Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Devrimci Gençlik Örgütleri > YDG

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Örgütsel Mekanizmada Devrimci Kültür ve Önemi
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1294
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 27.Temmuz.2013, 21:21   #1
 
Maoizm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Maoizm
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 01.Mart.2013
Üye No: 45383
Mesajlar: 773
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 399
329 Mesajına 1,386 Teşekkür Aldı
Standart Örgütsel Mekanizmada Devrimci Kültür ve Önemi


Kolektif mekanizmasına zamanla dahil olan bir bireyin kolektif içinde daha da aktifleşmesini, devrimcileşmesini sağlayan nokta bulunduğu oluşumun örgütsel kültürünü yani bizim için örgütün devrimci kültürünü tanıması ve benimsemesiyle oluşur.
Çok sıkça kullandığımız bu devrimci kültür tanımlaması aslında nedir ne değildir veya bizim için neler ifade eder buna değinelim. Bu yazı bireyin kolektif mekanizmasına olan sorumluluğu üzerine ele alınmıştır.
Örgüt kültürünün bireye taşınması, tarihsel bir miras ile kazanılan birikim ve inancın bireyin ruhuna yedirilmesi, ardından bireyin yaşayış biçiminin bu eksende şekillenmesiyle başlayan durumdur. Bu durum pratik içinde gelişip güçlenerek anlam kazanan, kendine ait karakteristik niteliklerin örgüt bilinci ile şekillenmesiyle sağlam bir temel oluşturarak devam eden ve en son olarak da devrimci bir bireyin ortaya çıkmasıyla yaşam boyu taşınacak olan bir kültürü zihninde benimsemesiyle doruğa ulaşır.
Peki devrimci kültürün bireye kazandırdığı özellikler başlıca nelerdir ? Bunları benimsedikçe bulunduğumuz kolektife katacaklarımız neler olur ?
Yoldaşlık ilişkilerinin her bakımdan yozlaştırılmaya, düşürülmeye ve hatta yok edilmeye çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu eğilip bükülmenin olduğu dönemde örgütsel kültürü yani devrimci kültürü yaratan kişilik değerlerine daha çok sarılmalıyız. Bu değerleri sahiplenerek devrimciler üzerinde yaratılmak istenen kültürel eğilip bükülmeyi aşmak mümkün olacaktır. Başlıca:
1-)Sorumluluk: Sorumluluk yüklenmek devrimciliğin kopmaz parçalarından biridir. Genel olarak baktığımızda devrimciliğe başlamak kararı alan bireyler zaten çok büyük bir sorumluluk almıştır. Fakat bundan bağımsız olmamakla birlikte pratik içindeki sorumluluklarımız devrimci yaşamın ve kültürün omurgasını oluşturur. Kısacası sorumluluk almak genel olarak devrimcilik açısından yoldaşlarına halkına karşı olan sorumluluğunun ifadesidir. Tarihimizde bu mücadele için canıyla, kanıyla bedel ödeyen tüm insanları gözümüzün önüne getirelim. Bu insanların canları ve kanları yoldaşlarına, halkına, olan sorumluluğun adıdır. Günümüzde egemenler tarafından yozlaştırılmaya çalışılan bu algı devrimci kültürü ve devrimci bireyi oluşturan, ayakta tutan en önemli eksenlerden birisidir.
Ama bu değerin anlamına rağmen devrimci kültürün temel taşlarından olan sorumluluğu almak noktasında genel olarak bir isteksizlik hali göze çarpmaktadır. Genel olarak nedenlerini incelersek iki nedene ayırabiliriz. Birincisi kısaca tembellik olarak tanımlayabileceğimiz aslında küçük-burjuva alışkanlıklarımızdan kopamamaktan kaynaklanmaktadır.
İkinci temel nedeni ise kendine güvensizliktir. Bu noktada ise bunu aşmak adına bireyin daha fazla sorumluluk alması yanlışlarından doğru olan sonuçları çıkartmak için çabalaması gerekmektedir. Bu pratiğin gerekliliklerindendir.

