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Ekim.2013
Üye No: 47815
Bulunduğu yer: Balıkesir / İzmir
Mesajlar: 3,613
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,923
1,416 Mesajına 3,805 Teşekkür Aldı
Deniz Yoldaş - AİM üzeri Mesaj gönder
Standart İbo'nun Yoldaşları - KOBANE

"Şimdi bizi iyi dinle:
düşmanımızsın sen bizim
dikeceğiz seni bir duvarın dibine
ama madem bir sürü iyi yönün var
dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
iyi tüfeklerden çıkan
iyi kurşunlarla vuracağız seni
sonra da gömeceğiz
iyi bir kürekle
iyi bir toprağa."

B.BRECHT

[FV]1398126833831370[/FV]
Deniz Yoldaş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Deniz Yoldaş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 3 Kisi:
Alt 05.Mart.2015, 21:29   #2
 
Deniz Yoldaş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Deniz Yoldaş
EDİTÖR
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Ekim.2013
Üye No: 47815
Bulunduğu yer: Balıkesir / İzmir
Mesajlar: 3,613
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,923
1,416 Mesajına 3,805 Teşekkür Aldı
Deniz Yoldaş - AİM üzeri Mesaj gönder
Standart




Kadının savaşta kahramanlaştığı yer; Kobanê!


Direnişle birlikte Kobanê kent merkezi ve köyleri özgürleştirildi. TKP/ML TİKKO savaşçıları da bu direnişte yer alarak destek oldular. Gazetemiz adına bizler de bu sürece nasıl katıldıklarını ve şehir savaşındaki pratiğin tarihi direnişteki yerini ve yeniden inşa sürecinde bir kadın olarak neler düşündüğünü TİKKO savaşçısı Ulrike Barbara’yla konuştuk. (Röportaj, Kobanê şehir merkezinin özgürleştirilmesinden hemen sonra yapılmıştır.)


Özgür Gelecek: İlk geldiğiniz günden itibaren buradaki savaşa dair gözlemleriniz nelerdir?


Ulrike Barbara: İlk geldiğimizde havan saldırıları çok yoğun bir şekilde yaşanıyordu. Bu riskli bir durumdu. Çünkü havanın nereden geleceği belli değildir. O yüzden gündüz mevziler arasındaki ziyaretlere de çok dikkat ediyorduk. Çünkü gündüz havan saldırıları oluyordu. Aslında kendi içimizde saldırının olduğu saatleri belirlemiştik ve bu saatlerde dışarıya çıkmamaya özen gösteriyorduk. Bunu yapmamızın nedeni de havan saldırısından dolayı şehit düşen birçok yoldaşımızın olmasıydı.

- Savaş askeri anlamda nasıl etkiledi sizi?


- Gelirken aslında yapabilir miyim diye kafamda birçok soru işareti vardı. Eğitimlerin kısa sürdüğünü biliyorum. Direkt cepheye gitme gibi bir durumla karşılaşabiliyorsun. Buraya geldikten sonra ise herkesin yapabileceğini gördüm. Çünkü herkesin birbirine öğretmek gibi bir çabası vardı. Özellikle bu açıdan çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Yoldaşların sürekli bir şekilde motive etme çabaları, belli görevlendirmelerle belli alanlarda yetkinleşme durumumu sağlamaları olumlu bir süreç oldu.
Daha öncesinde sınırın öte tarafında Suruç’ta duyduğumuz bomba sesleri, bir kaos ortamının olduğunu hissettiriyordu burası için ama şimdi gördüğüm kadarıyla planlı programlı olduğunda ya da yapman gerekeni yaptığında aslında çok da korkutucu değil. O saldırılara nasıl cevap vereceğini öğrendikten sonra burada her şey doğallığında gelişiyor. Örneğin havan geldiğinde hemen kendinizi yere atarsanız kurtulma ihtimaliniz artıyor. Bu arada refleksleriniz de gelişmeye başlıyor.
Tabii bunları öğrenmek tek başına askeri bir durum da değil. Bugün sohbet ettiğiniz bir yoldaşınızın yarın şehit olduğunu öğrendiğinizde daha da çelikleşiyorsun. Aslında acı veren bir durum lakin niçin buraya geldiğimizi, şehit olanların niçin şehit düştüğünü anlamlandırdığında daha güçlü bir insan olmaya başlıyorsun.
Benim için de böyle oldu; örneğin sabotaj biriminde bulunan heval Numan ile bir süre birlikte zaman geçirme şansımız oldu. Heval Numan sabotaja dair belli bilgiler veriyordu. Heval, “İlk hatan cinayet ile sonuçlanabilir” diyordu. O açıdan tedirgin oluyordum. Tabii Numan heval de çok mütevazı bir şekilde bize anlatıyordu. Bir gün güney cephesinde “Yarın görüşürüz” diye ayrıldık. Diğer gün şehit düştüğünü öğrendik. Cenazesine katıldık. Burada herkes bugün bize, yarın toprağa misafir olabiliyor.


