Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri > Halk Cephesi

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi ARTIK KARSEL KÖYÜ, HALKIN MÜHENDİS MİMARLARI'NIN KURDUĞU SU TÜRBİNİ İLE AYDINLANIYOR!
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
460
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 30.Kasım.2016, 00:06   #1
 
Feda Cephesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Feda Cephesi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Nisan.2015
Üye No: 52202
Mesajlar: 833
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 480
604 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart ARTIK KARSEL KÖYÜ, HALKIN MÜHENDİS MİMARLARI'NIN KURDUĞU SU TÜRBİNİ İLE AYDINLANIYOR!

NEREDE KARANLIK BİR KÖY VARSA BİZİMDİR!

ARTIK KARSEL KÖYÜ, HALKIN MÜHENDİS MİMARLARI'NIN KURDUĞU SU TÜRBİNİ İLE AYDINLANIYOR!

20 yıldır boşaltılmış bir köy... 6 yıl önce bu köyü vatan diye sahiplenmiş bir aile... Koca dağların ortasında kapkaranlik 6 yıl...

Halkın Mühendis Mimarları olarak 13 Ağustos'ta bu soruna bir çözüm bulmak için gittik. Ve bir su türbini ile Karsel'i aydınlatacağımızın sözüyle döndük. Geceli gündüzlü üç ay, olmazların imkansızlıkların emek, inanç ve kolektivizmle yerle bir edildiği üç ay ve sonunda zafer. Karsel köyü, HMM Enerji Komitesi’nin kurduğu su türbini ile aydınlanıyor. Bir evin ihtiyacından fazlası üretiliyor, hem de çarkından alternatöre, elektrik devresine kadar kendi üretimimizle. Halk için mühendisliğin devrimci ışığını Karsel köyünde büyütüyoruz.

Dersim’in Hozat İlçesi’nde bir köy. Traktör ile Hozat Merkez’e bir buçuk saat uzaklıkta, yüksek dağların ortasında yalnız Karsel Köyü. Köy diyoruz; ama tek bir hane yaşıyor şu an, keçiler, köpekler ve değişken hane halkıyla. Yolları çok engebeli, telefon şebekleri çekmiyor, zamanında terör bölgesi diye boşaltılmış ve elektrik hatları kesilmiş. Adil abi ve ailesi İstanbul’a gelmişler. İstanbul’da birçok zorluk çeken aile, altı yıl önce köklerine tutunmak için, karanlıkta kalmak pahasına, tek sağlam kalan yapı olan köy okuluna yerleşmiş.

Biz köye ilk 13 Ağustos’ta bir gece traktörle gittik. El fenerleriyle yemeğimizi yiyip gece orada kaldık. Sabah bu evin elektrik sorununu nasıl çözeceğimize baktık. Evin yanından geçen bir dere vardı. Dere üzerinde debi ve ulaşabileceğimiz maksimum düşü (suyun boruya giriş ve çıkışındaki yükseklik farkı) konusunda araştırma yaptık. Basit yöntemler kullanarak bitirdiğimiz bu ön çalışma ile buradaki elektrik ihtiyacını karşılayabileceğimiz bir su türbini yapabileceğimizi ortaya koyduk. Ev halkıyla iş bölüşümü yaptık. Çark ve alternatörü biz üreteceğimizi söyledik ve onlardan türbini kuracağımız yere kadar suyun getirilmesini istedik. Zaten belirlediğimiz yerin hemen yanı başında eski un değirmeni var. Su önceki arkından gelecek türbinimize. Kısa zamanda alternatör çark ve elektronik kısımları tamamlayıp geleceğimizi söyledik.

İstanbul’a geldiğimizde heyecanla koyulduk işe. Kaybettiğimiz her gün ailenin karanlıkta kalmasını daha da uzatacak, sonbahar olduğundan kar yağması an meselesi ve kar yağarsa çalışma bahara kalacaktı. İlk önce kullanacağımız çarka karar vermemiz gerekiyordu. İnternet üzerinden çevremizde ilgili kişilerden araştırma yaparak Banki – Ossberger (Crossflow) çark tipine karar verdik. Çarkı boyutlandırmak için bir sürü hesap kitap yaptık. Su türbininin alternatörünü de kendimiz üreteceğimizden çark ve alternatör uyumunu da hesaplarda göz önünde bulundurduk. Çark boyutları da ortaya çıkınca geriye düşünüleni pratiğe dökmek kaldı. Malzemesi ve imalatında son derece basit yöntemler kullandık. Lazer kesim ile sacları kestikten sonra herbir bıçağı yerine yerleştirmek kaldı bize. Elimizde şimdi bir çark ve rüzgar türbinlerinde kullandığımız kendi alternatörlerimiz var ama deneyini yapmadan götüremezdik. Türbini kuracağımız koşullardaki bir deney düzeneğini sil baştan yapabilmek hem çok maliyetli olacak, hem de çok vakit alacaktı bizim için. Takip ettiğimiz Armutlu Cemevi ve Kültür Merkezi şantiyesinin yağmur oluklarını kullanabileceğimize karar verdik. Bu çözüm işimizi oldukça kolaylaştırdı. Değişik çapta nozullarla, değişik çarpma açılarıyla cemevi şantiyesinde birçok deney yaptık. Bu deneylerde üretebildiğimiz maksimum güç 150 watt’tı. Bu değer düşüktü hedeflerimiz için.

