Tekil Mesaj gösterimi
Alt 06.Ocak.2018, 16:39   #1
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 396
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 97
161 Mesajına 255 Teşekkür Aldı
Standart İran ve Rojhelat da isyan ve oportünist nasyonalizm

Ortadoğu gerçekten bütünsel bir coğrafya...Kürt toplumu bu coğrafyadaki 4 ulus-devleti birbirine bağlayan bir anahtar role sahip...keza yarattıklarıyla da bu değerleri Ortadoğu bütününe aktarabiliyor...

Devrimci olmak...heyecan duymakla eş anlamlıdır...gerçekleşen toplumsal ayaklanma ve değişimlerden heyecan duymayana devrimci denmez...bu değişimlerin bölgesel ve enternasyonal bütüne sahip olduğunu anlamayana devrimci denmez...

hatırlıyorum...arkadaşlarla Avusturya İşçi Marşı söylüyoruz...yanlış hatırlamıyorsam marşın ilki kızıl ordu üzerine yazılmıştı...Avusturya da ayaklanma sırasında değiştirilip okunduğu içinde başka bölgelerde aynı isimle söylenir olmuştur...Kürtçe de Sterka Sor(kızıl yıldız) ismiyle söyleniyordu...

neyse marşı söylerken kendini bilmezin teki aynen şunu söyledi...siz önce Türk işçi marşını öğrenin...tamam o aralar daha küçüğüz yeni yeni sosyalizm nedir ne değildir öğreniyoruz ama...biz sosyalizmin enternasyonal bir olgu olduğunu ilkin öğrenmiştik...


Benim için sosyalist olmak...ilkin Cumhuriyet rejiminin değerlerini red etmekle eş değerdi...yani milliyetçilik zehrini...haliyle sonrasında aydınlanma karşıtı olmam...marksizmi eleştirmem de ardı sıra gelmiştir...marksizm bunları destekliyor anlamında değil...bunları meşrulaştırdığını düşündüğüm için eleştirmiştim...fakat konumuz şuan bu değil...

İran ve Rojhelat daki isyan meselesine gelirsek de bizim için aslı yukarıda bahsettiğim tarzdadır...yani ne diye Rojhelatı önemsiyorsun diye sorarsa biri cevabı bellidir..hiçbir değişim salt yerel-lokal değildir...hepsinin bağlı olduğu enternasyonal bir karakter vardır...olmak durumundadır...


geçmişte Kürt isyanları geri haliyle bu isyanların bir getirisi olan bağımsız bir Kürdistan "hak" değildir denirdi...Lenin Polonya ve Finlandiya da burjuva anlamda bağımısızlığı tanırken...bu rejimler sosyalizmden "geri" haliyle gericiliğe hizmet ediyorum demedi...tam tersi bu ulusların kendi kaderlerinin tayini olarak devrime katılıp-katılmamaları tercihinin bu ulusun işçilerine bırakmıştır...

Polonya da devrim olacaksa oradaki işçiler "bağımsız" olarak bu süreci yürütebilme haklarına sahiptiler...ne kadar Polonya rejimi Sovyet rejiminden "geri" de olsa...bu sömürgeciliğin "sosyal" olarak gizlenmiş versiyonu olan sosyal-şovenizmi aklamaz...yani Polonya daki süreç illaki Sovyet eliyle gerçekleşmek zorunda değildir...Polonyalı işçiler de Rus işçilere kuyruk olmak durumunda değildirler...


Şimdi ise yaşananlara bakıyorum da...ortalık iyice kızışmış...İran "idam" rejimi gerici...bu konuda herkes hem fikir...ABD müdahalesine karşı ise "anti emperyalist"(kapitalizmin gericileşmiş versiyonuna) karşı olduğu için aslında "ilerici" de oluyor...yani ABD de gerici...İran da gerici ama...ABD "daha gerici"...İran nispeten daha "ilerici" olmuş oluyor...


TC içinde bakılsa...Kürt isyanlarını yapanlara bakıp "gerici" denir...ve sömürgecilik meşrulaştırılırdı..sanki isyanı gerçekleştirenlerin dışında Kürt toplumu ileriye gidemez...ilerici hareketler kurulamazmış gibi...Kürdü sömürgeciye bağımlı kılmanın "meşru" biçimi bu idi...

İran da ise tam tersini söylüyorlar...ABD "demokrasi" götürmek adına İrana müdahale edelim diyor...bu oportünist nasyonalistler ABD planı...İran "anti emperyalist"...İran "gericiliğini" ABD "ilericiliğine" karşı koruyalım diyorlar...


kafanız karıştı değil mi? şimdi bunlardsan hangisi "ilerici" hangisi "gerici" kısmı bir değişik...

İran "molla" rejiminin "gericiliği" sözde herkesin malumu ancak ABD nezdindeki "ilericiliği" nin de mevcut olduğu söyleniyor...İrana "demokrasi"(batı standartları deniyordu eskiden) götüreceğim diyen ise ABD...protestolara desteğini açıklıyor..."ilerici" olana göz kırpıyor...


Marks Birleşik Krallığın Hindistan üzerindeki sömürgeciliğine ilişkin "eski asyatik toplumu yıkan ve batı toplumunun standartlarını inşa eden" aslında toplumsal devrim yapan "ilerici" bir rol biçmişti...buradan Marks "sömürgeciliği destekledi" demek saçmalıktır...Marksın meselesi burada sömürgecilik değildi...nesnel diyalektik işleyişe göre konum alıyordu kendisi...

Lenin ile birlikte...emperyalizm süreçlerinde bu "müdahale" ve "ilericilik" işleri ortadan kalktı...şimdi İngiltere Hindistan da sömürgecilik işine devam etse ve birileri "ilerici" dese sömürgeciliğe destek veriyor diye taşlanır...


fakat arada derede marksist-leninist olan oportünist nasyonalistler...TC rejimi Kürdü bağımlı kılarken...Kürdün burjuva devrimi yapma imkanı yok...önderleri gerici diyip TC rejimine toplumsal devrimci muhteva yüklerken...aynı zamanda "dış müdahalelere" ve Osmanlı tırtıklanmasına karşı çıkıyorlar...ABD emperyalizmi diyorlar...

bu teorik cambazlık...oportünizmle nasyonalizmin nasıl da ortaklaştığını önümüze seriyor...


Rojhelat ve İran halklarına karşı geliştirdikleri tutumlar bu rezilliklerini ortaya sermekten başka bir şey yapmıyor...
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ÖzgürToplumsallık Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler: