Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > ULUSAL SORUN VE DEVRİM > Kürt Ulusal Sorunu

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Sivil toplum konfederasyonu
Cevaplar
11
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
4722
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 24.Eylül.2009, 01:05   #1
 
bora kara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bora kara
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Ekim.2008
Üye No: 14017
Mesajlar: 525
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Sivil toplum konfederasyonu

"Kürt hareketinin yeni ideolojik zemini nasıl tarif edilir,teorik ve politik olarak nasıl adlandırılır.Elimizde Öcalan tarafından yazılan yazılar,programlar var.Bu düşüncelerin beslenme kaynakları nelerdir?Ben herşeyden önce bu düşüncelerin öcalan'ın özgün düşünceleri olmadığını iddia ettim.Öcalan'ın birçok düşünceyi bir araya getirerek eklektik bir "teori"oluşturduğunu iddia ettim ve ediyorum.
Öcalan 30 Ekim 2004 tarihli avukat görüşmesinde "belediyeler için Bookchin'i mutlaka okuyun, pratikleştirin. Bugün Kürt sorunu yerel yönetim düzeyinde çözüm aşamasına gelmiştir," demişti. Yine başka bir yerde:


Öcalan 16 Mart 2005 günü yaptığı avukat görüşmesine elinde Murray Bookchin'in "Ekolojik Topluma Doğru" kitabıyla gelmişti. Kendi görüşlerini aktarırken, "Çokluk'un yazarları, Wallerstein, Bookchin bunları yazıyorlar. Ama sistematize etmede biz daha ileriyiz, daha pratiğiz," demekte ve şunları ilave etmekteydi: "Lenin'in, anarşistlerin, reel sosyalistlerin çözemediğini ben çözdüm." Öcalan'ın "Demokratik ulus hareketi Türkiye'ye uygundur" sözü üzerine avukatları, "Baskın Oran'ın da size benzer bir tanımı var" demişler; o da "Evet biliyorum. Ama ben daha kapsamlı ele alıyorum. Özgür yurttaş demokratik konfederalizm yurttaşıdır," diye cevap vermişti. Bu izahında, Bookchin'in bir cümlesini de kendisine mal ederek tekrarlamıştı: "Benim düşüncem doğal diyalektik bir anlayıştır."
Öcalan'ın sıksık atıfda bulunduğu yazarlar arasında negri, hardt,wallerstein,Braudel gibi isimler geçer ve yazdıkları söyledikleri hepsinin görüşlerinin bir toplamıdır.Fakat belirleyici öneme sahip olan Bookchin'dir.Aşağıya Bookchin'den aldığım alıntıyı forumda bulunan "demokratik konfederalizm" yazısıyla ilişkilendirerek okursanız anlatmak istediklerim konusuda size bir fikir verecektir.

"Her şeyden önce üyelerinin veya delegelerinin çeşitli köyler, kasabalar ve hatta büyük şehirlerin semtlerindeki halkın doğrudan demokrasi meclislerinden seçildiği bir yönetici konseyler ağıdır. (...)Politika oluşturma işi münhasıran katılımcı demokrasi pratikleri üzerinde yükselen halk topluluğu meclislerine aittir. Yönetim ve koordinasyon ise köylerin, kasabaların, semtlerin ve şehirlerin bir konfederal ağa bağlanması anlamına gelen konfederal konseylerin sorumluluğundadır. İktidar böylece yukarıdan aşağıya olmak yerine aşağıdan yukarıya kurulur." Birde Bookchin hakkında biraz bilgiye sahip olalım.
"Murray Bookchin 84 yaşında; başta Marksizm ve Anarşizm olmak üzere, ekoloji [çevrebilim], doğa felsefesi, tarih, kent çalışmaları ve sol harekete dair konularda yirmiden fazla kitabı bulunan bir eko- anarşist... Modern radikal ekoloji hareketinin temellerinin atılmasına katkıda bulunduğu biliniyor. Hem ABD hem de Almanya'daki nükleer karşıtı hareketin ve ilk Yeşil politik hareketin oluşumunu etkileyen bir "liberter sosyalist". Tarihsel kaynağı, 19. yüzyıl anarşist literatüründe tarif edilen toplumun örgütsel modeline dek uzanan "konfederal liberter komünizm kavramı"nı geliştirmiştir. Buna göre, gelecek toplum özgür komün temelinde kurulacaktır. Bookchin "Toplumu Yeniden Kurmak" kitabında, merkezi ya da federal devlet karşısında konfederalist alternatifin "yerel ve bölgesel konfedere kurullarca görevden alınabilen temsilciler yollayan, politika üreten, yerel yönetime dayalı halk meclisleri üzerine kurulu" olduğunu yazmıştır. "Konfedere konseylerin tek görevi, yerel yönetime dayalı halk meclisleri arasındaki farklılıkları görüşmek ve basit idari görevler almaktır." "Konfederalizmin Anlamı" başlıklı makalesinde ise Bookchin, liberter [özgürlükçü] belediyecilik ya da komünalizm adı altında doğrudan demokrasi fikrini savunduğunu; fikirleri geliştikçe, bunları konfederalizm hakkındaki genel anarşist fikirlerle birleştirerek, Marks'ın görüşlerini (Marksizm'in değil, Marks'ın kendi fikirlerini) koruyabildiğini belirtmektedir."Kaynak-Melih Pekdemir