Bu süreçte köyde yapılan işlerden de haberler geliyordu. Su bir havuza kadar getirilmişti, ama havuzdan türbine gelecek borulamanın daha yapılmadığını öğrendik. Türbin şasesi için pabuç betonu ve borulama kalmıştı köyde. Hozat’a kar yağdığını öğrendik. Bu bizim için kötü bir haberdi, eğer kar erimez se işimiz bahara kalacaktı. Ertesi gün kar erimişti, ama elimizi çabuk tutmalıydık. Deneylerini yaptığımız çarkı ve alternatörü dış hava koşullarına dayanıklı hale getirmek eksik bıraktığımız yanlarını tamamlamak için bir haftalık bir hedef koyduk ve bir hafta gece gündüz çalışarak Hozat’a giden bir kamyona el takımlarıyla eksiksiz teslim ettik. Şehir merkezine bir buçuk saat uzaklıkta olan ve elektriksiz bir köyde çıkacak en ufak aksaklık bir günümüze mal olacağından her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak yaptık hazırlıklarımızı. 28 Ekim gecesi uçağa dört kişi bindik İstanbul’dan. Pazar gecesi tekrar dönecektik. Geceli gündüzlü elimizde 36 saat kalıyordu. Hedefimiz bu dar vakitte türbini kurup en verimli olacak şekilde testlerini bitirmekti.

Elazığ’da uçaktan indik, Dersim’e geçmek için feribota binmemiz gerekiyordu Feribota yarım saat kalmıştı, kaçırırsak 2 saat beklememiz gerekecekti. Yetişmek için hızla giderken bir çevirmeye denk geldik ve aracımız arandı, oyalandık. İskeleye geldiğimizde ise feribot yeni hareket etmişti, biz 02:30 feribotuna kalmıştık. Arabada biraz uyukladık ve feribot gelince Dersim Pertek’e geçip, bizim için ayrılan bir otelde kaldık. Öğrendiğimiz kadarıyla borulama ve beton işleri yapılmamıştı ve kamyona verdiğimiz malzemeler elimize geç gelecekti. Bu şartlarda işimiz daha da zorlaştı. Sabah erkenden kalkıp köy yoluna koyulduk. Saat 11 de köye vardık. Kalabalık bir ekip bizi bekliyordu. Ev sahibinin akrabaları, Hozat Belediyesi işçileri, bizi tanıyan dostlarımız oradaydılar. Birçok imkansızlık arasında bir sürü emekle belli bir yere kadar bitmişti işler, ama birçok eksiğimiz vardı. Borulama için hazırlık ve beton işlerini bitirme hedefi koyduk bu gün için. Bir yandan da türbinin olduğu yerden eve elektrik hattının çekilmesi işi yapılıyordu. Çok kısa zamanda bütün emekçilerle birlikte kolektif bir çalışma biçimini oturttuk. Hepimizin tek bir amacı vardı, devletin karanlığa mahkum ettiği bu köyde umudun ışığını yakmak. Buradaki ailenin kökleri bizim köklerimizdi. Köklerimizin bu dağlardan sökülmesi, yok olmakla aynıydı bizim için. Eğer tek bir kişi dahi canı pahasına vatanım diye dağa, taşa, ağaca sarılmışsa bu sesi büyütmek, bu vatanı aydınlatmak boynumuzun borcudur.

