Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Politik Gündem

Politik Gündem Güncel Politik Konuların Okunup Tartışıldığı Bölüm

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Derine Dalmayın, Savaş Uyduruk!
Cevaplar
147
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
5847
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 21.Şubat.2018, 15:17   #126
 
komüniter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
komüniter
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 12.Eylül.2015
Üye No: 52947
Mesajlar: 1,201
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 655
351 Mesajına 614 Teşekkür Aldı
Post

Alıntı:
Tripoli Nickli Üyeden Alıntı
Stalin İspanya İç Savaşı'nda tam olarak nasıl ihanet etmiştir? Franco'nun safına mı geçmiştir? İspanya İç Savaşı sırasında Sovyet halkı İspanyol cumhuriyetçilere, Nazi Almanyası ve İtalya'nın falanjistlere gönderdiği toplam yardımdan daha fazla yardım göndermiştir.

Yunanistan Stalin'in mülkü, tasarrufundaki bir ülke falan mıydı? 20 milyon insanını savaşta kaybetmiş, şehirlerinde taş taş üstünde kalmamış, bütün kaynaklarını savaşı kazanabilmek için tüketmiş, kapitalist dünyanın yalnız sosyalist devletinin elinde istediği ülkede "devrim yaptırma" kudreti vardı da bunu mu yapmadı? Yoksa Yunan İç Savaşı'nın ikinci evresinde Sovyetler yardım mı etmedi Yunan komünistlere?

Stalin'le senin aranda bir fark var, bu farka halk arasında "bekara karı boşamak kolay" deyişiyle ifade edilen bir fark. Kafanızda tam olarak nasıl bir şey var? Stalin'in, devrimci mücadele olan bütün ülkelere Kızıl Ordu'yu gönderip kapitalistler ve emperyalistlerle savaşması gibi bir şey mi? Bütün dünya kapitalist ülkelerine savaş açıp düşman olmasını mı?

Ne çok seviyorsunuz böyle ithamları bol keseden dağıtmayı... Armut topluyordu di mi İngiltere'nin, Amerika'nın eli. Silah, tank, top sadece Sovyetler'de vardı.
Öncelikle sırf saldırmak için benim yazdıklarımı tartışmanın öncesinden koparırsan böyle istediğin tarafa çekebilirsin tabii. Tartışma neyle başladı? Dinc'in Sovyetler'in İsrail'i tanıması hakkındaki yorumuyla. Devamında gelen yorumlar üzerine İsrail'in sosyalizmle alakası olmadığını bile bile desteklenmesinin hainlik olduğunu dile getiren de yine dinc oldu. Benim cevabım eğer "İsrail'i tanımak hainlik ise daha beterlerini de yaptı." içerikli bir mesajdır. Yani ben Stalin'i hain olarak görmüyorum. Tartışma bu doğrultuda devam etmeli.

Takip edemeyenler için sırayla mesajlar:
https://sosyalistforum3.net/showpost...5&postcount=89
https://sosyalistforum3.net/showpost...6&postcount=90
https://sosyalistforum3.net/showpost...5&postcount=99
https://sosyalistforum3.net/showpost...&postcount=100
https://sosyalistforum3.net/showpost...&postcount=109
https://sosyalistforum3.net/showpost...&postcount=112
https://sosyalistforum3.net/showpost...&postcount=114
https://sosyalistforum3.net/showpost...&postcount=117


İspanya iç savaşı konusu çok uzun bir konu. İlgili olarak ayrı ayrı Anarşist, Troçkist, Liberal kaynakların yazıları var ufak bir araştırmayla fikir sahibi olabilirsin.


Yunanistan konusu için direk kaynak önereyim: https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya...nan-isim-aris/

İlgili kısımlar:
"Ancak Yunan komünistlerin zaferi Bulgar ya da diğer Doğu Avrupalı komünistlerinki gibi olmaz. İkinci Paylaşım Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte Stalin liderliğindeki Sovyetler ve İngiltere arasında yapılan görüşmelerde Yunanistan; Bulgaristan ve Romanya karşılığında SSCB için ‘gözden çıkarılır’. KKE bu sırada daha bağımsız bir tutum alıp komşu ‘dost’ devletlerden yardım talep etse de Nazilere karşı savaşın kahramanlarından Bulgar komünist lider Dimitrov’un yanıtı SSCB’nin de tavrını özetler niteliktedir. ‘Bulgaristan ve Yugoslavya’nın [Yugoslavya’nın tutumu, SSCB ile olan daha gevşek bağları nedeniyle Bulgaristan’a göre daha farklı olmuştur] İngilizlere karşı ELAS’dan yana tavır almalarının Yunan yoldaşlara çok az yarar sağlayacağını’ söyleyen Dimitrov şöyle devam eder:

“Yunanlı dostlar bunu hesaba katmalıdırlar. Yunanlılar ve ELAS kendi lehlerine olmayan bu durumdan çıkış yaparak hareketlerini yönlendirmeliler. İpi fazla germemeli, tam tersine kuvvetlerini olabildiğince korumak ve demokratik programlarını gerçekleştirecekleri daha uygun bir zamanı bekleyebilmek için özel bir esneklik ve manevra yeteneği gösterebilmelidirler.”

KKE içinde SSCB ile kuvvetli bağları bulunan kanadın bu kriz döneminde mutlak hakimiyeti sağlamasıyla birlikte geri adımın adı ‘Varkiza Antlaşması’ olur. Peki Varkiza nedir? Aslında İngiltere-SSCB pazarlığının en somut haliyle, Yunanistan ölçeğindeki kabulüdür. ELAS kendi eliyle, yüzlerce direnişçinin gözyaşlarıyla birlikte silahlarını teslim eder. Sözde kurulacak olan ‘burjuva demokrasisi’nin ordusuna dahil olmaları planlanır. İngilizler ise bu anlaşmanın hemen ardından faşist güçleri silahlandırmaya başlar. İngiliz denetimiyle kurulan yeni yönetimde Nazi kalıntısı milisleri kontrolüne alır ve pek çok silahsız direnişçi katledilir. Ulusal orduya boyun eğmek istemeyen pek çok direnişçi köylerine dönerken katledilir. Nazileri, ‘güzel yarınlar’ umudu ile def edenler şimdi ülkelerini göz göre göre savaştıkları güçlere bırakmaktadır."

"‘İhanet’ kelimesini özellikle tırnak içine alınmalı çünkü bu oldukça iddialı bir ithamdır. Genelde bu suçlamaların muhatabı da karıştırılmaktadır. SSCB mi yoksa KKE mi, yoksa her ikisi de mi? Öncelikle Sovyetler, dünya üzerindeki tüm sosyalist deneyimlerin ve hareketlerin ne ‘koruyucu meleğidir’ ne de sorumlusudur. Üstelik Sovyetler’in savaştan korkunç bir yıkımla çıktığı ve bu dönem nükleer silahları tekelinde bulunduran ABD’nin tüm gücüyle karşısına dikildiği unutulmamalıdır. Haliyle Sovyetler’in böyle bir askeri tehdide göğüs gerecek mecali yoktur."

"İşte bu yüzden Varkiza’ya boyun eğmeyen Yunan devrimcilerin de eleştirilerinin odağında SSCB değil, KKE vardır. Aris’in KKE Merkez Komitesi’ne yazdığı son mektupta bunu rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. O, Yunanistan’da Yugoslavya modeline benzer bir yönetim yaratılması durumunda SSCB’nin de kendilerini daha rahat destekleyeceği düşüncesindedir. Gerekçesi şöyledir:

“Yalta’daki konferans ve anlaşmada şu noktaya varıldı: İngilizlerin size bu ülkenin kaderini çizmesine izin vereceği illüzyonuna kapılmamalısınız. Sovyetler Birliği, Dünya Devrimi için politika üretiyor ve bu nedenle, sizin de bildiğiniz gibi, Yunanistan dramasına enerjik şekilde müdahale edemez. Bu durum Sırp, Bulgar ve hatta Rus politikaları için de geçerli. Sovyetler Birliği’nin insanlığın küçük bir parçası olan Yunanlıları kurtarması mümkün değil, ama bizi yavaş ve kesin olarak dünya devrimi politikalarıyla kesin zafere yöneltebilirler. Sosyalizmin dışında hiçbir şeyin tarafında olamazlar.”"