Öcalan'ın ideolojik beslenme alanları ve teorik kaynakları bunlardır.Öcalan'ın artık marx'a Lenin'e ihtiyacı yoktur.Bu kayanakların okunması ,öğrenilmesi önerisini asuri'ye ben yapmıyorum bizzat öcalan yapıyor bu yüzden asuri ve benzeri düşünceleri savunan arkadaşların(yani öcalan'ın söz konusu görüşlerine sahip çıkanların) kendi ideolojik tutarlılıkları gereği yapmaları gereken budur.ML.Kürt önderliği tarafından "aşılmıştır" geride kalmıştır,referans olmaktan çıkmıştır.
Şimdi Öcalan'ın kaynaklarını oluşturan yazarların ideolojik ve politik tanımını yapmaya çalışalım.Aralarında ki nüans farklılıklarına rağmen hepsi;

1-Küresselleşmenin liberal anlatıcısıdırlar

2-Post Marksist ve istisnasız anti-Leninisttirler

3-Proletaryanın önderlği ve sınıfsal perspektif yoksunudurlar.Sınıf yerine "çokluk" amorf bir halk tanımı vb. koyarlar

4-İktidar hedefleri yoktur.Yani iktdarı ele geçirip(devrim) yukarıdan aşağı yeni bir toplumun inşası yerine aşağıdan yukarıya (piramit) ya da yatay (şebeke bağlantısı) türünden anlayışlarıyla evrimci ve reformistirler.

5-Emperyalizmin küresleşmeyle birlikte nitelik değiştirdiğine ve artık çok güçlü olduğunu devrimler çağının kapandığına yapılması gerekenin kapitalizmin sınırları içinde,kapitalizmin insanlaştırılması,koşulların iyileştirilmesi,kapitalizmin çatlakları içinde alternatif örgütlenme alanları yaratmak vb.şekilde düzen sınırlarını aşmayan politik bir tutuma sahiptirler.

6-Kendilerine ne ad verirlerse versinler bu ideolojik anlayışların politik karşılığı reformizme denk düşer.


Kürt önderliğin beslendiği kaynaklar gibi şu anda ki ideolojik-teorik zeminin politik karşılığı uzlaşma ve reformizimdir.Düzenin kendi çelişkileri içinde kendine yer açmaktır.Düzenin kendi iç çelişkilerinden faydlanmaya çalışmak politik olarak yanlış değildir.Yanlış olan bu çelişkilerin yarattığı çatlakların içinde (yani düzenin içinde) o çatlakları parçalayıp genişleterek düzenin sınırları dışına çıkmak yerine o çatlakların içinde sahip olduğun yere razı olmaktır.Kürt önnderliğinin yeni ideolojik ve politik tarifi bana göre budur.Sosyalistlerde bu pozisyona göre posizyon almak durumundadır.Bu konuda bende kürt özgürlük hareketini şu andaki önderlikle özdeşleştirmeyen anlayışlara katılıyorum.Kürt hareketinin en temel demokratik hakları konusunda doğru bulduğumuz hertürlü mücadeleyi tüm güçümüzle destekleriz,ama yanlış bulduğumuz herşeyinde karşısında da ideolojik ve politik bir netlikle dururuz."-bora kara-

Bu yazı forumda daha önce yazdığım bir yazıdan alıntıdır. Tartışmanın yönünü öcalan'ın beslendiği kaynaklar üzerine çevirmeyi buradan da o kaynakların eleştirisine yönelmeyi hedeflemiştim.Öcalan'ın görüşleri diye tartıştığımız düşünceler aslında öcalan'a ait değildi tartışmayı öcalan üzerinden sürdürmek bir anlamda kaynağın kendisini gizliyor ve tartışılmasını engelliyordu.Düşüncenin esas sahipleri ortaya konduktan sonra öcalan "şöyle demiş,böyle demiş"e gerek kalmıyor. Eleştiri kaynağın kendisine yönelir olumlanır ya da sahiplenilir.
Atılım'ın yazısı bu konuda tartışma acıcı bir yazı.Yurtsever arkadaşlarla tartışırken belkide soruyu artık şöyle sormak gerekecek; "hardt ve Negri,bookchin vb.görüşleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Örneğin bütün bu adamların ulusal sorun dolayısıyla UKKTH gibi bir sorunları yoktur, bunları referans alarak UKKTH nasıl yorumlanır?vs.