2-)Samimiyet:Yoldaşlık bilincinin temel yapı taşlarından birisi olan samimiyet örgütsel kültürü yaratan değerlerden birisidir. İlk yaptığı çağrışım bakımıyla akılda ilişkilerde sıcak davranmak durumunu akla getiren samimiyet, devrimci kültürde içeriği daha da dolu bir anlam içermektedir. Yoldaşlık ilişkilerinde netlik, güven temelli iletişimi ve yürekli davranmayı karşılayan kelime samimiyettir. Ve aşk-sevgi gibi sürekli ve sağlıklı bir paylaşım gerekir samimiyet için. Ama devrimci kültürde samimiyet kavramını değerlendirirken şu atlanmamalıdır: kişiden kişiye göre samimi olma görecesi değiştirilmez. Bu tarz durumları burjuva kültür temelinde gelişen arkadaşlık ilişkilerinde görmekteyiz. Bir arkadaş grubunda bir birey belli başlı kişilerle samimi olur fakat belli başlı kişiler de gruptan izole edilir. Bu tarz bir samimiyet devrimci kültürün samimiyet tanımına değil burjuva kültürün samimiyet tanımına uymaktadır.
Burjuva kültürün samimiyet anlayışı eğer ki devrimci bir kültür zemininde kendini var etmeye çalışıyorsa bu tarz bir durumla şiddetle mücadele edilmelidir. Bu tarz bir durumla mücadele edebilmek adına burjuva kültürün getirdiği samimiyet anlayışı devrimci bir zemine kanalize edilerek eritilip yok edilmelidir.
3-)Cesaret: Devrimci kültürün mücadele eksenli şekillenmesinin temel yapı taşlarından birisi cesaret kavramıdır. Cesaret örgütsel mekanizmanın tarihsel gerçeğini yaratan, mücadele azmini şekillendiren bir söylemdir. Peki, devrimci kültürdeki cesaret kavramı ile kör bir cesaret kavramı arasındaki temel fark nedir?
Burjuva kültürde cesaret kavramı genel olarak bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde amacı olmadan korkusuzca davranabilmek anlamı taşır. Genellikle de kaba kuvvet içeriği taşıyan bir söylem olarak kendini var etmektedir.
Örgütsel mekanizmanın içinde anlam bulan cesaret,devrimci bir kültürde inanılan bir ideolojik gerçek ve amaç için, halk için can-kan bedeli mücadele etmek, zulmün üstüne yürümektir. Bizim için devrimci kültürümüzde cesaret demek İbrahim Kaypakkaya demektir.Ali Haydar Yıldız,Meral Yakar,Muharrem Çiçek ve niceleri demektir. Partizan kültüründe cesaret her türden devrim menfaati için düşmanın üzerine korkusuzca yürüyebilmek demektir.
Devrimci kültürdeki cesaretin devrimci bir şiddete dönüştürülme eyleminde bunun tam tersi bir biçimde gelişen kliklere karşı ne yapılmalıdır?
Bu tarz durumların yaşanmaması adına devrimci kültürün kolektife mensup bireylere daha iyi kavratılması gerekmektedir. Aynı zamanda bununla beraber bireyin teorik olarak ilerletilmesi de bu duruma karşı bir çözüm oluşturacaktır. Devrimci kültürün taşıdığı cesaret kavramı ve bunun ardı sıra gelişen devrimci şiddet eylemi asla salt bir kör cesaret ve kaba kuvvet eylemi değildir.
Cesaret kavramı sadece bununla açıklanabilir bir kavram değildir. Örneğin örgütsel mekanizma içinde gördüğün bir hata veya yanlışın üzerine korkusuzca yürüyebilmek, her türden ideolojik yanlış ile mücadele edebilmek de bir cesaret örneğidir. Cesaret kavramı bir çok olayla ilintilidir fakat bunların pratik mücadele içindeki karşılıkları çok fazla olduğundan burada değinemiyoruz.
4-)Disiplin: Kolektife karşı sorumlu olan bireyin önemsemesi gereken konulardan birisi de disiplindir. Genel olarak disiplin kavramı bireyleri korkutan bir noktaymış gibi gelse de devrimci kültürde bunun niteliği farklıdır. Toplumsal yaşayışın ve karşı-devrimci pratiğin bilinçli yönlendirilmesi sonucu bu kavram sekter bir biçimde ''despotluk'' biçiminde anlaşılmaktadır. Lakin devrimci pratik içinde var olan disiplin kavramının bununla bir ilgisi yoktur.