Bunlar yeni konuşulan şeyler değil. İki olay da yıllardır tartışılan konular.
______________________________________________________
“Saatlerimizi devrime ayarlamalı, ayakkabılarımızın bağcıklarını sıkı bağlamalıyız.”
komüniter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Şubat.2018, 15:37   #127
 
dinc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dinc
Üyeliği durduruldu
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 08.Mayıs.2013
Üye No: 46207
Mesajlar: 1,855
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,425
263 Mesajına 425 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
komüniter Nickli Üyeden Alıntı
O bahsettiğin güçlü Sovyetler tablosu soğuk savaş döneminde oluştu. Bolşevikler iktidarı aldığında Rusya zaten son derece geri kalmış ve güçsüz durumdaydı sonrasında yaşanan Rus iç savaşı ve azınlık isyanlarıyla tahmin edersin ki daha iyi bir duruma gelmedi.

1. Bolşevik devrimi öncesindeki Amerika-Troçki ve Almanya - Lenin ilişkileri

2. Rus iç savaşı dönemindeki Amerikan desteği (Kızıl Ordunun ayağındaki botlar Amerika'dan gelmişti, yine gıda ve sağlık konusunda da destek olundu).

3. Sovyetlerin ilk teknolojik üretimleri Amerika'dan gelen uzmanlar sayesinde başlamıştı. Sovyetler, ABD'nin göz yumması ile Amerikan şirketleriyle iş yapıyordu.

4. Sovyetler ile Nazi Almanyası arasında imzalanan barış antlaşması.

5. Zaten en çok dile getirilen 2. Dünya savaşı günlerindeki Amerika ile dostluk tablosu.

Evet Kürtler'in Amerika ile ilişkilerini eleştirebilirsin en doğal hakkın ama bunu yaparken Sovyetler Birliği'ni savunmak seni çelişkili duruma düşürüyor.
Ben buradaki maddelerin her birini tek tek eleştiriyorum ben sosyalist örgütlenmelerin bile içerisinde devrim olmasını beklemeden acilen komunal yaşama gecilmesi gerekliliğine inanıyorum. Şeflik; başkanlık ; liderlik ve önderlik gibi ünvanlardan nefret ediyorum.
dinc isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Şubat.2018, 17:52   #128
 
Tripoli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tripoli
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17.Aralık.2015
Üye No: 54383
Mesajlar: 304
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2
80 Mesajına 132 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
komüniter Nickli Üyeden Alıntı
Öncelikle sırf saldırmak için benim yazdıklarımı tartışmanın öncesinden koparırsan böyle istediğin tarafa çekebilirsin tabii. Tartışma neyle başladı? Dinc'in Sovyetler'in İsrail'i tanıması hakkındaki yorumuyla. Devamında gelen yorumlar üzerine İsrail'in sosyalizmle alakası olmadığını bile bile desteklenmesinin hainlik olduğunu dile getiren de yine dinc oldu. Benim cevabım eğer "İsrail'i tanımak hainlik ise daha beterlerini de yaptı." içerikli bir mesajdır. Yani ben Stalin'i hain olarak görmüyorum. Tartışma bu doğrultuda devam etmeli.
İroni yaptığını iddia etmişsin ama ya kendini ifade etmekle ilgili sorunun var ya da iddian pek akla yatkın değil.

Başka bir üyenin Stalin'in İsrail'i tanımasıyla "ihanet" ettiğini iddia etmesi üzerine: "Stalin'in ihanetlerinden bahsedeceksek İsrail'den önce daha önemlileri var:" diye başka şeyleri sıralamak ironi cümlesi değil ki.

Ki bir devleti tanımak ya da tanımamak diplomatik bir konudur ve diplomatik şartlar tanımayı gerektiriyorsa tanınır,, gerektirmiyorsa tanınmaz. Sosyalist ülkeleri tanıyan kapitalist ülkeler, kapitalizme mi ihanet etti?

Referans olarak gösterdiğin Troçkist, Anarşist, Liberal kaynakların Stalin'i ve Sovyetler'i "hain", "faşist", "diktatör" vs olarak tanımlamadığı herhangi bir konu mu var?

İspanya İç Savaşı uzun bir konudur fakat o konudaki tartışmalar bugün yoktur. Kalmamıştır. Temelinde Kuzey Afrika'da toplanan faşistlere karşı Cumhuriyet'in nasıl korunacağı sorusuna Sovyetler ve komünistlerin verdiği, hükümetin emrinde, askeri hiyerarşiye göre örgütlenmiş bir profesyonel halk ordusu oluşturulması ve savaşın bu ordu tarafından yürütülmesi, partizan çetelerinin bu orduya bağlı olarak cephe gerisinde düşmana karşı çete savaşı yürütmesi fikrinin tartışmaya açık bir yanı mı kaldı? Bugün varsa Rojava'ya savaşmaya giden anarşist, onların da orada biz SDF'nin hiyerarşik yapısında içinde yer almayız, ne Tev-Dem'den, ne SDF komuta kademesinden emir almayız, hiyerarşiyi reddediyoruz gibi bir tavır ve beklenti içinde olduğunu sanmıyorum. Kendi askeri kararlarımızı, kendi içimizde eşit oylamaya sunarak veririz gibi şartları olduğunu sanmıyorum...

Yunanistan için verdiğin örneğe teşekkür ederim. Bu kaynak sayesinde İkinci Dünya Savaşı'nın 1945 yazında değil, 1944 Ekim'inde bittiğini öğrenmiş oldum! Yalnız gösterdiğin bu değerli kaynağın İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle İngiltere ile Sovyetler arasında yapıldığını söylediği görüşmeden sonra Sovyetler Birliği 400,000 asker kayıp verdi Almanya'nın teslim olduğu 8 Mayıs 1945'e kadar. Alman işgali altındaki Avrupa şehirlerinin hangilerine hangi orduların konuşlanacağı üzerine İngiltere ile Sovyetler arasında varılan adı geçen anlaşmasan sonra 400,000 kayıp verdi. Bu anlaşma yapıldığında Sovyetler'in temel kaygıları Nazi Almanyası'nı en az bedelle yok etmek ve Amerika ile İngiltere'nin ya Naziler ya da daha yakın bir ihtimal olarak görülen Naziler ile Waffen SS'i tasfiye edecek Whermacht Generalleriyle uzlaşıp savaşın yönünü Sovyetler'i tasfiye edecek yeni bir evreye doğru yönlendirmesiydi. Ki Hitler bile Yüzdeler Anlaşması'ndan sonra müttefiklerle ayrı bir barış yapıp Sovyetler'e karşı birlikte savaşma rüyasının mümkün olmadığını anlayınca son kumarı Ardenler Taaruzu'na karar verdi.

Nasıl bir bol keseden dağıtma söylemdir Bulgaristan'ı aldı da Yunanistan'ı verdi söylemi. Yağma Ali Rıza'nın böreğini mi dağıtıyordu Sovyetler? Yunan İç Savaşı'nın iki evresinde de Sovyetler komünistleri her yönüyle destekledi. Ha destek vermemekten kasıt Sovyetler'in Yunanistan'a Kızıl Ordu'yu göndermesi gibi bir yardımsa, el insaf... Yunan İç Savaşı'nda faşistlerin galip gelmesine etki eden "destek" konusuyla ilgili bahsedilecek tek faktör, Tito'nun Yugoslavya sınırını partizanlara kapatması ve nereden, ne kadar gelirse gelsin yardımların partizanlara ulaşma yolunun kalmamasıdır.
Tripoli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Şubat.2018, 18:20   #129
 
komüniter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
komüniter
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 12.Eylül.2015
Üye No: 52947
Mesajlar: 1,201
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 655
351 Mesajına 614 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Tripoli Nickli Üyeden Alıntı
İroni yaptığını iddia etmişsin ama ya kendini ifade etmekle ilgili sorunun var ya da iddian pek akla yatkın değil.

Başka bir üyenin Stalin'in İsrail'i tanımasıyla "ihanet" ettiğini iddia etmesi üzerine: "Stalin'in ihanetlerinden bahsedeceksek İsrail'den önce daha önemlileri var:" diye başka şeyleri sıralamak ironi cümlesi değil ki.

Ki bir devleti tanımak ya da tanımamak diplomatik bir konudur ve diplomatik şartlar tanımayı gerektiriyorsa tanınır,, gerektirmiyorsa tanınmaz. Sosyalist ülkeleri tanıyan kapitalist ülkeler, kapitalizme mi ihanet etti?

Referans olarak gösterdiğin Troçkist, Anarşist, Liberal kaynakların Stalin'i ve Sovyetler'i "hain", "faşist", "diktatör" vs olarak tanımlamadığı herhangi bir konu mu var?