Yukarıda bir kısmının adı geçen yazarların sosyalist hareket içindeki etkisi ve tahrifatı küçümsenmeyecek kadar fazladır.Sosyalistler yıllardır bu tahrifata karşı yoğun bir mücadele veriyorlar.Kapitalizmin küresel krizi ve bunun sosyal,siyasal sonuçlarının da etkisiyle oldukca gerileyen ve bizler açısından birazda eskimişte olan bu düşünceler kürt hareketine bulaşarak onda ete kemiğe bürünmeye başladı.Dolayısıyla aynı düşüncelerle bu sefer daha özgün bir alanda-kürt özgürlük mücadelesi- karşı karşıya kaldık.Sosyalistler arasında varolan sınıfsal perspektif ve ML damar sayesinde bütün elverişsiz koşullara rağmen sağlam bir direniş noktası oluşturularak sol liberalizmin başlangıçtaki ideolojik "üstünlüğü" yavaş yavaş geriletilebildi.En azından artık büyük ölçüde saflar belirginleşti.Kürt hareketi bu konuda kendi ideolojik mücadelesini nasıl verir ya da verebilirmi bilemiyorum.Şu ana kadar kendi içlerinde gözle görülür bir ideolojik tartışma ve mücadele görülmüyor.Şu anda yapılacak bir iç tartışmanın genel çıkarlar açısından zarar vereceğini düşünüyorda olabilirler.Ama esas zarar bu yapılmadığı zaman ortaya çıkacak.Ne var ki kürt hareketinin ve önderliğinin sınıfsal niteliği ve buna uygun olan ideolojik şekillenmesi sorgulayıcı bir tartışmanın olmasına en azından şimdilik izin vermeyecek gibi görünüyor.İş bir kez daha sosyalistlere düşüyor.Söz konusu "sol"liberal, post marksist akımların kürt hareketi içindeki yıkıcı etkilerine karşı ön açıcı tartışmaları başlatmak ve bunların UKKTH bağlamında referans alınamıyacak düşünceler olduğunu ortaya koymak gerekiyor. Örneğin, anarşist,çevreci,sivil toplumcu bir kırma olan Bookchin'in düşünceleri kürt halkının özgürlük sorununa çare olabilirmi? Ya da hardt ve Negri'nin kapitalizmin içinde kurmaya çalıştıkları "komünizm" (bırakın demokratik devrimi sosyalizme bile gerek görmeyen bu garip"komünistler") kürt halkın yıllardır sürdürdükleri onurlu mücadeleyi bir sivil toplum projesine indirgemekten öte bir işlev görebilirlermi?Ya da sivil toplumculuk nedir?Yurtsever arkadaşlar bundan ne anlarlar,yıllardan beri sürdürdükleri mücadele sivil toplumculuk anlayışı ile sürseydi,bir başka okumayla birçok kesimin sivil toplum projelerini keşfettiği bir dönemde onlar silahlarının kabzasına sıkı sıkıya sarılmasalardı nasıl bir gelişme gösterirlerdi?...
Evet,tartışmak gerekiyor.Öcalan'ı değil,kürt hareketinin bu günkü ideolojik kaynaklarını ve soruları buradan sormak gerekiyor.
,
______________________________________________________
Hiçbir zaman varolmadı doğada sessizlik
bora kara isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.Ekim.2009, 19:31   #2
 
Ekim Arat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ekim Arat
Proleter Devrimci
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Temmuz.2007
Üye No: 712
Mesajlar: 10,214
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,263
1,747 Mesajına 4,620 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Sivil toplum konfederasyonu

bunu ilk kez duydum ,şaşırdım sivil toplum konfedarasyonu ?????
______________________________________________________
sınıfa karşı sınıf,
düzene karşı devrim,
kapitalizme karşı sosyalizm!!!!!
------------------------------------------------------
‎"Komünistlerin vardıkları teorik sonuçlar, hiç bir biçimde, şu ya da bu sözde evrensel reformcu tarafından icat edilmiş ya da keşfedilmiş düşüncelere ya da ilkelere dayandırılmamıştır. Bunlar ancak, gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel bir hareketten, varolan sınıf mücadelesinden doğan gerçek ilişkilerin genel bir ifadesidir."
KARL MARX
Ekim Arat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.Kasım.2009, 05:17   #3
 
bora kara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bora kara
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Ekim.2008
Üye No: 14017
Mesajlar: 525
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Sivil toplum konfederasyonu