Akşama kadar burada yapabileceğimiz işleri bitirdik. Akşam eksik malzemeleri tedarik etmek için Hozat’a indik. Malzemeleri aldıktan sonra Hozat Belediye Başkanı’nın annesinin konuğu olduk. Bize aşure ikram etti. Sonra tekrar otele geçtik. Gece malzemelerimiz de gelmişti. Sabah hep birlikte köye geçtik. Suyu verip çarkı döndürmeden mola vermeyecektik. Belediye Başkanı, ev halkı ve dostlarımız, hep birlikte yine çalışmaya koyulduk. Birçok aksilik olsa da hedefimize son yedi saatte ulaşabilirdik. Her bir işin başında karşılıklı fikir alışverişi yapılıyor, espriler dönüyordu. Birileri boruların montajını yapıyor, birileri kazı yapıyor birileri elektrik tesisatını tamamlıyor, birileri ateş yakıyordu. Hemen hemen tamamlamıştı hazırlıklar. Depoya gelen suyu açtık dolması için. Su doldu ve test için hazırlıklarımız da bitti. Haftalardır bizim geceli gündüzlü emeğimiz burada önceden yapılmış hazırlıklar ve iki günlük dur durak bilmeyen çalışmanın sonucunu görmek için hazırız. Çarka ilk su çarptı, ama debi oldukça düşüktü. Nedenini bulmaya çalıştık, ama son iki saatteydik. Herkes bizimle birlikte aç kalmıştı. Hem sorunu tartışıp hem de karnımızı doyurmak için yemeğe geçtik.
Bu sırada Karsel'e zifiri karanlık çökmüştü. Yemekten sonra türbine gelen borunun yukarıdan tıkanabileceğini düşündük. Ve o soğukta havuza girerek tıkanıklığı açtık. Debi büyük oranda arttı. Hava kararmış, vakit daralmıştı. Suyu tekrardan açtık, nozulları çarpma açılarını değiştirerek ilk testimizi yaptık. Herkes bizimle birlikte heyecanla bekliyordu sonuçları. Aldığımız sonuç maksimum 120 wattı. Bu sonuç hedefimizin yarısı kadardı. Daha fazla test yapma imkanı bulamadan haftaya bir daha gelme sözü vererek alelacele uçağa yetişmek için yola çıktık. İstanbul'a glince deneyimlerimizi, gözlemlerimizi bütün ekip ile paylaştık ve mevcut durumun alternatörde yaptığımız değişiklikten kaynaklı olabileceğini öngördük. Mevcut suyun gücü 130 sarımlı alternatör için az geliyordu. Hafta sonuna kadar 65 sarımlı bir alternatör üretme kararı aldık.

Geceli gündüzlü bir hafta boyunca çalışarak tespit etiğimiz eksikleri tamamlamak için bu defa iki kişi ile yola koyulduk. Yoldayken boru tesisatının patladığını öğrendik. 4 Kasım gecesi Hozat’ta evlerde kaldık ve sabah köye doğru yola koyulduk. Tesisatı bu defa demir borularla yapacaktık. Yine hep birlikte koyulduk işe. Herkes beyniyle, emeğiyle bu işi bitirmeye odaklanmıştı. Olanaklar ortadaydı, elimizdekilerle en iyisini yaratmak zorundaydık. Çözemediğimiz yerde hemen yaratıcı bir fikir atılıyordu ortaya ve önümüz açılıyordu, teslim olmuyorduk olanaksızlıklara. Aynı gün boru tesisatını büyük oranda bitirdik. Ertesi güne tesisatın kalan küçük kısmını bitirmek ve yeni bir nozul tasarlamak kaldı. Nozulu kaynakla imal edebilmek için Hozat’a inip bir kaynak atölyesi bulduk.

Sabah yine çalışmaya koyulduk. Kalan boruların ve nozulun montajı boruların sabitlenmesi, test için elektronik düzeneğin hazırlanması derken yine vakit daralmaya başladı. Yemek sonrası teste hazır olduğumuzda saat 16:00 olmuştu. Yine son iki saate kaldık. Olası bir aksiliği tolere edemeyecektik, artık hedefimiz 250 wattı görmek. Bu defa heyecan daha da fazlaydı. Karşıda bir keçi sürüsü duruyordu. Adil abi çobanın da merağından keçileri karşımızda otlattığını söyledi. Ev halkı kadınlı erkekli yanımızdaydı. Bütün emekçiler pür dikkat ölçüm aletlerine ve çarka bakıyordu.