İspanya İç Savaşı uzun bir konudur fakat o konudaki tartışmalar bugün yoktur. Kalmamıştır. Temelinde Kuzey Afrika'da toplanan faşistlere karşı Cumhuriyet'in nasıl korunacağı sorusuna Sovyetler ve komünistlerin verdiği, hükümetin emrinde, askeri hiyerarşiye göre örgütlenmiş bir profesyonel halk ordusu oluşturulması ve savaşın bu ordu tarafından yürütülmesi, partizan çetelerinin bu orduya bağlı olarak cephe gerisinde düşmana karşı çete savaşı yürütmesi fikrinin tartışmaya açık bir yanı mı kaldı? Bugün varsa Rojava'ya savaşmaya giden anarşist, onların da orada biz SDF'nin hiyerarşik yapısında içinde yer almayız, ne Tev-Dem'den, ne SDF komuta kademesinden emir almayız, hiyerarşiyi reddediyoruz gibi bir tavır ve beklenti içinde olduğunu sanmıyorum. Kendi askeri kararlarımızı, kendi içimizde eşit oylamaya sunarak veririz gibi şartları olduğunu sanmıyorum...

Yunanistan için verdiğin örneğe teşekkür ederim. Bu kaynak sayesinde İkinci Dünya Savaşı'nın 1945 yazında değil, 1944 Ekim'inde bittiğini öğrenmiş oldum! Yalnız gösterdiğin bu değerli kaynağın İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle İngiltere ile Sovyetler arasında yapıldığını söylediği görüşmeden sonra Sovyetler Birliği 400,000 asker kayıp verdi Almanya'nın teslim olduğu 8 Mayıs 1945'e kadar. Alman işgali altındaki Avrupa şehirlerinin hangilerine hangi orduların konuşlanacağı üzerine İngiltere ile Sovyetler arasında varılan adı geçen anlaşmasan sonra 400,000 kayıp verdi. Bu anlaşma yapıldığında Sovyetler'in temel kaygıları Nazi Almanyası'nı en az bedelle yok etmek ve Amerika ile İngiltere'nin ya Naziler ya da daha yakın bir ihtimal olarak görülen Naziler ile Waffen SS'i tasfiye edecek Whermacht Generalleriyle uzlaşıp savaşın yönünü Sovyetler'i tasfiye edecek yeni bir evreye doğru yönlendirmesiydi. Ki Hitler bile Yüzdeler Anlaşması'ndan sonra müttefiklerle ayrı bir barış yapıp Sovyetler'e karşı birlikte savaşma rüyasının mümkün olmadığını anlayınca son kumarı Ardenler Taaruzu'na karar verdi.

Nasıl bir bol keseden dağıtma söylemdir Bulgaristan'ı aldı da Yunanistan'ı verdi söylemi. Yağma Ali Rıza'nın böreğini mi dağıtıyordu Sovyetler? Yunan İç Savaşı'nın iki evresinde de Sovyetler komünistleri her yönüyle destekledi. Ha destek vermemekten kasıt Sovyetler'in Yunanistan'a Kızıl Ordu'yu göndermesi gibi bir yardımsa, el insaf... Yunan İç Savaşı'nda faşistlerin galip gelmesine etki eden "destek" konusuyla ilgili bahsedilecek tek faktör, Tito'nun Yugoslavya sınırını partizanlara kapatması ve nereden, ne kadar gelirse gelsin yardımların partizanlara ulaşma yolunun kalmamasıdır.
Verdiğim kaynakta hatalı bilgi olabilir sen de başka kaynaklara bakıp doğrulayabilirsin. Ancak yaşanmış, daha o dönemden beri bilinen olayları yaşanmamış gibi göstermek, bunları sanki bugün ben uydurmuşum gibi davranmak ahlaksızlıktır.

İroni konusuna gelirsek, ironi tanımına (Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme) uyan bir kullanımım olmadı. İsrail devletini tanımak gibi basit bir şey hainlik ilan ediliyorken İspanya İç Savaşı'ndaki tavır ya da Yunanistan konusundaki tavır gibi çok daha ciddi durumlar da söz konusu dedim.

Troçkist, Anarşist, Liberal kaynaklardan yararlanmayıp ne yapabiliriz? Hangi Stalinist kaynakta İspanya'nın en küçük hareketlerinden birisi iç savaş döneminde sovyetlerin desteğiyle büyüdü, sovyet desteklerini keyfi biçimde kullandı, diğer hareketleri baskıladı, anarşistleri öldürdü, faşistler yerine devrimcilerle savaştı, devrimci kitleleri silahsızlandırdı yazıyor? Varsa öyle bir kaynak söyle biz de kullanalım.

Yunanistan konusunda söylediklerine yorum dahi yapamıyorum. Evet bence de Sovyetler sonuna kadar destekledi. Yunan komünistleri hayal görüyordu.
______________________________________________________
“Saatlerimizi devrime ayarlamalı, ayakkabılarımızın bağcıklarını sıkı bağlamalıyız.”
komüniter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Şubat.2018, 18:58   #130
 
Mao Zedung - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mao Zedung
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Şubat.2018
Üye No: 55390
Mesajlar: 72
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 10
21 Mesajına 30 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
dinc Nickli Üyeden Alıntı
sosyalist örgütlenmelerin bile içerisinde devrim olmasını beklemeden acilen komunal yaşama gecilmesi
Hayatımda okuduğum en saçma ifadelerden birisi olabilir bu; komünal yaşama geçmiş örgütlenme! Komünal yaşam örgütte değil, toplumda olur. Bu da bir devrimle eski toplumsal, siyasal yaşamın yıkılışı ile mümkün kılınır. Tıpkı Rojava'da olduğu gibi. Komün, toplumun,devlet olmadan kendi öz güçlerine dayanarak aşağıdan yukarıya doğru örgütlenmesi ve karar alma mekanizmalarının iç içe geçmiş konseyler vasıtasıyla tabana yaklaştırılarak halkın, kendi hayatı hakkında söz konusu olmasını sağlayan demokratik bir öz örgütlenme biçimidir. Amaç öz örgütlenme biçiminde bir halk demokrasisinin gerçekleşmesi ve aşağıdan yukarıya doğru konseyler vasıtasıyla idari mekanizmaların inşa edilmesidir.
Mao Zedung isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Şubat.2018, 19:03   #131
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,170
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,298
2,066 Mesajına 5,885 Teşekkür Aldı
Standart

Stalin olayında "ihanet" aramak saçmalıktır.

Olayları kendi içinde değerlendirme yetisine sahip olamadığımızda kestirmeden gidiyoruz.

Yoksullaşmış bir ülkede Sosyalistler yönetimde ve henüz Devrim meyvesini verememiş. Üstüne faşist yayılmacılık,arkasından ulusal savaş.
Haliyle bu ülkeyi daha da yoksullaştırmaya,daha da önemlisi Komünist sisteme geçişi zor kılacaktı.
Belkide ortadan kaldıracaktı.
Yapılması gereken şey, güçlüler karşısında sırtını kabartma yerine uzlaşmaya gitmekti.

Turgut'a sormuş olduğum soruda stalinden bahset derken tamda bu durumu sormuştum.
2. paylaşım savaşında tüm sermayesini bitirmiş,üflesen yıkılacak bir Sovyetler Birliği ile karşı karşıyayız.
Stalin'in ne yapması gerekirdi?
Yapacağı en makul şeyi, emperyalist devletlerin isteklerinin büyük çoğunu kabul etmekti. Kabul etmek zorunda da kaldı.
SSCB ne zamanki Çin Devrimi oldu,işte o zaman rahat bir soluk alarak hem kendini güçlendirdi hemde uluslararası arenada rekabet edebilir duruma geldi.
Fakat SSCB sonuçta bir devlet ve devlet mantığı ile yaşadı. Günü geldiğinde ise tarihteki yerini alarak çöktü.

Stalin Lenin'in olduğu yerde önder olamayacak kapasitede biriydi. İyi bir örgütçü,iyi bir propagandist idi ama her zaman Lenin'in gölgesinde kaldı.
Bu saydıklarım onda birşey eksilttimi? Hayır.

Hayır ama Lenin'in ölümünün erkenden olmasına ve hastayken bile birşeyler yapmasını engelleyen SBKP idi.
Ve basiretsiz,işe yaramaz,temel atmasını bilmeyen cahil bir o kadar pis yöneticileri idi.
1917'de Rusya'yı şereflendiren İşçi&Köylü Devrimi,sonrasında parti kadrolarının şerefsizliği ile koca bir kıtayı çökertti.

Öylesine kalitesiz parti kadroları yetiştirdiler ki. her gelen gidenin ölüsüne tükürdü.
Öylesine kendilerini garantiye aldılar ki,politbüro toplantılarında sidiğini tutamayacak durumda olanlar karar aldı,çevresindeki uyanıklar bu bunamışlar sayesinde servetlerine servet kattılar.