Kamon!Birincisi bir yöntem yanlışlığı yapıyorsun.Yazdığım yazı iki ayrı bölümde var.Birincisi, şu an yazdığım sabitlenmiş bölümde.İkinciside, bu yazının tamamının olduğu öcalan'ın "Marksist kurama eleştirileri" Bu yazıyla ilgili eleştirilerin varsa bu iki yerden birinde yazıp eleştirilerini getirebilirdin.Başka bir konunun tartışıldığı bir bölüme "bu da nereden çıktı" dedirtircesine güm diye ortaya atıvermen ilginç.Tartışılan konuyu başka bir yöne çekme isteği ile yapılmış bir manevra gibi.Ben yinede basit bir yöntem hatası olduğunu düşünmeye çalışayım.
Öncelikle o uzun uzun anlatmaya çalıştığın tarih anlayışı idealist bir tarih anlayışı.Referans olarak gösterdiğin kişide, yani Hegel idealist bir tarih anlayışına sahiptir ve benim/bizim tarih anlayışım ise Tarihsel materyalizmdir.Yani referans noktalarımız ayrı.Bu bana sadece Öcalan'ın ideolojik beslenme kaynakları konusunda Hegel'i söylemeyi unuttuğumu hatırlatıyor.Öcalan'ın Hegel'e yaptığı atıfları unutmuşum.
İşin felsefi boyutları başlı başına ayrı bir tartışma ve şu anda benim somut iddialarımla doğrudan bir bağa sahip değil.(Dolayımlı olarak son tahlilde elbetteki bağlantılı.)
Ben ne iddia ediyorum; Öcalan'ın kendi düşüncelerim diye entellektüel ürünleri olarak ortaya koyduğu düşüncelerin kendi entelektüel faaliyetlerinin ürünü olmadığı başkalarının ürünlerinden seçmeler (eklektizim) yaparak montajladığını ve bu seçmelerinde asıl sahiplerinin (kaynakların) şunlar olduğunu.Dolayısıyla kendisinin özgün bir düşüncel üretkenliği olmadığını savladığı düşüncelerin aslında doğru veya yanlış başka insanların zihinsel emeklerinin ürünleri olduğunu söylüyorum.Başkalarının ürettiği düşünceleri savunarak kendin entelektüel bir ürün ortaya koymuş olmazsın.Olsan olsan o düşüncelerin savunucusu taraftarı vb.olursun.Ne komünler üzerinden otonom örgütlenme tarzları, ne demokratik konfederalizm,ne devletin kötülüğü, iktidarın "pis" bir şey olduğu. Ne de sivil toplumculuk öcalan'la ortaya çıkmış şeyler değildir.Bunlar Öcalanın ideolojik olarak beslendiği,savunuculuğunu yaptığı düşüncelerdir. Şimdilik tek bir örnek olarak yazımda Bookchin'i verdim.Yaptığım alıntı ortada.Diyorumki; bookchin'in bu yazısını okuyun ve öcalanı'ın demokratik konfederalizm konusundaki söyledikleriyle karşılaştırın.Benzerliği bir kenara bırakın neredeyse aynı yazı olduğunu göreceksiniz.Ha, öcalan onları aştığını yada geliştirdiğini söyler orası başka.Öcalan derki, bu adamı iyi okuyun ve pratikte uygulayın ve onun yazdıklarının aynısını tekrarlar.Kamon der ki, siz öcalan'ın eleştirmekle bookchin vb.eleştirmeyi nasıl aynı kefeye koyarsınız!Bir düşüncenin eleştirisi onun orjinali üzerinden yapılır,savunucuları ya da yorumcuları üzerinden değil.
Ben öcalan'daki, anarşizmi,sivil toplumculuğu,liberalizmi,idealizmi, ve bizzat bütün bunları kendisinde kabul ettiğini,savunduğunu,kaynak gösterdiğini kanıtlamaya hazırım.Ama ekleyeyim öcalan'ın düşünceleri yukarıda saydıklarımdan hiçbiri değildir.Çünkü bunların herbiri kendine özgü bir düşüncel anlayıştır, hepsini birbirine karıştırdığın an ortaya çıkan şey hiçbir şeydir,yada amorf ve ideolojik olarak tarif edilemiyen bir şeydir.Aslında böyle bir düşünceylede tartışmak mümkün değildir.Bu yüzden biz bu "çorbanın" ne olduğunu anlamaya çalışmaktan çok içine herbirinden birer tutam atılmış malzemeleri tasnif edip "çorbanın" asıl malzemelerini ortaya koymaya çalışıyoruz.Yoksa bu karmaşanın içinden çıkmak mümkün değil.
Yıllardan beri tüm dünyada olduğu gibi yaşadığımız ülkedede marksizmi bir kurt gibi kemiren,tüm dünyada mücadele dinamiklerini aşağı çekip ehlileştirmeye çalışan anlayış kendilerine "özgürlükcü sol" vb isimler takan liberalizmdir.Ve bu gün kürt hareketininde etkisinde olduğu hastalık budur.
Soruyu bir kez daha somutluyorum: Kendini eko-anarşist olarak tarif eden Bookchin'in belediyecilik,demokratik konfederalizm vb. anlayışlarıyla Öcalan'ın demokratik konfederalizm anlayışı arasında bir fark varmıdır.

Bir not. Bir konuşmasında Öcalan demokratik konfederalizm anlayışının bir türlü anlaşılamadığını ve aslında bunun bir sivil toplum projesi olduğunu buna uygun bir isim kullanmanın daha doğru olacağını vb. söyler.Otonomculuktan sivil toplumculuğa oradan anarşizme ve bir sıçramayla liberalizme giden bir düşünce karmaşası bu yüzdendir ki tartışılmadan önce iyi bir tarifi gereken bir anlayış.yoksa kendi içinde bir bütünlüğü, tutarlılığı olmayan bir anlayışla tartışmak mümkün değildir.
______________________________________________________
Hiçbir zaman varolmadı doğada sessizlik
bora kara isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.Kasım.2009, 06:15   #4
 
bora kara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bora kara
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Ekim.2008
Üye No: 14017
Mesajlar: 525
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Sivil toplum konfederasyonu

Sevgili ekim_arat aşağıdaki alıntıda senin şaşkınlığını biraz olsun giderebilmek için.

Link nur für registrierte und freigeschaltete Mitglieder sichtbar];STANBUL (30.10.2006)- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bir aylık ateşkes sürecinden sonra ilk kez avukatlarıyla yaptığı görüşmede, ulus-devlet ve küresel finansal güçlere karşı, üçüncü yol olarak Sivil Toplum Konfederasyonu'nu önerdi. Demokratik Konfederalizm kavramının yeterince anlaşılamadığını kaydeden Öcalan, "Biraz bulanık kaldı. Bunun yerine Sivil Toplum Konfederasyonu kavramı kullanılabilir. Ben esas olarak toplumun bütünü için Sivil Toplumu öneriyorum. Sivil Toplum Örgütleri, güçlerini birleştirebilirler" dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, yeni bir örgütleme modeli önerdi. Üçüncü yol olarak tanımladığı örgütleme sistemine ilişkin Öcalan, şunları vurguladı: "Daha önce üçüncü yol demiştim. Bunu biraz daha açmak istiyorum.

Ulus-devlet anlayışıyla reel sosyalizmi bir süre önce hızla terk ettim. Belki 2000'e kadar ben de halen bunların etkileri mevcuttu fakat ikisini de hızla terk ettim. Açıkça belirtiyorum; ulus-devlet anlayışı ve modeli kandan başka bir şeyle sonuçlanmaz. Reel sosyalizm de modernizmin bir parçasıdır. Bunların hepsi kapital modernizminin parçaları, kavramları ve sistemleridir. Bugünkü dünyanın yapısını ve toplumunu analiz eden yazılar ve ipuçları var, fakat derli toplu formüle edilmiş değildir. Şimdi ben formüle ediyorum. Bunları ileride geniş bir şekilde açıklayacağım."