- Cephelerdeki günlük yaşamı anlatabilir misiniz?


- Öncelikle şunu belirtebilirim! Cephelerde, çetelerin saldırısının olmadığı durumlarda, o bölgelerde çetelerin bulunmadığına dair tartışmalar yürütülüyordu ve bu birçok cephede karşımıza çıktı. Ve belli zaafiyetleri de içerisinde barındırdı; gündüz nöbetlerinin gevşetilmesi ve daha rahat hareket edebilecek vb. örnekler ile zemin sundu. Özellikle de 19 Ocak’taki tank saldırısı bulunduğumuz cephede bir tokat etkisi yarattı çünkü nöbetlerin daha düzenli ve sistemli olması vs. açısından önemli bir gelişme oldu.

- Kobanê merkezi zaferi ilan edildiğinde neler hissettiniz?


- İnanamadık! İnanmakta güçlük çektik. Çünkü çetelerin temizlenme durumunun çok daha uzun süreceğini bekliyorduk. Evet, kent merkezi ve köylerin bir kısmı çetelerden temizlendi. Ama yüzlerce köy var burada. Bu köyler şu an bizim gidip oraları temizlememizi bekliyor. Köylerde çeteler geri çekiliyor evet, ama çeteler çekilirken boş bırakmıyorlar. Mayın döşeyerek, tuzak kurarak kayıp verdirmeye devam ediyorlar. Bunun için kritik bir süreç olduğunu düşünüyorum. Çünkü yüzlerce köyden bahsediyoruz ve bu binlerce ev demek. O evlerin temizlenmesi daha tehlikeli bir yerde duruyor.

- Yeniden inşa sürecine dair neler düşünüyorsunuz?


- Köylerde savaş sürerken yeniden inşa tartışmaları da başladı. Kobanê kent merkezinin açık hava müzesine dönüştürülmesine dair bir düşünce bulunmakta. Hepimizin düşündüğü de şu! Bu kadar savaş verdik. Bu kadar mücadele yürüttük. Bunun tüm dünya açısından görülmesinin daha anlamlı olacağını düşünüyoruz. Hem verdiğimiz şehitler açısından hem kazandığımız zafer açısından. Şöyle de düşünmemek lazım; Evet, hemen hemen bütün şehir harabeye dönmüş ama bu yıkıntılar arasından bu zafer kazanıldı. Buranın üzerinden yükseldi bu direniş. Bu açıdan anlam bulması çok önemli diye düşünüyoruz.

Şu noktayı da belirtmek isteriz: Yeniden inşa tartışmalarında Türkiye tarafının buradaki sürece katılması daha çok önemseniyor.