Duygusal olarak paye biçtiklerimizi yan yana koyar ibadetimizi yaparız ama tarih bilimi bazen (Genellikle) o grup resmini alır,elekten geçirdikten sonra üstte kalan kepekleri çöp sepetine atıverir.

Stalin'e "ihanet etti" demek için önce kendi yaşantımıza bakacağız.
Stalin İspanya veya yunanistan'a gereken yardımı yapmamışmı? E sen içindeki Kürtlere ne yaptın?
Varmı herhangi bir yardımın?
Herkes Marksist,Leninist üstüne birde Stalinist de. Bunların yaşam tarzlarına ne kadar benzer yaşayabiliyorsun?
Eleştiri güzel.
Güzel de eleştirdiğinin yükü kadar sırtında yük varmı?

Stalin Sosyalist ve Komünistlere Lenin'in bıraktığı mirasdır. Doğrusu ya da yanlışıyla saygımızı göstiririz,göstermeliyiz.
Saygımızı gösterirken de bilimden,ideolojimizden sapmadan göstermeliyiz.
Stalin SBKP genel sekretiridir,politbüro üyesidir,e Vera'da aynı yerdeydi,birinin ağzına s.çarken diğerinide katmalıyız olayı yanlıştır.
Ya da Parti olayı Komüniste ters,yaratanda bunlardır diyerek sepetteki yumurtalarla çalkalamanın alemi yok.

Sosyalistlerin iç çekişmesinde Stalin düşmanlığı beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Öyle olsa bile bu Devrim neferine söylenen herşeyi küfür adderim.

Şimdilik bu kadar.

Önderlik konusu ise başlı başına bir konudur. Tartışırız.

Sevgilerimle.




______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 4 Kisi:
Alt 21.Şubat.2018, 19:03   #132
 
Tripoli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tripoli
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17.Aralık.2015
Üye No: 54383
Mesajlar: 304
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2
80 Mesajına 132 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
komüniter Nickli Üyeden Alıntı
Verdiğim kaynakta hatalı bilgi olabilir sen de başka kaynaklara bakıp doğrulayabilirsin. Ancak yaşanmış, daha o dönemden beri bilinen olayları yaşanmamış gibi göstermek, bunları sanki bugün ben uydurmuşum gibi davranmak ahlaksızlıktır.

İroni konusuna gelirsek, ironi tanımına (Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme) uyan bir kullanımım olmadı. İsrail devletini tanımak gibi basit bir şey hainlik ilan ediliyorken İspanya İç Savaşı'ndaki tavır ya da Yunanistan konusundaki tavır gibi çok daha ciddi durumlar da söz konusu dedim.

Troçkist, Anarşist, Liberal kaynaklardan yararlanmayıp ne yapabiliriz? Hangi Stalinist kaynakta İspanya'nın en küçük hareketlerinden birisi iç savaş döneminde sovyetlerin desteğiyle büyüdü, sovyet desteklerini keyfi biçimde kullandı, diğer hareketleri baskıladı, anarşistleri öldürdü, faşistler yerine devrimcilerle savaştı, devrimci kitleleri silahsızlandırdı yazıyor? Varsa öyle bir kaynak söyle biz de kullanalım.

Yunanistan konusunda söylediklerine yorum dahi yapamıyorum. Evet bence de Sovyetler sonuna kadar destekledi. Yunan komünistleri hayal görüyordu.


Dünya tarihinde yaşanan olaylar ve yer alan olguların tarafsız kaynaklardan okunması gibi bir şey duymuş olmalısın. Bir şeyler öğrenme ve kendini geliştirme kaygısı içinde olan insanların yaptığı şey yani.

20. yüzyıl tarihi sadece "ist" kaynakların yayın organları tarafından yazılmıyor. Bahsettiğin taraflardan birinden tek yönlü okuma yapmak zorunda değilsin. Ha sen nereden okuma yaparsan yap, İspanya'da anarşistler ve komünistler arasındaki silahlı çatışmanın anarşistlerin silah kullanmasıyla başladığı gerçeğini değiştirmiyor. Anarşistlerin de katıldığı "silahlar cepheye, faşistlerle savaşanlara" kampanyası bugün herhangi bir "ist" kaynakta "devrimci kitleleri silahlandırmak" olarak anılıyorsa, ahlaksızlık budur.

Sonuna kadar desteklediğini söyleyen, sonuna kadar savaşan Yunan komünistleri: https://inter.kke.gr/en/firstpage/

Senden iyi bilme ihtimalleri yok ya...

Hadi şimdi sizin bol keseden itham dağıttığınız gibi bir deneme yapalım: "HDP, Afrin'i sattı. Afrin işgal edilirken HDP sokağa çıkmıyor. Sesini çıkarmıyor." oldu mu? 100 yıl sonra senin gibi bir arkadaş bunu yazsa tutar mesela di mi, yine senin gibi "aynen" diyenler çıkar. Ama sen şimdi elli tane mazeret sıralarsın.
Tripoli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Şubat.2018, 20:42   #133
 
komüniter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
komüniter
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 12.Eylül.2015
Üye No: 52947
Mesajlar: 1,201
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 655
351 Mesajına 614 Teşekkür Aldı
Post

Alıntı:
Tripoli Nickli Üyeden Alıntı
Dünya tarihinde yaşanan olaylar ve yer alan olguların tarafsız kaynaklardan okunması gibi bir şey duymuş olmalısın. Bir şeyler öğrenme ve kendini geliştirme kaygısı içinde olan insanların yaptığı şey yani.

20. yüzyıl tarihi sadece "ist" kaynakların yayın organları tarafından yazılmıyor. Bahsettiğin taraflardan birinden tek yönlü okuma yapmak zorunda değilsin. Ha sen nereden okuma yaparsan yap, İspanya'da anarşistler ve komünistler arasındaki silahlı çatışmanın anarşistlerin silah kullanmasıyla başladığı gerçeğini değiştirmiyor. Anarşistlerin de katıldığı "silahlar cepheye, faşistlerle savaşanlara" kampanyası bugün herhangi bir "ist" kaynakta "devrimci kitleleri silahlandırmak" olarak anılıyorsa, ahlaksızlık budur.

Sonuna kadar desteklediğini söyleyen, sonuna kadar savaşan Yunan komünistleri: https://inter.kke.gr/en/firstpage/

Senden iyi bilme ihtimalleri yok ya...

Hadi şimdi sizin bol keseden itham dağıttığınız gibi bir deneme yapalım: "HDP, Afrin'i sattı. Afrin işgal edilirken HDP sokağa çıkmıyor. Sesini çıkarmıyor." oldu mu? 100 yıl sonra senin gibi bir arkadaş bunu yazsa tutar mesela di mi, yine senin gibi "aynen" diyenler çıkar. Ama sen şimdi elli tane mazeret sıralarsın.
O kadar tek taraflı okuma yapıyorum ki Troçkist değil ML bir çizgide siyaset yürütüyorum haklısın.

İkimiz fikirlerimizi ortaya koyduk. Senin fikrini değiştirebileceğimi, Senin de benim fikrimi değiştirebilecek bir içerik sunacağını düşünmüyorum bu saatten sonra tartışma ancak kısır döngüye girer uzatmanın manası yok. Okuyacak kişiler ikimizin mesajlarını okur kendi araştırmalarını yapar fikir sahibi olur.

"HDP, Afrin'i sattı. Afrin işgal edilirken HDP sokağa çıkmıyor. Sesini çıkarmıyor." oldu mu? Bence oldu. HDP'nin 3-5 kişiyle basın açıklaması yapmaktan öte bir vasfı kalmamıştır. (En son kongreyle bu durumu aşabildiler)

Önceki bir mesajımdan alıntı:
"Burada sorun şu: kaybedeceğini bile bile (ya da kaybetmenin muhtemel olduğu durumda) devrimden yana tavır takınmak mı yoksa geri çekilmek mi doğru?"

Şimdi soralım HDP yarın sokağa çağırsa kitleleri, bu çağrı karşılık bulsa sokaklara çıkılsa ne olur? Ne kazanılır, ne kaybedilir?
______________________________________________________
“Saatlerimizi devrime ayarlamalı, ayakkabılarımızın bağcıklarını sıkı bağlamalıyız.”
komüniter isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Şubat.2018, 20:55   #134
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,170
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,298
2,066 Mesajına 5,885 Teşekkür Aldı
Standart

"Dünya tarihinde yaşanan olaylar ve yer alan olguların tarafsız kaynaklardan okunması gibi bir şey duymuş olmalısın. Bir şeyler öğrenme ve kendini geliştirme kaygısı içinde olan insanların yaptığı şey yani."