Bugünkü dünyanın yapısal durumunu üçe ayıran Öcalan, "Birincisi, ulus-devlet ve onun etrafındaki güçler. İkincisi, küreselleşmenin etkisiyle küresel finans kaynakları. Uluslararası hatta daha doğrusu ulsalarüstü büyük şirketler. Bugünkü dünyayı esas olarak küresel finans güçleri yönetiyor. Bu güç, ulus-devlet üzerinde çok etkililer ve onları yönetiyorlar. Davos'ta, Bildenberg benzeri yerlerde bir araya gelip dünya ile ilgili kararlar alıyorlar. Birleşmiş Milletlerden de daha güçlüdür. BM, çeşitli ulus-devletlerin bir araya gelip kurduğu bir kuruluştur. Küresel finans kadar gücü yoktur."

HERKES İÇİN SİVİL TOPLUM

Üçüncüsünün ise mağdurların, mazlumların, ezilen kesimlerin ve halkların oluşturduğu sivil toplum yapısı olduğuna vurgu yapan Öcalan, yeni sistemi şöyle formüle etti: "Ben bunlara Sivil Toplum Konfederasyonu diyorum. Ve bu şekilde örgütlenmeleri gerektiğini öneriyorum. Daha önce üçüncü yol, Demokratik Konfederalizm, demiştim. Şimdi de Sivil Toplum Konfederasyonu diyorum. Bu kavramların hepsi aynı gerçekliği ve sistem modellerini anlatan değişik ifade tarzlarıdır. Demokratik Konfederalizm kavramı yeteri kadar anlaşılamadı, biraz bulanık kaldı. Bunun yerine Sivil Toplum Konfederasyonu kavramı kullanılabilir. Ben esas olarak Sivil Toplumu öneriyorum. Toplumun bütünü için öneriyorum. Sivil Toplum Örgütleri, güçlerini birleştirebilirler. Birlikte kullanabilirler. Böylece daha çeşitli ve güçlü hale gelebilirler."

Öcalan, sistemin durumunu şu örnekle izah etti: "Türkiye'de herkesin sırtındaki tüpte ya oksijen var ya da hidrojen. Ama kimsenin aklına bu hidrojenle oksijeni bir tüpte uygun şekilde birleştirip su oluşturmak gelmiyor. Artık tüplerimizin içindekini birleştirme zamanı gelmiştir. İhtiyacımız olan suyu oluşturup kana kana içmeliyiz. Bunu başarabilirsek hepimiz susuzluktan kurtulabiliriz."

'HERKESİN BİR KOMÜNÜ OLMALI’

Öcalan, Sivil Toplum Konfederasyonu kavramının Kürtçe formülasyonu için düşüncelerini şöyle kaydetti: "Komalya veya Komalya Civakan kullanılabilir. Sivil Toplum Konfederasyonu kavramına karşılık gelebilecek uygun bir Kürtçe formülasyon yapılabilir. Kom kelimesi Aryan kökenli bir kelimedir. Kürtçede var olan ve kullanılan bir kelimedir. Bu gruptaki dillerin çoğunda vardır. Komünizm, komün kelimeleri de muhtemelen aynı kökene dayanır. Kürtçe'deki Kom kelimesi bir çeşit komün anlamındadır. Şimdi toplum çeşitli komünlerden oluşur. Herkes kendisini bir komünde ifade edebilmeli, herkesin bir komünü olmalıdır. Yine değişik meslek grupları veya bir amaç için bir araya gelenlerin bir komünü olmalıdır."

"Komünü olmayan kişi veya kişilerin benimle arkadaş olması söz konusu olmaz" diyen Öcalan, "Ben böyle arkadaşlığı kabul etmem. Mesela, birisi diyor ki ben beş bin sayfa yazı yazdım, yani işin teorisyenliğini yapmış. Bu önemlidir, fakat bu kadar yazı yazacağına bir tane de komün kur. Amargi Dergisi çevresi ve benzeri çevreler daha geniş bir şekilde örgütlenebilirler, komünler kurabilirler. Sivil Toplum Konfederasyonu çatısı altında ilerici demokrat, Türkiye'nin dönüşümünden yana olan tüm çevreci, feminist, çeşitli siyasi düşüncelere sahip partiler, dernekler, kurumlar, çevreler, kişiler yer almalıdır" şeklinde öneride bulundu.

'DTP BAŞINI ÇEKMELİ’

Öcalan, TUSİAD, TOBB ve bunların etkisindeki sivil toplum kuruluşlarıyla Türkiye'nin demokratik dönüşümünden yana olmayan siyasi partiler dışındaki bütün kurum ve kuruluşların bu çatı altında gücünü birleştirmesi ve ittifak kurması gerektiğine dikkat çekti. Türkiye'nin demokrasiye ihtiyacı olduğunu düşünen tarikatların da bu yapılanmada yer alabileceğini ifade eden Öcalan, şöyle devam etti: "İtalya'daki zeytin dalı hareketi bu yapılanmayı kısmen uyguladı ve başardı. Yine İspanya'da da kısmen benzeri oluşuma gidilmişti. Bu başarılırsa seçime bu yönlü bir çalışmayla gidilmelidir. DTP bu projede üzerine düşen rolü oynamalı, hatta başını çekmelidir. Öyle barajın yüzde beşe indirilmesini falan beklemesinler. Çünkü anladığım kadarıyla DTP'yi engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Seçim barajını düşürmek bir yana başka yeni engeller çıkarıyorlar. Barajı düşünmeden bahsettiğim projeyi gerçekleştirerek Türkiye'deki bütün devrimci-demokrat ilerici güçleri bir araya getirerek seçime hazırlanmaları gerekmektedir."
______________________________________________________
Hiçbir zaman varolmadı doğada sessizlik
bora kara isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02.Aralık.2009, 05:00   #5
 
terrificlover - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
terrificlover
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23.Eylül.2008
Üye No: 12879
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Sivil toplum konfederasyonu