Örneğin devrimci kültürde disiplin pratik faaliyetler içinde önemi asla göz ardı edilemez bir noktada durmaktadır. Her hangi bir mücadele pratiği için anlaşılan zamana, yere ve gizliliğe dikkat etmek disiplin pratiğinin sonucudur. Devrimci kültür içindeki disiplin kavramı yalnızca devrimci pratik içinde değerlendirilmemelidir. Hayatımızın her alanına yaydığımız zaman planlı bir yaşayış içine girmemiz bizi olumlayan bir noktada duracaktır. Devrimci disiplin içinde gelişen planlı bir yaşayış ise bireyin her türlü politik gelişiminin önünü açacaktır. Kısacası yalnızca örgütsel mekanizmaya olumlu şeyler katmakla kalmayacak, kolektifin parçası olan bireyin yaşayış biçimi olarak da devrimci kültüre daha da hakim olmasını sağlayacaktır. Peki bu gerçekliğe uyulmazsa ne gibi sonuçlar doğacaktır?
Devrimci mücadele ekseninde planlanan bir çalışmanın saat 16:00 da başlaması gerekirken 17:30 da başlaması, çok hayati bir önem taşımıyor ise eğer, devrimci anlayışla örtüşmesi mümkün değildir. Özellikle bu noktada uyarmayı ve bu durumu düzeltmeyi amaçlayan bir yoldaşımızı despot ve baskıcı olarak nitelemek nesnel bir duruşun örneği olmayacaktır.
Bu tarz alışkanlıklarla mücadelenin yolları bireysel alınganlıklara yol açmaya açık gibi görünse de gerçekten bu kültürü sahiplendirebildiğimiz bireyler bu algının gerçekliğini anlayacaktır.
5-) Özgüven: Devrimci kültürü ve örgütsel mekanizmayı sahiplenerek kavgada var olan bir birey kendi verdiği mücadelenin meşruluğunu iyi kavrar ve inanç olarak bilincini buna odaklarsa bununla paralel olarak da özgüveni gelişecektir. Yalnız kör bir özgüven ile devrimci kültürdeki özgüven kavramı bir tutulmamalıdır. Örgütsel mekanizmada bireyin taşıdığı özgüven atacağı adımların da disiplinli bir pratik içinde olması koşulunu yaratır.
Özgüven algısı tam anlamıyla oturmuş devrimci bireyler, kolektif mekanizmasının da özgüven kazanması konusunda oluşuma büyük bir ivme kazandıracaktır.
6-) Güven: Güven kavramı mevcut pratikler içinde birlikte bulunduğumuz yoldaşlarımıza duyulması gereken güveni karşılar fakat yalnızca bununla özdeşleştirilmemelidir. Halkına güvenmek kavramı mücadele etme inancını daha da kavratan daha da militanlaştıran bir nitelik de taşır. Tarihimizin yarattığı kültürün en önemli parçalarından birisi olan bu kavram kesinlikle YOLDAŞLARINA HALKINA VE İDEOLOJİNE GÜVEN anlayışını karşılamaktadır.
Sayacağımız kavramlar istenilirse daha da çoğaltılabilir. Tarihimizden öğreneceğimiz devrimci kültür içinde bulunacak kavramlar sınırsızdır. Fakat temeline inilirse burada sayılan kavramlar kültürümüzün omurgasını oluşturmaktadır. Ayrıca burada gördüğümüz üzere yukarıda saydığımız nedenlerin her birisi devrimci kültürü yaratan pratiklerin sonucu oluşmuş ve birbirinden bağımsız bir şekilde ele alınamayacak nitelikler taşır.
Burada şunu kesin bir dille belirtmek gerekir: Devrimci bir bireyin kolektif içinde çeşitli anlayışlara göre basmakalıp bir pratikle şekillenmesi devrimci kültürü sahiplenmek anlamına gelmez. Devrimci kültürü sahiplenmek kolektifin bir parçası olan her bireyin farklılıklarını ve renklerini devrimci bir eksende mücadeleye olumlu bir biçimde kanalize etme iddiası taşır. İnsanı insan yapan her özelliğin bireylerdeki farklı şekillerinin devrimcileştirilmesi anlamına gelir.
Ve de özetle belirtirsek devrimci kültürün yarattığı değerler bireyi baskıcı bir yöntemle şekillendirmek üzerine değil, insanı insan yapan değer ve olguların devrimcileşmesi sonucu bireyi özgürleştiren bir anlam taşır.

Yeni Demokrat Gençlik
______________________________________________________
Bilmem, biliyor musun?
Düşman zindanda yenilmez diye düşünme hiç,
Hatırla İbrahim’i,
Mehmet Zeki’yi,
Orhan’ı!

Daha kurumadı Cihan’ımızın kanı
Haykır sancağımızdaki kızıl şiarı!
Açıktan olmasa bile,
İçten içe:
“Gerillalar Ölmez, Yaşasın Halk Savaşı!
Hasan Hakkı ERDOĞAN


Maoizm isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com