Son bağlantılar da bitince vanayı açtık. Çark çok hızlı bir şekilde dönmeye başladı. Dirençleri düşürdükçe ürettiğimiz güç de çarkın devir sayısı da artmaya başladı. Bizim yüzümüzde mutluluk ve gurur vardı, bizim mutluluğumuzu görenler de ortak oluyor, iyi bir şeylerin olduğunu anlıyordu. Okuduğumuz watt veya amper değerleri onlar için bir şey ifade etmiyordu, ama bizim mutluluğumuzun kendi mutlulukları olduğunu biliyorlardı.
Maksimum okuyabildiğimiz değer 400 wattı buldu. Ardından akü ve invertere bağlıyoruz sistemi. Voltaj çok olduğundan regülatör çalışmadı ve invertörü yaktık. Her ne kadar invertöre üzülsek de sanki bir bayram yerindeydik. Gördüğümüz değerler hemen hemen iki evin elektrik ihtiyacını karşılayacak kadardı. Emeklerimizin ve sözümüzün yerini bulmasının gururu vardı artık bizde. Tekrar haftaya gelmek üzere vedalaşıp ayrıldık Karsel’den.

İstanbul’a geldiğimizde yine yoğun bir çalışma maratonu bizi bekliyordu. Güçlü invertör, regülatör seçip, evin ihtiyacına göre aküleri hesaplamamız gerekiyordu. Bir de aküler şarj olduğunda fazla gerilimi düşürecek direnç gurubu tasarlamaya karar verdik. Bir haftalık sıkı bir araştırma ile regülatör ve invertörümüzü belirledik. Ancak bunları temin edemediğimiz için ertesi haftaya kaldı. Bu sırada da geceli gündüzlü fazladan üretilen gücü ısı enerjisine çevirerek harcayacak ve sistemi koruyacak olan kendi devremizin tasarımını yaptık. Bir taraftan da bunları denemek için tornada simülasyon yapmaya karar verip, yeni bir alternatörün sarımlarını yaptık.

Böyle bir çalışma temposu ile yolculuk günü olan 18 Kasım günü geldi çattı. Testimizi yapıp gidişimizi onaylayıp bilet almamız gerekiyordu. Ancak bütün aksilikler de Cuma gününü beklermiş gibi bir bir ortaya çıktı. İnvertörümüz 17 Kasım’da gelmesi gerekirken 18’inde geldi. Alternatör sarımlarımızda bir hata çıktı ve test etmek istediğimiz gerilimlere ulaşamadık. Bir taraftan Elazığ’dan aküler alınacaktı, ancak daha önce var denilen aküler bulunamadı. Yani ihtiyacımız olan birçok şey eksikti. Bir taraftan da Dersim’e kar yağması ihtimali vardı.

Bütün imkansızlıķlara rağmen bilet alıp köye gitmeye karar verdik. Tekrar uçakla Elazığ’a, oradan da Hozat’a geçtik. Gece Hozat’ta kalıp sabah köye geçtik. Yaptığımız devreler gelirken zarar görmüştü, biraz lehim işimiz vardı. Akü ve invertör bağlantısını evin içerisinde yapıp, lehim işlerimizi tamamlayıp türbini kurmaya karar verdik. Ancak aküleri bağlayınca invertör çalışmadı. Hemen telefonun çektiği tepeye çıktık. İnvertörü aldığımız firmayı aradık, bize invertörün girişinin 48 volt olduğunu söyledi. Ancak biz 24 volt olarak almıştık ve sistemi ona göre tasarlamıştık. İnternetimiz olmadığı için İstanbul’daki arkadaşları aradık onlar gerekli araştırmaları yapıp bize bilgi verdi. İnvertörümüzün içerisinde dahili bir regülatör olduğunu öğrendik. Ve sistemi 48 volta çevirme kararını aldık. Hemen eve dönüp sistemi 48 volt olacak şekilde bağladık ve invertörümüz çalıştı. Lehim işlerini tamamlayıp kendi yaptığımız koruyucu devreyi sisteme bağladık. Ancak 12, 24 ve 36 voltta düzgün çalışan devremiz 48-50 voltta bozuldu. Bir taraftan saz çalınıp türküler söylenirken, bir taraftan devre üzerinde ölçümler, eklemeler yapılıyordu bir göz oda içerisinde. En sonunda sorunu bulduk. 100 volt 30 ampere dayanıklı olacak şekilde aldığımız elektronik anaharlar 50 volt 1 amperde bozuluyordu. Ertesi gün istediğimiz gibi olmayan, ancak işimizi geçici olarak görecek bir devre yapmayı planlayıp yattık. Ancak bu kadar aksiliğin üzerine sistemi bağlayıp test yapma işinin yine son güne kalmasının verdiği endişe ile uyumak epey zor oldu.