Merhabalar,
Yıllar yılları kovalarken'evrim-devrim'tartışmalarıyla biz Diyalektik Tarihsel Materyalistler,amipler gibi bölünürken düzen güçleri tarafından teker teker avlandık ve av devam ederken bu av sahasında yıllardır kanı ve canı pahasına bir mücadele sürüyor ve geldiği aşamada onu fiziksel yokedemeyen güçler alternatif güçleri yeni kılıflarla devreye sokuyor.Evet doğada hiç sessizlik olmadı ve olmayacak amaTürk Komünistleri nerdeler ve Başta Türk halkı olmak üzere medeniyetlerin beşiği olan bu coğrafyada yaşayan halklara devrimci demokrasiyi getirecek o 'çelik gibi sağlam'sınıfın partisi nerde?Sırça saraylardan dağlara bakıp'oy dağlar 'türküsüyle veya'şehirler bana çok dardır'yakınmasıyla rakılarıyudumlayıp pipo tüttürmekle sozyalizm kurulmaz.Che'nin deyişiyle :'Bir elimizde kitap,bir elimizde silah,sırtımızda halkımızın yükü ile mücadeleye'girmedikçe daha çok siteler antika çağlara düşecektir.Sosyalist masturbasyondan vazgeçip insanca ilişkileri yoldaş ilişkilerini ensağlam birliktelik olan devrimci-komunizmi hedefleyen bir partide konuşlandırmadıkça ya seka'ya yada meta ya malzeme olup insani zekaya ihanet ustası oluruz.Selamlar.
terrificlover isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.Aralık.2009, 01:39   #6
 
ferhat_35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ferhat_35
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Temmuz.2009
Üye No: 23648
Mesajlar: 1
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Exclamation Cevap: Sivil toplum konfederasyonu

merhaba arkadaşlar bu konu sizin görev alanınıza düşümüyor diyorum ben bu sizin yetki alanınıza girmiyor herkes kendisini sorgulasın herkes kendi yaptıklarından sorumludur tartıştıgınız kişi ve konu sizi aşan bir konudur bir daha bu cüret sergilelememeniizi tavsiye ederim kendinizi sorgulayın bence tarih boyu kürt hareketinden öncede sizler vardınız bugünde varsınız ama daha önceleri ne konumda idiniz bugün ne konumdasınız bugün kişileri tartışmaktan kısır döngüden başka hiç bir işe yaramıyorsunuz kitle hareketi degil kişileri tartıştıran meşrulaştıran kime hizmet etigi beli olmayanbir durumdasınız önceliklen tartıştıgınız tartışmaya zemin yaptıgınız durumu kendinizi sorgulayın tartıştıgınız hiç bir hareket sizden güçlü olmasın ki herkes ders çıkarsın yanlız tartıştıgınız konum sizden güçlü bir yerde ise sizin onu tartışmaya degil bulundugunuz içler acısı durumu degerlendirmeye hakınız var içler acısı durumdaiken halka mal olmuş bir şeyi tartışmak size kalmamış bence siz kendinizi sorgulayın içerisinde bulundugunuz duruma bir isim verin konumunuzunn adı nedir kime hizmet ediorsunuz halk hareketi olmak çatışmak degil ögretici olmak ve kazanmaklan olur
ferhat_35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.Aralık.2009, 21:05   #7
 
mehmet1964 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mehmet1964
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 03.Temmuz.2009
Üye No: 23598
Mesajlar: 1
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Sivil toplum konfederasyonu

Kürtlerin devrimsel mücadelesinin öncülüğünü sosyslist bireyler yürütm ektedir.halkın çıkarına olabilecek tüm bilimsel düşüncelerde faydalanmak gerekir.kürtler ilk defa ulusal bir lider ortaya çakardılar, tüm dostların ,sosylistlerin saygı duyması gerekir.bora kara kürt mücadelesi kürtleri ileriye taşımıştır.bora kafanı deve kuşu gibi kuma göme,kürtlere destek ol.
mehmet1964 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.Aralık.2009, 22:06   #8
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,168
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,288
2,065 Mesajına 5,883 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Sivil toplum konfederasyonu

Alıntı:
mehmet1964 Nickli Üyeden Alıntı
Kürtlerin devrimsel mücadelesinin öncülüğünü sosyslist bireyler yürütm ektedir.halkın çıkarına olabilecek tüm bilimsel düşüncelerde faydalanmak gerekir.kürtler ilk defa ulusal bir lider ortaya çakardılar, tüm dostların ,sosylistlerin saygı duyması gerekir.bora kara kürt mücadelesi kürtleri ileriye taşımıştır.bora kafanı deve kuşu gibi kuma göme,kürtlere destek ol.
Bora Devekuşunun kafasını kumdan çıkarmaya çalıyor ama bunda başarılı olacakmı,bunu yakın zaman gösterecek.