Şu tarafsız kaynaklardan örnekler verde google amcaya bi soralım tarafsızlığı ne kadarmış.

"tarafsız" diye birşey yok. İki taraf vardır,biri burjuva tarafı,diğeri proleterden olan taraf.

Birde anlaşılmayan (Ya da anlıyoruz da üstüne basmıyoruz) olayları koşulları içinde tartışın.

Örneğin Yunanistan Komünistlerine neden yardım etmedi.
Ya da sovyetler birliği zamanında neden mücadele eden Sosyalist Komünistlere enternasyonal yardımda bulunmadı gibi.
ama kendi koşulları içinde olsun.

Eğer konuyu kendi koşulları içinde tartışırsak karşımıza devletler ve çıkarları çıkacak.
İşte o zaman Stalin iyimi,kötümü göreceğiz.

Çarlıktan devir alınan devletle sosyalislik Komünistlik yaparsan günü gelince "ihanetçide olursun,hainde"


______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Mart.2018, 13:54   #135
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,570
837 Mesajına 1,572 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Hasan Karataş Nickli Üyeden Alıntı
16 Ocak 2018 tarihli “15 Temmuz Fettullahçı darbesi2…” başlıktan 25 nolu yazıda yani Afrin hareketinin 4-5 gün öncesi yazdığım bir yazıdan Afrin ile ilgili kısmı aşağıya aktarıyorum ve ardından düşüncelerimi yazacağım.


“Türkiye devleti ise tam bir direniş içerisindedir. 15 Temmuz Türkiye devletinin direnişidir. Direnenler kendinden kaybederler. Yani teslim olmamaya odaklanırlar. Devletler kendi arızalı yerlerine saldırarak önlerini açmaya çalışırlar. Teslimiyet yok. Direniş var. Yani yola devam. AKP bunu boşa demiyor. Çıkış kendi gayretleri ile mümkündür. Türkiye halkı sömürülüp, beyefendiler de keyfini çatıyor değil. Bakın iki de bir Afrin’e gireceğiz diyorlar. Oysa gerçekte girmek istemiyor. Tepe de birilerinin dayatmalarına maruz kalmışlar. ABD yi savuşturmaya çalışıyorlar. Yalan söylüyorlar. ABD on binlerce tır silahı PYD’ye geleceğini güvene alsın diye göndermedi. ABD bölgede savaş görmek istiyor. Türkiye de savaşacağına dair söz vermiş olsa gerek iki de bir afrine gireceğiz diyor. Muhtemelen girecek ve savaş sov yapacak ve hatta bunu da Suriye’li muhaliflerle yapacak. Dikkat edin “zaten top atışları ile orayı bombalıyoruz” diyor. Mealen, istenilen savaşı zaten yapıyoruz demektedir. Bir anlamda açıklama yapıyor ve hesap veriyorlar.” Alıntı 16 Ocak 2018





Şimdi bu alıntıdaki düşüncelerimin pratik karşılığını açmaya çalışacağım.


1-Türkiye devleti direniş içerisindedir.

Ekonomi bu devletin boğazını sıkmaktadır. O nedenle devlette kendisini savunmaya çalışmaktadır. Özgür bir devlet söz konusu değildir. Topluma bağımlı değildir. Toplumu malzeme olarak kullanmaya çalışan bir devlettir. Yani Türkiye devleti, faşist, emperyalist veya kürt düşmanı olduğu için Afrin’e girmedi. Ekonomik bağımlılıkları bu devleti böylesi bir hareketin içine itmiştir. Biliyorsunuz ayni devlet Kürtlerle açılım süreçleri geliştiren bir devlettir. Devlete bir öyle ve bir böyle yaptıran devletin daralan ekonomisidir.

2- Türkiye gerçekte Afrin’e girmek istemiyor.

Türkiye, Suriye’ye başlayan operasyondan bu yana Suriye’de ekonomik faaliyet göstermektedir. Silah, petrol ticareti ve demografi ile oynama faaliyeti yürütmektedir. Türkiye bu faaliyetleri devlet sırları olarak nitelemektedir. O nedenle içeriği pek fazla bilinmez. Türkiye bu faaliyetleri savaşa girmeden yürütmeyi başarmış ve çok da kazançlı çıkmıştır. Bugün yine Türkiye’nin o bölgede savaşması için herhangi bir neden yoktur. O bölgede savaş isteyen bir güç var. ABD o bölgede savaş istemektedir. O savaş Türkiye’nin veya PYD’nin savaşı değildir. O savaş ABD’nin savaşıdır. Türkiye ve PYD bağımlılıkları nedeniyle ABD’nin isteklerine boyun bükmüş ve birbirlerine karşı savaşmaktadırlar.

3- ABD bölgede savaş görmek istiyor.

Silah satışı ABD’nin olmazsa olmazıdır. Silah satışını aşamalı bir biçimde bütün dünyaya yayacaktır. Silah ticareti için öncelikle bunun bir ihtiyacı karşılıyor olması gerekiyor. O nedenle öncelikle PYD ye binlerce tır silahı bedelsiz verdi. Türkiye’nin dibine düşman monte etti. Artık Türkiye ABD silahlarına muhtaç olacak. PYD’nin elindeki silahlara karşı yine ABD den satın alacağı silahlarla karşı koyacaktır. Tek müşteri Türkiye olmayacaktır. Bunun yanı sıra savaş ne denli yayılmış olursa o denli silah pazarı kızışacak demektir. ABD’nin de tam olarak istediği budur.

4- Türkiye bu savaşla ilgili ABD’ye söz vermiştir. ,

Evet, bir ülke saldıracağı bölgeyi önceden açıklamaz. Oysa Türkiye Afrin’e gireceğini çok önceden ve sık sık açıklamıştı. Muhtemelen sıklıkla ABD’ye mesaj iletiyordu. ABD ise bir an önce verilen sözün yerine gelmesini istiyordu. Türkiye süreci yaymaya çalışıyor ve buradan bir kazanç aramaya çalışıyordu.

5- Türkiye muhtemelen girecek ve savaş şov yapacak.

Hatta bunu Suriye’li muhaliflerle yapacak demişim. Doğru her ikisini de yaptı. Gerçekten savaş şov yaptı ve hala yapıyor. Ayni zamanda Suriye’li muhalifleri kullanmaktadır. Şov öylesine abartıldı ki “savaşan komutan” hükümetle canlı tlf bağlantısı kuruyordu. Gerçekte bu savaşın uyduruk bir savaş olacağını 4-5 gün öncesi yazmıştım. Türkiye – PYD ile anlaşmalı veya ABD ile anlaşmalı bu süreci yönetmek isterken ayni zamanda başka şeyler de istiyor

Türkiye Afrin’i yıkıp yeniden inşa etmek istiyor. Afrin ve Munbiç’e Türkiye’deki Suriye’li göçmenleri yerleştirmek istiyor. Önceki ekonomik politika daha fazla tüketim isterken, şimdiki ekonomi politika ise daha fazla üretim istemektedir. O nedenle daha çok üretim, daha az tüketim izlenecektir. Bu nedenle Türkiye halkının yan gelip yatma dönemi bitmiştir. Türkiye halkı üretim devrelerine alınacak ve çalıştırılacaktır. Bu nedenle Suriye halkı kapı dışarı edilmek istenmektedir. Türkiye gerçekte savaş yapmıyor. Gerçekte bir yandan ABD’nin savaş isteğine yanıt verirken diğer yandan da A’frin’e girip orada ykım ve inşa faaliyetlerinde bulunmak ve Suriye’li göçmenleri borçlandırmak ve oraya ikame etmek istiyor.

Bumların yapılabilmesi için PYD ile istişare ve anlaşma şart. Bunlar gerçekleşebilir. Ancak problem o bölgede Rusya, İran ve Fransa’dır. Fransa Suriye’nin yeniden inşası için Suriye ile görüşmeleri ilerletmiştir. İran bölgenin savaş alanına dönmesini istemiyor. Rusya ise oradaki fırıldak işleri yemek istemiyor veya en azından kendisi de pay istiyor. Sözün kısası savaşlarda perişan olmuş halklar üzerine planlar yapılmakta oyunlar hazırlanmaktadır.