Şu nokta var ki asla es geçebileceğimiz bir durum değildir. Bu da kadınların, YPJ’nin buradaki mücadeleyi büyüttüğünden bahsediyoruz. Zaferi kadınların kazandığından bahsediyoruz. Böylesi bir savaşta kazanılan zaferde oluşturulacak kentin bir kadın kenti olmalısı gerekmektedir. Kadın eli ile kadın bakış açısıyla bu alanların yaratılması önemli. Kadın yaşam alanlarının oluşturulması yani kadınların mutfaktan, evlerinden çıkarılmasını başardık burada ama yeni kurulacak kentte de o evlerin içlerine hapsolmayacağımızı/olmayacaklarını düşünüyoruz. Bu açıdan birçok proje geliştirilebilir.
Bu inşa edilecek yeni şehrinde kendi öz savunmasını oluşturması da çok önemli bir yerde duruyor. Mesela Kobanê’nin zaferinden sonra birçok Kobanêli geri döndü ve onlara şimdiden eğitim veriliyor ve bu çok önemli. Tabii biz tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmek için buraya geldik. Ama yerli halkın haklarını ve kendilerini savunabilecek bir sistem oluşturmak çok daha değerli diye düşünüyoruz. Çünkü IŞİD henüz bitmiş değil. Ortadoğu’da IŞİD’in temizlenme süreci uzun sürecek. Onun için saldırıya açık durum devam ediyor. Bu açıdan halkın silahlandırılması, bu saldırılara karşılık verecek bir öz savunma oluşturması çok değerli ve anlamlı.

- Bu savaşta bir kadın olarak yer almak nasıl bir duygu?


- Burada bütün kadınlar YPJ çatısı altında. YPJ’li kadınların yönetimlerde, komutanlıklarda yer alması çok özel bir tercih bence. Kadınların savaşta inisiyatifleşmesi ve önderleşmesinin en somutlaştığı yer şu an Kobanê. Bir taraftan kadın savaşçılara çok önem veriliyor. Gözle görülür bir gerçek bu. Mesela bir kadın savaşçının bulunduğu mevzi birçok rahatlığı getiriyor. Özellikle erkek yoldaşları, kadınların hiçbir şekilde mevziyi terk etmeyeceklerini, nöbette uyumayacağını bildikleri için rahat hareket ediyorlar. Kadınların yeteneklerini biliyorlar. Kadınların aldığı kararlar YPJ’nin denetiminde olduğu için erkekler alınan kararı tartışma sürecine dâhil edilmiyor. Ama bir düzenlemede erkeklerin hangi cepheye veya mevziye gideceği kararlaştırılırken kadınların da içinde olduğu yönetim tarafından belirleniyor. Bu açıdan kadın iradesinin yansıtılması anlamında YPJ gerçekten çok önemli bir misyona sahip. Zaten YPJ’nin kendisi tüm dünyaya kadınların savaşta nasıl kahramanlaştığını gösteriyor. Ve gerçekten çok umut vaat ediyor. Mesela çeteler kadın savaşçılardan çok korkuyor, biz gerçekten onların korkulu rüyalarıyız.
Şengal’de kadınlara yönelik tecavüzleri, kadınların pazarlarda satılması, çocukların satılması ve bu katliamların hepsi tecavüzcü IŞİD çetelerine karşı kadınların aynı zamanda erkek egemen zihniyete karşı savaşmasının sonucu bu zafer elde edildi. Yok sayılmaya çalışılan kadınların tecavüzcü IŞİD çetelerine karşı yürüttüğü mücadele gerçekten çok önemli. Ve bu anlamda Yeni Demokrat Kadın’(YDK)nın İstanbul’da gerçekleştirecek olduğu “Cinsel Şiddete Karşı Kadın Konferansı”nın bu açıdan çok değerli diye düşünüyorum. Umarım başarılı geçer. Biz burada bir taraftan çetelerle mücadele ederken bir taraftan kadına yönelik şiddete karşı mücadele yürütüyoruz. Bu açıdan kadına yönelik şiddete karşı yaratılan her alan, her etkinlik buraya katkı sunuyor. Biz oraya katkı sunuyoruz. Bu açıdan konferansı düzenleyen, emek veren bütün kadınlara devrimci selamlarımızı yolluyoruz. Kadın savaşçılar olarak umarım emeklerimiz kadın mücadelesine büyük bir katkı sunar. Herkese devrimci selam ve saygılarla serkeftin!
Deniz Yoldaş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Deniz Yoldaş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com