Hani halk arasında elin şeyiyle gerdek muhabbeti vardır. Bora o muhabbeti terbiye sınırları ve bilimsel kanıtlarıyla koymuştur.
Kısaca Burjuvaziyle dans edersen ayağına basmayla kalmaz,o ayağı dizinden kırarda.
İşte Bora onu diyor.
Dizini kıracaklar,Dansı terk et.
Diyap ağa,şeyh Said,Seyid Rıza gerçek tarihe mal oldu ama yukarıda yazılı, burjuva felsefesinden feyz alıp biat edenler acaba hangi tarihte yer alır ona bakalım.

Kürtlerin Devrimsel mücadelesi Dr Baranla bitti haberin yokmu?

Alıntı:
HERKES İÇİN SİVİL TOPLUM

Üçüncüsünün ise mağdurların, mazlumların, ezilen kesimlerin ve halkların oluşturduğu sivil toplum yapısı olduğuna vurgu yapan Öcalan, yeni sistemi şöyle formüle etti: "Ben bunlara Sivil Toplum Konfederasyonu diyorum. Ve bu şekilde örgütlenmeleri gerektiğini öneriyorum. Daha önce üçüncü yol, Demokratik Konfederalizm, demiştim. Şimdi de Sivil Toplum Konfederasyonu diyorum. Bu kavramların hepsi aynı gerçekliği ve sistem modellerini anlatan değişik ifade tarzlarıdır. Demokratik Konfederalizm kavramı yeteri kadar anlaşılamadı, biraz bulanık kaldı. Bunun yerine Sivil Toplum Konfederasyonu kavramı kullanılabilir. Ben esas olarak Sivil Toplumu öneriyorum. Toplumun bütünü için öneriyorum. Sivil Toplum Örgütleri, güçlerini birleştirebilirler. Birlikte kullanabilirler. Böylece daha çeşitli ve güçlü hale gelebilirler."


Sivil toplum Konfederalizmi.
Burjuva toplumuna has yeni örgütlenme. Marksizme küfür eden liderin sürüsü olur bizce.
Bu bizce böyledir.
Koç uçurumdan atladığında sürü arkasından atlar.
Bu görüşün açıklamasıda budur.
______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 26.Ocak.2010, 20:29   #9
 
Proletarya. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proletarya.
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 26.Mayıs.2008
Üye No: 8888
Bulunduğu yer: örs ile çekiç arasında.....
Mesajlar: 284
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: Sivil toplum konfederasyonu

'Avrupa'da bireycilik çok hakim. Tabi ben burada bireyi kastetmiyorum, bireycilikten bahsediyorum. Çözümün gelişmemesinin, toplumsal sorunların çözülememesinin temelinde herkesin fazlasıyla ulus-devlete bulaşması nedeniyledir. Ben Marksizmin başarılı olamamasının temelinde ulus-devlet çözümlemesinin önemli rol oynadığını düşünüyorum. Ulus-devlet anlayış'ı kapitalizmin, kapitalist modernitenin sonucudur. Sol bunu iyi anlayamadı. Biz sol, sosyalist ve ezilenler olarak bunu pek anlayamadık. Reel Sosyalizmin çöküşünün temelinde de bu anlayış yatıyor. Rusya'da Lenin, Çin'de Mao dahil hepsi aynı hataya düşmüşlerdir. Bunu iyi anlamak gerekir. Ki bugün Çin olmadan Amerika yaşayamıyor. Sendikalar, bazı işçi kuruluşları gibi birçok kurum aslında kapitalizme hizmet ediyorlar. Ben Marks'ın sınıfa karşı sınıf çözümlemesini doğru bulmuyorum. Sınıfa karşı sınıf değil, sınıfa karşı ya da kapitalizme karşı toplum diyorum. Toplum derken herhangi bir bölümünü kastetmiyorum. Toplumun genelini kastediyorum. Ben toplum olmadan birey olmaz diyorum. Birey toplumla anlam kazanır. Ben çözüm olarak bireyin toplumla evrensel olarak birbirleriyle buluşmasında görüyorum. Ama bu söylediğim enternasyonalizm değil.'

'Avrupa tekilliği esas alıyor. Bu tek başına eksiktir, yetersizdir. Benim önerdiğim ne Avrupa tarzı tekilcilik ne de Reel Sosyalizmdeki gibi enternasyonalizmdir. Yine benim önerdiğim ne iktidar, ne federal ne de klasik konfederal sistemdir. Benim önerim tekillikle evrenselliği buluşturan anlayıştır. Biz buna demokratik komünalite diyebiliriz. Bu anlayış gereği demokratik ulus, demokratik vatan kavramları kullanılabilir. Bu anlayış iktidar ve devleti hedeflemiyor, iktidar ve devlete bulaşmıyoruz. Ben bu anlamda sosyalizm diyorum. Benim bu anlayışım Kürdistan'a biraz yerleşmiştir. Kürtlerin çok ezilmelerine, katliamlara uğramalarına rağmen yine de bu anlayış Kürtler arasında biraz gelişti. Herkes ulus-devlete bulaştığı için çözüm gelişemiyor. Güney'de de bu nedenle bir katliam gelişebilir, katliama uğrayabilirler, uyarıyorum. Talabani ve Barzani'yi de bunun için uyarıyorum.Gramci biliniyor o da on yıl hapiste yattı. Düşüncelerine değer veriyorum. Benim aslında burada yaptığım Gramci'nin yeni ve güncellenmiş halidir.'