Bu uyduruk savaştan bu yana yazmak istemediğimin nedeni ise arkadaşların bu savaşı ciddiye almaları ve bu savaşta ölen insanların şehadete erdiğini falan söylemeleri bana çok bayağı geliyordu. Böylesi bir açıklığı görememeleri ağırıma gidiyordu. Oysa bu forumda bu durumu sorgulayacak çok yazı ve içerik bulunmaktadır. Yani o yazıların hiç mi faydası yoktu. Ne var ki bu savaşta ölenlerde kurban verilmektedir. İnsanlar boşu boşuna ölüyor biz bunu kutsallaştırıyoruz. Bir anlamda belki de hayalleri kırmış gibi oluyorum ama gerçek olan da bunlardır. İster kabul edin, ister kabul etmeyin. Bu uyduruk bir savaştır. Devrim için öleceğini düşünenler oluyorsa onlara gerçekten yazık oluyor.
Şu savaşı daha başlamadan uyduruk bir savaş olacağını yazdım.

Şu savaş oldu bitti. Bir tane babayiğit çıksın ve desin ki şu cümleye itiraz ediyorum. Ya da bu cümle pratikte karşılık bulmadı.

Turgut arkadaşın dediği gibi bizde buradaydık ve yazmıyorduk.

Çiftlikbank müşterileri gibisiniz ve hayaller peşinde koşuyorsunuz

Yazdıklarıınızın hiç birisi gerçek olmadı. Hiç mi okuyucuya saygınız yok.

Devrimci kültür size onay vermez. Bir açıklama yapmanız gerekirdi. Yapmadınız. Cizre gerçekten düzgün bir arkadaşmış ve açıklama yaptı.

Savaş öncesi bir tek yazı yazdım ve savaş bitti o yazı yine karşınızda duruyor. Şimdi o yazıya bir laf edin de sizi göreyim.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 21.Mart.2018, 14:44   #136
 
ozgurkursun44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgurkursun44
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 01.Temmuz.2011
Üye No: 37022
Mesajlar: 1,539
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 718
342 Mesajına 535 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Hasan Karataş Nickli Üyeden Alıntı

Şu savaş oldu bitti. Bir tane babayiğit çıksın ve desin ki şu cümleye itiraz ediyorum. Ya da bu cümle pratikte karşılık bulmadı.

Bir babayiğit tam karşında duruyor.

Evet, bu cümlene itiraz ediyorum çünkü savaş bitmedi. Çünkü Afrin'de direniş devam ediyor. Direniş, gerilla savaşıyla devam ediyor.


Alıntı:
Hasan Karataş Nickli Üyeden Alıntı
Türkiye Afrin’i yıkıp yeniden inşa etmek istiyor.
Afrin yıkılmadı. Veya niceliksel enkaza dönüştürülmedi. Bundan sonra mı yıkılacak????
______________________________________________________
Parçalı solu bütünleştirmek için çok yönlü olarak mücadele edilmelidir.

Statükodan yana olan solculara karşı mücadele edilmeli, değişime aç olan solcular ile ortak hareket edilmelidir.

ozgurkursun44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ozgurkursun44 Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 21.Mart.2018, 16:55   #137
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,170
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,298
2,066 Mesajına 5,885 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Hasan Karataş Nickli Üyeden Alıntı
Şu savaşı daha başlamadan uyduruk bir savaş olacağını yazdım.

Şu savaş oldu bitti. Bir tane babayiğit çıksın ve desin ki şu cümleye itiraz ediyorum. Ya da bu cümle pratikte karşılık bulmadı.

Turgut arkadaşın dediği gibi bizde buradaydık ve yazmıyorduk.

Çiftlikbank müşterileri gibisiniz ve hayaller peşinde koşuyorsunuz

Yazdıklarıınızın hiç birisi gerçek olmadı. Hiç mi okuyucuya saygınız yok.

Devrimci kültür size onay vermez. Bir açıklama yapmanız gerekirdi. Yapmadınız. Cizre gerçekten düzgün bir arkadaşmış ve açıklama yaptı.

Savaş öncesi bir tek yazı yazdım ve savaş bitti o yazı yine karşınızda duruyor. Şimdi o yazıya bir laf edin de sizi göreyim.
Savaşlar boya küpüne fırçayı daldır çıkar gibi olmuyor Hasan Yoldaşım.

Yani sabah başlayıp akşama,akşamdan sabaha olmuyor. Sürüyor, çok daha da sürecek.

Başka bir konuda Osmanlı İran savaşından örnek verdim. Osmanlı o dönmede İran'ı, Azerbaycan'ı vs tamamen almış,ayak basmadık yer bırakmamıştı.

Sonuç? Osmanlının hüsranı birde kellesi giden vezir.

İmparatorluklar ve devletlerin gücü ne olursa olsun hiçbir savaşı kazanamaz,kazandık sandıkları anda yenildiklerini görürler.
"Cihan imparatorluğu" Denilen osmanlının gerçek tarihine baktığımızda pekte öyle olmadığını,toplumları değil, boş toprakları (Kuzey Afrika,mezopotamya ve önasya'nın bir bölümü) zapt ettiğini görürüz.

Yine cihan imparatoru devlet ABD'nin hangi savaşı kazandığını bir zahmet yazabilirmisin?

"Savaş uyduruk" Evet tüm savaşlar zaten uyduruktur. Yakın tarihimizde yaşanan 1.-2. paylaşım savaşları,Kore,Vietnam savaşları,Irak'ın işgali,Kuzey Afrika Arap baharları vb. Tüm savaşlar uyduruktur.

Uyduruk olmasının nedenini "Kapitalizmin krizler yönetimine" bağlama yerine,içinden birini alarak "bu savaş uyduruktur,bakın dediğimize geldiniz" Demenin mantığını anlayamadım.

Yani SR iç savaşı ve takip eden işgal saldırıları tersine işleseydi "Savaş" uyduruk olmayacakmıydı?
Haksızmı çıkacaktın? Hayır aksine seni alkışlardım ama eleştirimi de hoyratça gösterir, "oturayım senin Marksistliğine" derdim

yaş 13 ya da 14. Harun Karadenizin birkaç sayfalık bir kitabı elime geçmişti. Kapitalizmi öylesine sade bir dille anlatmış ki, "Sonunda herşeye doyan adalarda kapitalizm silah üretimine hız verir,ada halklarını bir birine düşürerek silah ve mühimmad satar" demişti.

"Türk devleti direniş içindedir" Direniş içinde olan devlettir ama malı götürenler yeni yetme montajcılardır.
Ve "uyduruk savaşta" silah ve mühimmadlarını denemektedirler,müşterilerine göstermektedirler. (Tabiatıyla yerli Reno gibi bu silahlarda Alman,İtalyan,ABD malı, Türkiye'de montajlanıyorlar)

"Türkiye devleti direniş içindedir" doğrudur ama bu direnişi kapitalizmin global ölçekte güçlerine karşı değil,halklara karşı sürdürmeye çalışmaktadır.
Yozlaşması,çürümeye başlayıp mafyatik yönetimlere teslimiyeti de bunu gösteriyor.

Halkını sözünü ettiğin "şova" hazırlamadan Efrin'e girdi. Toplamda 20-25 bin çeteci ve askerini orada kırdırıp geri dönecek. Üstelik yönetimini değiştirmezse T.C devleti diye bir devlet ortadan kalkacak.
Devletin ortadan kalkmasının anlamı da iç savaştır.

İşte o zaman göreceğiz geçmişteki,bugün ve zamanı gelenin uydurukmu yoksa gerçek savaş mı olduğunu.

Savaşlar zaten uyduruk bahanelerle çıkar, yine uyduruk bahanelerle son bulmazmı Hasan Yoldaşım?
Gerçek olan nedir? Zulüm, işkence katliam. Halkların birbirinden kopuşu...

Bak...
Kurt kapandan kurtulmak için çok yakında meydanlara çıkıp, "Efrin hareketimiz başarıyla sonuçlanmış,teröristlere gereken ders verilmiştir" diyecektir.
Tıpkı ABD'nin Vietnamdan "zaferle" döndüğü gibi (!)

"Ben demedimmi?" salvona yanıt olurmu bilemem ancak yaşanan ve yaşanacaklar gerçektir.

Çözüm önerisi olmayan sidik yarıştırmak ise uyduruk.

Öylesine uyduruk ki,günü geldiğinde "belki de" senin salvolarına yanıt yazacaklar birer kör kurşunla ölmüş ya da sürgünlerde aç sefil yaşama tutunuyor olacaklar.

Uyduruk savaş"lar"ın gerçek mağdurları olarak.

Belki de Kürtten sonra sıra sana gelecek kimbilir
Canı gönülden istediğin "uyduruk" savaşın zaferi sonrası.

Olamazmı?





