Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Bizden Makaleler > Sibel ÖZBUDUN

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi SİZİN “SOKAĞA DÖKECEK” KAÇ ADAMINIZ VAR?
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1097
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 23.Mayıs.2011, 03:36   #1
 
Sibel Özbudun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sibel Özbudun
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17.Şubat.2011
Üye No: 34464
Mesajlar: 18
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesaja Teşekkür Edildi
Standart SİZİN “SOKAĞA DÖKECEK” KAÇ ADAMINIZ VAR?

SİZİN “SOKAĞA DÖKECEK” KAÇ ADAMINIZ VAR?[*]

SİBEL ÖZBUDUN

“Derin olan kuyu değil,
ip’tir kısa olan.”[1]

“Taksim'de bin kişiyi, iki bin kişiyi yürütmek, iki bin genci yürütmek problem değil. Onlar YGS sınavının karşısında tavır ortaya koyduklarını açıklarken, biz de kalkarız onların karşısına 5 bin, 10 bin tane genci koyarız!”
“Sayın Recep Tayyip Erdoğan, on bin milisinle Taksim’e gel, ben de bin bozkurtumla meydana geleceğim. İnanıyorum ki Kasımpaşa’ya kadar arkana bakmadan kaçarsın!”
Ne “muhabbet” ama! Sanırsınız ki iki mafya babası “racon” kesiyor…
Başbakanla muhalefet partisi başkanı Taksim meydanında kimin kimi “hış edeceği” konusunda “afi” yarıştırırken, bir şeyler, hem de epey kirli bir şeyler de ortalığa dökülüp saçılıyor.
Mesela… Yıllar ve yıllar boyu solun, sosyalistlerin, devrimcilerin üzerine atılı duran “ayak takımını sokağa dökme” fiilini gerçekte kim(ler)in “harîm-i ismet”inde olarak gördüğünü…
Devrimciler, sosyalistler, “güruhları sokağa dökmez”ler… Onlar sokağa çıkarlar… Bıçak kemiğine dayanmış, tepkili kitlelerin yanıbaşında, onlarla birlikte…
Tıpkı YGS sınavında olduğu gibi… Tepeden tırnağa kokuşmuş bir eğitim sisteminin son tüyüne kadar “yolunacak kaz” muamelesi yaptığı, tüm yaşamları, gelecekleri üç saatlik bir sınava endeksli, aşık olunacak, kırlarda, sahillerde elele dolaşılacak, sinemalara, tiyatrolara gidilecek yaşları dershanelerde çürütülen, okusalar da okumasalar da işsizlik mahkûmu liseli gençlerin, sınav şifrelerinin cemaatlere “uçurulduğu” kuşkusu (bu “kuşku”nun bu denli yoğun, bu denli derin ve bu denli yaygın olması da apayrı bir sosyal-psikolojik soru, tabii!) karşısında bardağı taşırmaları… Facebook, Twitter ya da benim aklımın ermediği sanal ortam mucizeleri üzerinden örgütlenen protesto gösterilerinde meydanlara taşan o “şenlikli” öfke… Genç kuşakların yıllardır içerisinde rehin tutulduğu depolitizasyon sarmalının duvarlarını bir tekmede yıkan yaratıcı enerji… Dershaneyi, okulu “kırıp” hazırlanan kendiliğinden pankartlar, dövizler… Oracıkta üretiliveren sloganlar…
Aralarında daha politize olanları, devrimci gençler yok muydu? Vardı elbet… Onlar da partilerinin, örgütlerinin “abi”lerine, “abla”larına sorma gereği duymadan gelip katılmışlardı sıra arkadaşlarının arasına. Yalnız meydanları değil, yarınlarını da eşitlikçi, parasız, özgür, bilimsel, katılımcı, emekten ve hayattan yana bir eğitim sistemiyle bayram yerine döndürebilmek için…
Böylesi bir tepkiyi “beş-on bin fedaiyle kana boğulacak” bir tehdit olarak görme, ya da “kan kokusu” alır almaz, “getir 5-10 bin adamını, ben bin bozkurtumla topunuzu hâllederim” sırtlan şöleninin hevesine kapılma nesi, Tanrı aşkına, siz ey “12 Eylül öncesine dönmek istemeyenler”? Kendinizi 6 Filo’yu protesto eden gençlerin karşısında mı bellediniz? “Kanlı Pazar”ların, Maraş’ların, Çorum’ların hasreti mi çöktü içinize?
Peki siz size inanan, gönül veren gençleri gerçekten neyiniz olarak görüyorsunuz? Sırtı sıvazlanıp, dolduruluşa getirilip devrimcilerin ve birbirlerinin üzerine salınacak ipsiz-sapsız güruhu mu? Kendini şu ya da bu nedenle, şu ya da bu biçimde, “muhafazakâr, maneviyatçı, milliyetçi” olarak gören –ve büyük çoğunluğu gerçekten de düzeniniz ve iktidarlarınız sayesinde işsizliğe, geleceksizliğe mahkûm kılınmış- gençler, sizin keyfiniz istediğinde sokağa salıvereceğiniz, sonra da geri çekebileceğiniz fedaileriniz mi? “Gerekirse”, “sokaklara dökeceğiniz” böyle bir rezerv mi var ellerinizde? Sizin ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu?
Bu kanlı açık arttırmayı, hin-i hacette “sokağa dökebileceğiniz” vurucu güç matematiğini size bırakıyoruz. Bizler, gencisiyle, yaşlısıyla, kadınıyla, erkeğiyle, Kürdüyle, Türküyle, öğrencisiyle, işçisiyle, işsiziyle, taşeronuyla, sokaklarda “Ekmek ve Gül” istemeye, Özgürlüğe ve Eşitliğe olan özlemimizi haykırmaya devam edeceğiz…
Onları kazandığımızda, elinizde tuttuğunuzu varsaydığınız “fedai” taburları dahil tüm yoksul çocukları için bu ülkede insanca, onurlu bir yaşam sürme olanağı doğacak…

N O T L A R
[*] Yeni Harman, No:153, Mayıs 2011…
[1] Konfüçyüs.
Sibel Özbudun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com