Abdullah Öcalan'ın 13 ocak 2010 tarihli görüşme notlarından..
konuya katkı olması maksadıyla ekliyorum.

______________________________________________________

Proletarya. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29.Mart.2010, 22:55   #10
 
terrificlover - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
terrificlover
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23.Eylül.2008
Üye No: 12879
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Türk Sol'u '72 de ve '80 faşist darbeleriyle ezilmesinin ve Kürt Sol'unun bugün kü mücadelesinin sorgulanması ve açıklığa kavuşturulması için önce yaşamın acı derslerini iyice bilince çıkarmaktan geçtiğini bilmeliyiz.Bütünüyle Kürt Solu var ,savaşıyor ve yola devam ediyor peki TürK Sol'u neden Avrupa emperyalist ülkelerinde tatilde?
terrificlover isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 19.Eylül.2010, 15:00   #11
 
kendinol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kendinol
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Ağustos.2010
Üye No: 30577
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 872
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,165
230 Mesajına 435 Teşekkür Aldı
Standart

Sevgili arkadaşlar,Elbette Kürtler mücadelesinde sonuna kadar haklılar.PKK ve Onun önderi sayın Abdullah ÖCALAN artık herkesin bildiği gibi Kürt toplumunun ''ULUSAL KURTULUŞ MÜCADELESİNİN''öncüsüdürler.Bunu hiç kimse ret etmemektedir.Bu gün kısaca DEMOKRATİK CUMHURİYET ve DEMEOKRATİK ÖZERKLİK olarak taleplerini dillendirmektedirler. T.C ile nerede ne kadar uzlaşabileceklerini kendileri belirleyecektir. Bu güncel durum Başka bir hareket ve önderlik tarafından dolduralana kadar devam edecektir.
Fakat özel konu şudur:Sayın Öcalanın 1999 şubat ayından sonra Kendi deyimi ile ULUSLARARASI KOMPLODAN sonra bir çok kitap,dergi ve Röportajında gördüğümüz şudur.Sayın Öcalan İnsanlığın ve Doğanın aşama bakımından problemlerini çözdüğünü buna uygun bir praxsis çizdiğini Kürt toplumunun bu yeni yaşam biçiminin öncüsü olacağını söylemektedir.Hele hele kendi çevresi sayın Öcalanın içinde bulunduğumuz Yüzyılın öncüsü olduğunu ancak yüz yıl sonra anlaşılabileceğini iddia etmektedirler. Keşke böyle olsa.Miliyetçiliği hele hele gizli milliyetçiliği aşan her insan böyle düşünür diye düşünüyorum.Ne Marks ne Lenin v.b Hiç biri ne Kürttü nede Türktü.
Sayın Öcalanın düşüncelerinin ana kaynağı Sayın Süleyman ŞAŞMAZ'dır.Ama malesef Sayın Şaşmazı anlayamamıştır...Bu yapısı ile anlaması da imkansızdır.Çünkü prağmatik davranarak başka insanların düşüncelerinden yararlanarak anlayabildiklerini anlayabildiği kadar kendi düşünceleri gibi koymaktadır.böyle konuları soran olduğu zamanda ''Ben onlardan faydalandım ama daha köklü çözümlemeler yaptım'' diyebilmektedir.Mesala çağımıza ''Bireyler yüzylı demektedir. (Literatürümüzde böyle bir terim olamaz)Süleyman Şaşmaz daha 1989 da ''KİŞİLER ÇAĞI''
demiştir. Bu örnekleri daha da çoğaltabilirim. Ama sayın Öcalan bunu alıyor Bireyler yüzyılı diyor.Böyle bir olay karşısında gerçek dürüst insanların tavrı ne olmalıdır diye sorası geliyor insanın.Sayın KIVILCIMLI'nın Kısaca TARİHTEZİ olarak adlandırdığı çalışmalarının toplamından özellikle KOMÜN GÜCÜ ve TARİH DEVRİM SOSYAİZM çalışmasından faydalanıyor.Ama ustalardan hiç bahsetmiyor. Bilebildiğim kadar hiç bir Dr.cu gruptan bir eleştiri almıyor. Hata Dr.cuların bir bölümü sayın Öcalanın peşinden ayrılmıyor. Wallerstein,Boockhin,Braudel,Negri ve Hart gibi insanların adını anar.Onlardan faydalandığını ve onları geliştirdiğini rahatlıkla söyler.Az çok bu insanları gözü keser.Zaten Bu yazarları kim okuyacak ki? Okuyan kaç kişi.
Dolayısı ile Öcalan'ın kendine has bir fikri yoktur.Fikirlerim dediği DÜŞÜNCE KIRINTILARIDA başka insanlardan almadır.Eklektiktir.Bu konuda küfür etmeden - tehditler savurmadan her insanla tartışmaya her konuda hazırım.
NOT:Tartışmak isteyenlerden özellikle Süleyman ŞAŞMAZI, KIVILCIMLIYI ve diğer insanları okuyarak tartışmaya katılmalarının daha verimli olacağını düşünüyorum..Bu Yazı ENGELS'in Anti dürhinginden daha fazla yazı ister ama hakettiğinden daha fazla değer vermiş oluruz...saygılarımla..
kendinol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.Eylül.2011, 09:59   #12
 
beklenengün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
beklenengün
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 12.Eylül.2011
Üye No: 38251
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 2
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Bir şey soracağım? Doğru yer mi bilemiyorum ama "modern revizyonizm" ne demektir? yardımcı olursanız sevinirim
beklenengün isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com