______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 22.Mart.2018, 01:42   #138
 
ozgurkursun44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgurkursun44
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 01.Temmuz.2011
Üye No: 37022
Mesajlar: 1,539
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 718
342 Mesajına 535 Teşekkür Aldı
Standart

Karasuya göre, Almanya hem Türkiye'nin mülteci şantajına boyun eğmiş, hem de geçmişte olduğu gibi Türkiye ile kirli ekonomik ve siyasi çıkar ilişkisini sürdürmüştür. Almanya hiçbir ahlaki, vicdani ve siyasi ilkesi olmadığından Türk devletinin soykırımcı Kürt politikasına ortak olmaktadır. Tamamen Kürt düşmanı politika izlemektedir. Türkiye Kürtlere karşı kullandığı silahların büyük bölümünü ABD, İngiltere ve İsrail’den aldığı gibi, önemli bir bölümünü de Almanya’dan almaktadır..

Almanya, Afrin konusunda endişeliyiz açıklamasında bulunmuş.
Muhtemelen TC'deki sermayeleri tehlikeye gireceklerinden dolayı böyle bir ifade de bulunmuşlardır.
Ya da TC'nin zarar görmesiyle kendilerinin de zarar göreceklerini bildiklerinden dolayı böyle bir açıklama yaptılar.
Şuan izliyoruz.
Olup bitenleri anlamaya çalışıyoruz.
Kapitalist ülkeler, YPG'nin ordu gibi savaşarak güç kaybedeceğini düşündüler. Beklentileri ve istekleri de o yöndeydi.
Öyle olmadı.
YPG, gerilla savaş taktiğine geçmesiyle ABD ve Almanya de yeni bir aşamaya geçti.
Sürekli endişe içindeyiz diyerek açıklamalar yapmaktadalar.
Ama kim için ya da ne için endişeli olduklarını bilemiyoruz.
______________________________________________________
Parçalı solu bütünleştirmek için çok yönlü olarak mücadele edilmelidir.

Statükodan yana olan solculara karşı mücadele edilmeli, değişime aç olan solcular ile ortak hareket edilmelidir.

ozgurkursun44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ozgurkursun44 Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 22.Mart.2018, 12:56   #139
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,573
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 257
494 Mesajına 826 Teşekkür Aldı
Standart

Hayat Uyduruk
Nasıl olsa öleceğiz ha 60 ta ha 70 te veya uzatmaları oynayıp 80 de ama son belli ölüm. 3, 5 insanın omuzlarında toprak ana ile koyun koyuna yatacağız.
Bu uyduruk hayat için koşmaya çoşmaya savaşmaya değer mi.
Doktorlar hastaneler okullar boşuna yapılmış gerçek çıplak gözle görülüyor son belli.

Birileri geliyor bizi oku diyor ha bire sabahın karanlığında tatlı uykundan ol okula git birileri geliyor çalış diyor ha bire her gün git o trafikte koş bakalım. Birileri evlen çocuk yap diyor
Bu uyduruk hayatta sonu belli bu zahmet niye.

Bu kadar uyduruk hayatın bir de uyduruk idealleri oluyor neymiş rejimi değiştireceğiz neymiş dünyayı değiştireceğiz be kardeşim ölümü ortadan kaldıra biliyormusun ki ideallerinde her şeyi değiştiriyorsun.

Ölüm varsa her şey uyduruk. Böyle düşündüğümüzde insan yerinden kalkası gelmiyor hatta yiyesi içesi bile gelmiyor içinden adamın.

Her şeyi birileri planlıyor bizleri koşturuyor hatta öldürüyor.
Ama işte insanız insan olarak yaratılmışız (evrimi atladık) düşünüyoruz seviyoruz hayal kuruyoruz üzülüyoruz gülüyoruz ağlıyoruz. Hatta savaşıyoruz hak savaşı onur savaşı mülk savaşı deyip savaşıyoruz.

İşte insanız dünyayı değiştiriyor Allaha rakip oluyoruz.
Bir vatanımız olsun istiyoruz kendi kendimizi yönetelim istiyoruz dilimizi, dinimizi, ahlakımızı kültürümüzü yaşayalım istiyoruz.
Bunun için savaşıyoruz bunun için ölümü göze alıyoruz bunun için kendimizde hak görüyoruz.

Bence hiç bir şey uyduruk değil eğer ölünecek davan varsa hakkın da var tıpkı sevdan gibi aşkın gibi inadında vardır hakkında.

Bir tek şey söylenebilir aklımızı kaybetmeden sevmeyi unutmadan var olalım. Kazansak ta da kaybetsek de son savaşımız olmayacaktır bunu bilelim.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İ.Seçil Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 22.Mart.2018, 13:21   #140
 
Gudrun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gudrun
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 03.Ocak.2009
Üye No: 16650
Mesajlar: 1,757
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 492
373 Mesajına 1,020 Teşekkür Aldı
Standart

Memento mori
Memento vivere

Et ve kemiksin, öleceğini unutma, ama yaşadığınıda umutma!
Gudrun isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Mart.2018, 16:08   #141
 
ahmetmehmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahmetmehmed
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Mart.2018
Üye No: 55407
Mesajlar: 35
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
8 Mesajına 10 Teşekkür Aldı
Standart

Savaş herşeyden önce kaynak işidir.

Bazıları Afrin'e kürt stalingrad'ı dediğinde ciddiye almamıştım.

Stalingrad zaferinin arkasında "devasa kızıl ordu" ve "muazzam insan kaynağı" vardı.

Afrin'deki en iyi ihtimalle 30 bin savaşçının NATO'nun en kalabalık ikinci ordusuna ve "muazzam insan kaynağı"na karşı başarı şansı zaten "yoktu".

ABD-Rusya müdahelesi beklendi ama süper güçler "alabildiğine pragmatiktir".

ABD-Rusya kürtler için Türkiye'yi karşısına almaz.

PYD kazanamayacağı bir savaşa girişerek hata yaptı......

Bunun CHP'nin kazanamayacağı seçimlere boşu boşuna girmesinden farkı yok.......

Savaşmak yerine boykot yani gerilla savaşı en doğru yöntemdir.

Ama günümüzde gerilla savaşıda çok zor.

Gerilla savaşının son kullanma tarihi geçmek üzere.

Yapay zeka, insansız silahlar, gece görüş sistemleri vs.vs. say say bitmes sayısız teknoloji belkide yakın bir gelecekte gerilla savaşını "imkansız" hale getirecek.

İyi günler
ahmetmehmed isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Mart.2018, 23:30   #142
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,170
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,298
2,066 Mesajına 5,885 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
ahmetmehmed Nickli Üyeden Alıntı


Savaşmak yerine boykot yani gerilla savaşı en doğru yöntemdir.

Ama günümüzde gerilla savaşıda çok zor.

Gerilla savaşının son kullanma tarihi geçmek üzere.

Yapay zeka, insansız silahlar, gece görüş sistemleri vs.vs. say say bitmes sayısız teknoloji belkide yakın bir gelecekte gerilla savaşını "imkansız" hale getirecek.

İyi günler
Diyorsun yani...

______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Mart.2018, 02:30   #143
 
Cizire Botan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cizire Botan
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Aralık.2015
Üye No: 54509
Mesajlar: 338
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 511
181 Mesajına 400 Teşekkür Aldı
Standart

Efrin kent merkezinde bir savaş olmadığı için YPG/J yendi demek de, Türk Ordusu yendi demek de doğru değil. Orada bir savaş olmadı çünkü. Kırsal alanda ve köylerde YPG/J'nin taktik zaferinden, Türk Ordusunun ise alanı kontrol ettiği için alan hakimiyetinden bahsedebiliriz. Savaş ise şuan devam ediyor.

YPG/J bir gerilla ordusu değil, gerilla savaşı da yapabilen bir örgüt. Tugayları/alayları var, taburları var. Efrin'de 8 tugayı var örneğin. Toplam 40 bin savaşı eder. Tebqa'da 1, Minbiç'te 3, Halep'te 1. Gerilla tarzında da savaşmaları gerilla ordusu olduklarını göstermiyor. Mevzi savaşı da yapıyorlar, cephe savaşı da. Gerilla ordusu bir zorunluluktan gelir zaten, sayın azsa yaparsın. YPG/J o eşiği çoktan geçti. Sadece 2017 yılında YPG/J, HPC/Jin, QSD ve Minbiç Askeri Meclisi'ne katılım sayısı 4.243 savaşçıydı. 34 de YBŞ/YJŞ'ye katılım var. Hepsini tarih tarih, şehir şehir yazabilirim diliyorsanız. Toplam QSD sayısı ise 100 bin civarında, tam bilemiyorum. Profesyonel orduların bana göre zorunlu askerlerini saymazsan örgüte en çok benzeyen Özel Kuvvetlerinin mevcudu da bu kadar. Tüm ülkelerde aşağı yukarı 80 bin civarıdır. Öyle ahım şahım bir fark yok. Savaş uçakları belirleyici oldu, bunu da en Türk milliyetçisi dahi biliyordur diye düşünüyorum. Savaş uçakları olmadan nereye kadar ilerleyebilirlerdi, yaşanmamış üzerinden tahmin yapmak doğru değil ama herhalde hiç ilerleyemezlerdi. Çünkü Rusya'nın hava sahasını kapattığı iki günde YPG Bilbile cephesinde kaybettiği tüm köyleri almış, sınıra kadar geri gelmişti. Türk Ordusunun savaş uçakları olmadan ilerleme kabiliyeti yok. ÖSO'yu ise ciddiye alan yok sanırım. Yine de bu bir gerçek, savaş uçakları varken gerilla tarzı savaşmak dışında da başka çare yok.