Sabah erkenden akülerimizi, invertörümüzü türbinin yanına taşıdık. Bir taraftan elektronik bağlantıları yaparken bir taraftan da türbinin etrafının iskeleti yapılıp branda ile kapanıyordu. Bağlantı bittikten sonra yavaş yavaş vanayı açarak gücü artırdık ve gece biraz biraz boşalttığımız akülerimiz şarj olmaya başladı. 350 watt ile yarım saat boyunca sistemi çalıştırdık. İlk aşamamız başarılı oldu. Fakat akülerin şarjı bittiğinde türbin boşa çıkıyor, hiçbir zorlayıcı kuvvet olmadığı için çok hızlı dönüyor ve uçlarda elde edilen gerilim 250 voltu buluyordu. Teknik desteğe ihtiyacımız oluğu için motosiklet ile telefonun çektiği tepeye çıkmaya karar verdik. Motorla hızla giderken motor birden sağa sola yalpalamaya başladı. Düşmeden zar zor durdurabildik motoru. Bir baktık ki teker patlamış ve biz yarı yoldayız. Kalan yolu yaya olarak çıktık. Telefonu sabit tutunca çektiği bir tepe var, orada İstanbul’dan arkadaşlarla görüştük. Dirençleri direk bağlayıp boştaki 250 voltluk gerilimi düşürmeye karar verdik. Fakat bu normal üretimde de bir miktar kayıp olacağı anlamına geliyordu. Yaya olarak tekrar dağdan aşağı, köye doğru indik. Dirençleri çeşitli değerlerde bağlayıp aküleri biraz boşaltıp şarj ederek teste başladık. Ancak bu sefer de yavaş yavaş güç düşümü oluyordu. Kontrol ettiğimizde sisteme gelmeden önce birkaç gözede biriken suyun seviyesinin azaldığını gördük. Yağışsız geçen günlerde ve soğuktan dolayı bir kısmı donan su kaynağımız iyice zayıflamıştı. Bizim hesapladığımız minimum debinin epey altında bir su geliyordu. Ancak Adil abinin bize bunun sürekli bir durum olmayacağını, birkaç yağmurla toparlanacağını söylemesi üzerine bunu pek dikkate almadık.

Hava kararmak üzereydi ve biz tüm sistemi tamamlamış bulunuyorduk. Şimdi sıra elektriği eve verme kısmındaydı. Eve çektiğimiz şebekeye invertörümüzü bağladık. Çalıştırdık ve beklemeye başladık. Normalde 5 saniye içerisinde invertör elektriği göndermeye başlar. Bizim ise gözlerimiz evin ışıklarındaydı ve sanki saatlerdir oraya bakıyorduk.

Birden evin penceresinde bir parlama! Ve umudun ışığını gördük. Sevinç çığlıkları ve alkışlar eşliğinde kucaklaştık. Fakat evdekilerden bir tepki yoktu. Karşıdan elinde fenerle Adil abi hızlı hızlı geldi. Mutlu ve heyecanlı, konuşmakta zorlanıyordu. “Ne oldu? Hiçbir tepki vermediniz. Ne yaptınız?” diyoruz. ”Ne olacak çığlık attık!” dedi.

Hep beraber eve geçtik. Ev artık karanlık değildi, herkesin yüzü gülüyordu. Çamaşır makinesini de çalıştırdık. Buna en çok Ayten teyze sevindi. Kucaklaşıp hep beraber kutladık. Fakat uçak saatimiz geldi çattı, fazla duramadık. Vedalaşıp traktörle önce Hozat’a, oradan uçağa binmek için Elazığ'a geçtik. Uçak yükselirken şehir ve köyler ışıklarla selamlıyordu bizi, "Biz buradayız, yaşıyoruz" diyorlardı. Evet; yaşamanın, var olmanın kanıtıydı 21. yüzyılda ışık; ve biz bu varlığı yıllardır Karsel'i yok sayan sistemin yüzüne vurarak döndük İstanbul’a...

Nozul: suyun çarka değmeden önce basınç kazandığı konik daralan boru parçası

Debi: bir borudan belli bir zamanda geçen su miktarı

Alternatör: Mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren alet

Regülatör: alternatörde üretilen elektriği düzenleyerek aküye gönderen elektronik cihaz

İnvertör: akülerde depolanan 12 volt düz akımı 220 volt dalgalı akıma dönüştüren elektronik cihaz


























Halk Cephesi-Halkın Mühendis Mimarları/Enerji Komitesi
______________________________________________________
“Her Cepheli'nin yüreği, basılmaya hazır bir şiir kitabıdır.”
Feda Cephesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Feda Cephesi Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com