Efrin'de belki de Ruslar YPG/J'nin imha olmasını böylece gelecekte Kuzey Suriye'ye saldıracaklarında 40 bin kişilik yükten kurtulunmasını amaçlamışlardı ama öyle olmadı. 820 kayıp verildi. Yine çok ama Rusya'nın istediği bu değildi. Rusya bence Türk Ordusunun da çok kayıp vermesini isterdi. İki gücü de epey zayıflatıp oraya çörekleneceklerdi. YPG/J çekilince ikisi de olmadı. Şimdi hem Türk Ordusundan rahatsız olacaktır hem YPG/J'nin güç kaybetmemesinden. Efrinli sivillerin tahliye edilmesi ve Türk Ordusunun boş şehre girmesinden de en çok Erdoğan üzülmüştür diye düşünüyorum. Fırat'ın batısını Kürtsüzleştirmek istiyor. Şehba'daki o aileler ise evlerine bir gün dönecek.
Cizire Botan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cizire Botan Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 23.Mart.2018, 11:55   #144
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,573
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 257
494 Mesajına 826 Teşekkür Aldı
Standart

Türk Ordusunun boş şehre girmesinden de en çok Erdoğan üzülmüştür diye düşünüyorum. Fırat'ın batısını Kürtsüzleştirmek istiyor. Şehba'daki o aileler ise evlerine bir gün dönecek.

Sn Cizre Botan.
İyisin hoşsun da bizi de Aptal yerine koyma.

Türkiye Devleti Kürtlerden ne zaman rahatsız olmuş ki şimdi olacak Erdoğan niçin üzülsün insanlar ölmedi diye.
TC hiç bir dönem Kürtlerin varlığından rahatsız olmamıştır Kürtlerin bir şeyler istemesinden rahatsız olmuştur bunu sadece Kürtlere değil Alevilere Çerkeslere ve diğer azınlıklara da yaptı.

Bence konu Kürt siyasetçilerinin kaybedecekleri savaşa girmeleri hadi zorunluluktan girdi diyelim ama kazanacak gibi probaganda yapmaları çok doğru değildi şimdi günah çıkarmak pekte anlaşılır gibi değil. Belki sizi ABD yanılttı belki Rusya ama onlara güvenilmeyeceğini bilmeliydiniz.

Şimdi yine aldanıyorsunuz Türkiye Fırat ın batısında Kürt istemiyor probagandası yapıyorsunuz akıl var mantık var niçin istemesin Kürt ün Türkiye ye ne zararı var uyum sağladığı sürece.

Bana göre YPG çok önceden o bölgeden çekilmeli idi ki Erdoğan kahraman olmasın YPG çekilse idi oraya girmek için Türkiyenin bahanesi olmayacaktı. Şimdi ortada bitmeyecek bir savaş bırakıldı Suriye devleti ile Türkiye devleti arasında.

Bence Mimbiçten de çekilmeli hemde hiç mermi atmadan Fıratın doğusu ile yetinmeli. Tarih te bir ulusal savaş yaşamış bu Türkiye eğer Osmanlının kaybettiği toraklarda hak talep etse savaşı devam ettirse idi şimdi Türkiye diye bir ülke kalmamış olurdu Akıllı davrandılar var olanla yetindiler ve dünyada orta derece güçte bir ülke var ettiler.

Tarih şunu anlatır güçlü devlet olmak için çok büyük topraklara sahip olmak gerekmiyor güçlü ekonomi ve güçlü askeri teşkilat (istihbarat)bunun için yeterli.

Bence artık uzlaşma arama zamanı geldi Kürtler için. Bunun için bazı ödünler verilebilir.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Mart.2018, 13:15   #145
 
ahmetmehmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahmetmehmed
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Mart.2018
Üye No: 55407
Mesajlar: 35
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
8 Mesajına 10 Teşekkür Aldı
Standart

sayın Ape Che

Ben yazılmıcıyım.

Yani yapay zekayı "küçümsemeyin" derim.

Makinalar öğrenmeyi öğrendi.

Bu daha ilk adım.

30-40 sene içinde muhtemelen "insan beyni" müzelik olacak.....

İyi günler
ahmetmehmed isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ahmetmehmed Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 23.Mart.2018, 16:35   #146
 
HurriHoşi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HurriHoşi
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Ocak.2016
Üye No: 54878
Mesajlar: 274
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 201
132 Mesajına 231 Teşekkür Aldı
Standart

Yapay zekayı yalnızca devletlerin kullanacağını nereden çıkartıyorsunuz.?

Keleşte Devlet üretimi,omuzdan atılan akıllı füze sistemleri de Devlet üretimi,oysa bunları sadece devletler kullanmıyor.

En sıradan vatandaş bile parasını verip en akıllı telefona,en teknolojik aletlere sahip olabilirken yapay zekayı Devlet dışı yapılanmaların kullanamayacağını iddia etmek komik olur.

Parasını veren yapay zekayı da kullanır.
HurriHoşi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Mart.2018, 16:46   #147
 
ahmetmehmed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahmetmehmed
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Mart.2018
Üye No: 55407
Mesajlar: 35
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
8 Mesajına 10 Teşekkür Aldı
Standart

sayın HurriHoşi

Kesinlikle haklısınız.

Ama ya paranız yoksa?

Parası olanların olmayanlara karşı "dahada güçleneceği"

Hatta dahada kötüsü parası olanların parası olmayanlara ihtiyacının kalmayacağı bir döneme doğru ilerliyoruz.

Ve dahada kötüsü kimse bu durumla ilgili ne yapacağını bilemiyor.

Ben mesela pek çok şirketin çalışanlarının "yarısını" önümüzdeki 10 senede işten çıkartma ihtimalini gayet yüksek görüyorum.

Yani kitlelerin "üretimden gelen güçleride" iyice zayıflayacak.

Peki ne olacak?

Pek çok "distopya" var.

Ama kimse ne olacağını tam olarak bilmiyor.

"Belirsiz" ve pekte "tekin olmayan" bir döneme giriyoruz gibi geliyor bana.

İyi günler
ahmetmehmed isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ahmetmehmed Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 24.Mart.2018, 04:51   #148
 
Cizire Botan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cizire Botan
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Aralık.2015
Üye No: 54509
Mesajlar: 338
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 511
181 Mesajına 400 Teşekkür Aldı
Standart

Erdoğan’ın ya da Türk Ordusunun zafer ilan etmesinin ya da medyada bunu pompalamasının YPG/J için bir etkisi yok. Sırf anti propaganda yapılmasın diye savaştan erkenden çekilecek hali de yok. Kürtlerin altmış yıldır başarısızlığın kitabını yazan Türkiye solundan değil 6 yıldır kaybettiği savaşlardan sonra bile sürekli kazanmayı bilen kendi tecrübelerinden faydalanmaya ihtiyacı var. Hele hele Türkiye’nin Kürtlerle bir problemi olmadığını iddia eden solculardan hiçbir şey öğrenebileceklerini sanmıyorum.

Efrin’de savaş devam ediyor. YPG/J hemen çekilmeyerek düşmanına çok yüklü kayıp verdirdi. Esad’a şehir teslim edilebilirdi, iki türlü de şehir elden çıkmış olacaktı ama burada konuştuğumuz özne YPG/J. YPG/J’nin kimseyle anlaşmaya ihtiyacı yok. Efrin’i koruyun diyerek ABD’ye bağımsız politikalarının iflasını verebilirdi ama gitmeyi tercih etti. Bu çizgi böyle de gidecektir. Bir anarşist özdeyişte dendiği gibi, ideallerimizi birdenbire gerçekleştiremeyecek olmamız pek de umrumuzda değildir. Ya zafer ya ölüm. O kadar.
Cizire Botan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cizire Botan Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com